banner
anasayfa
ayinbitkisi
arsiv
bos1
baglantilar
iletisim
kitap
palmiye böceði
basýnda
siteyioneriniz
ulasim
intro

Peyzajda 4.Boyut, ülkemizde bilinmeyen veya yeteri kadar tanınmayan bitkiler hakkında, profesyonel ve amatörlere bilgi verilmesi amacı ile hazırlanan bir programdır. Her ay yeni bir bitki tanıtımı yapılmakta, Palmiye Merkezi deneyimleri de aktarılmaktadır.

Palmiye Merkezinin bir hizmeti olan, bu programın sizin veya bir arkadaşınızın e-posta adresine gönderilmesini arzu ediyorsanız, lütfen abone olunuz (abone olmak tamamen ücretsizdir, adresinize herhangi bir reklâm gönderilmeyecektir).

PEYZAJDA 4.BOYUT'a  abone olmak istiyorum>>>>>>>           Arkadaşımı öneriyorum>>>>>>




2017 YILI ARŞİVİ 2016 YILI ARŞİVİ 2015 YILI ARŞİVİ
2014 YILI ARŞİVİ 2013 YILI ARŞİVİ 2012 YILI ARŞİVİ
2011 YILI ARŞİVİ 2010 YILI ARŞİVİ 2009 YILI ARŞİVİ
2008 YILI ARŞİVİ 2007 YILI ARŞİVİ 2006 YILI ARŞİVİ
2005 YILI ARŞİVİ 2004 YILI ARŞİVİ

PEYZAJDA 4. BOYUT Aralık 2018

uploads/15122018162021/Slayt7.JPG

BİDENS AUREA-SARI BİDENS

uploads/15122018162021/Slayt6.JPG

Bidens cinsi, Asteraceae (Yıldızgiller) ailesine aittir. Bu aile yaklaşık 200 kadar türü içerir. Bu bitkiler, dünyanın sıcak ve ılıman bölgelerine dağılmıştır. Çoğunlukla Kuzey ve Güney Amerika, Afrika ve Polinezya’da bulunurlar, bazı türleri ise Asya veya Avrupa’dadır. Bidens cinsi, Cosmos ve Coreopsis cinsleriyle yakın akrabadır. Cins adı latince “bis” iki ve “dens” diş kelimelerinden oluşmuştur. Bitkiler zoochorous (tohumların kazak, kürk, tüy ve benzeri yüzeylere yapışarak taşınması ile bitkinin yeni ortamlara yayılması) özellik gösterirler.

Bidens aurea,  diğer bütün Bidens’ler gibi Asteraceae (Yıldızgiller) ailesine ait, çok yıllık, bir bitkidir. ABD’nin güney eyaletlerinden, Guatemala’ya kadar olan coğrafi bölgede doğal olarak bulunmaktadır. “Aurea” eki, latince altın rengi demektir ve çiçeklerin rengine atfen verilmiştir. İngilizcede bitki, tohumların ucundaki 2 çıkıntı nedeniyle bite benzetilerek, Bit Tohumu olarak adlandırılmıştır.

Sarı Bidens, yayılıcı bir bitkidir. Cosmos’a benzeyen gösterişli çiçeklerinin çanak yaprakları dışarıda soluk krem, içerde ise sarı renktedir. Yumuşak, ince gövdeleri 100 cm’e kadar yükselebilir. İnce, uzun, lanceloat yapraklarının kenarları dişlidir. Bidens aurea, eylülden aralığa kadar çiçek açar. Toprak bakımından seçici değildir. Kumlu topraklarda yetişebildiği gibi, killi, ağır topraklarda; iyi drenaj olması durumunda rahatlıkla yetişebilir. Nemli toprak ve tam güneş ister. Bitki -10 °C’ye kadar dayanabilir. Hermafrodittir, tozlaşma böcekler tarafından yapılır.

uploads/15122018162021/Slayt5.JPG

Gövdeler genelde yana doğru eğildiği için saksıların üzeri bitkisiz kalabilir. Sarı Bidens, yıl sonunda budanmamalıdır çünkü üstteki dal ve yapraklar, altta kalan yaprakları dondan koruyucu etki gösterirler. Eğer bitki kışa kadar çok yükselmişse, gövdenin 3 te 1 kısmı yukardan kesilebilir, çetin kış şartları geçtikten sonra ilkbaharda, alttan tekrar budama yapılır. Bidens aurea, uzak mesafelere yayılarak, diğer bitkilerin arasına karışır. Kenardaki bitkilerin, anneden uzanan filizden mi yoksa düşen tohumlardan çıkan yeni bitkiler mi olduğunu ayırt etmek çok zordur.

Peyzajda Kullanımı: Dayanıklı ve gösterişli çiçekleri olduğundan, doğal bahçelerde tercih edilebilir. Fazla bakım gerektirmez. Mor-kırmızı Dahlia’larla beraber kullanıldığında eş zamanlı çiçek açtığından güzel bir görüntü sergiler. Yine Verbana bonariensis (kelebek çalısı) ve koyu renk yapraklı Penstemon digitalis “Husker red” ile kullanıldığında, güzel zıtlık oluşturur. 

 

uploads/15122018162021/Slayt2.JPG

uploads/15122018162021/Slayt3.JPG

uploads/15122018162021/Slayt4.JPG

 uploads/15122018162021/Slayt1.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Kasım 2018

uploads/17112018092616/Slayt7.JPG

HAEMANTHUS ALBİFLOS-RESİM FIRÇASI BİTKİSİ

Haemanthus, Amaryllidaceae ailesine ait bitkidir. Güney Afrika endemik cinslerinin en ilginçlerinden biridir. Bu cins, 22 türü içerir, bunların çoğunluğu Güney Afrika Cumhuriyetinde bulunurlar. Tüm türler; çok yıllık, soğanlı, geofitlerdir. Küme şeklindeki çiçekleri, kırmızı, beyaz veya pembe renktedir.

uploads/17112018092616/Slayt6.JPG

Haemanthus albiflos, herdem yeşil Haemanthus türlerinin en bilinenidir. Cins adı Haemanthus, Yunanca, Haima “kan” ve anthos “çiçek” ten gelmektedir. Bu cinsin çiçeklerinin çoğunlukla kırmızı renkli olması sebebiyle bu isim verilmiştir. Albiflos ise bu türün çiçeklerinin beyaz olduğunu ifade eder. Resim Fırçası Bitkisi, doğal olarak Güney-Batı Cape ve KwaZulu-Natal’ın kuzey kısımlarında bulunmaktadır

Haemanthus albilos, çok yıllık, soğanlı geofittir. Küçük bir bitkidir, ancak 30 cm yüksekliğe ve 15 cm genişliğe erişebilir. Genelde yaprak sayısı 3 çifti geçmez.  Oblong yaprakları, parlak yeşilden, soluk yeşile veya grimsi yeşile değişiklik gösterebilir. Yapraklar, 30 cm uzunluk ve 10 cm genişliğe ulaşabilirler. Bitki, doğada sonbahar başından, kış ortasına kadar çiçek açmaktadır. Kültürde ise, yılın hemen her zamanı çiçek açabilir. 3-5 cm çapındaki çiçek başı, çok sayıda ince beyaz çiçeklerden oluşmuştur. Erkek organlar, çiçeğin üst kısmından yukarıya doğru uzanırlar ve zamanla anterleri (uç kısmı) parlak sarı veya turuncu renge dönüşürler. İlginç, etli meyveleri, parlak kırmızı veya portakal rengindedir.

uploads/17112018092616/Slayt4.JPG

Resim Fırçası Bitkisi, organikten zengin, iyi drenajlı ve gölge bir ortama gereksinim duyar, dikildikten sonra, uzun yıllar, yerinde bırakılmalıdır. Bitki, dona dayanıklı değildir, ancak çok kısa süreli -4 °C’ ye  dayanabilir. Kışı soğuk geçen iklim bölgelerinde, kışın sıcak bir ortama alınmalıdır. Haemantus albiflos’ un üretimi, tohum veya anaçlardan kardeşlerin ayrılmasıyla yapılır.

Peyzajda Kullanımı: Resim Fırçası Bitkisi, uzun çiçeklenme süresi, parlak geniş yaprakları ve parlak kırmızı meyveleri nedeniyle, ilgi çeker. Bu nedenlerle, sıcak iklim bölgelerinde, gölge bitkisi olarak tercih edilebilir. Saksıdaki bitkiler, gölge balkon veya verandada rahatlıkla yetiştirilirler. Bitki aynı zamanda, direk güneş ışığı almayan iç mekânlarda kullanılabilir. Saksıdaki bitkilerin, çiçeklenme performansı zamanla azalmaktadır, bu nedenle 4-5 yıl saksıda tutulan bitkilerin kardeşleri ayrılarak ayrı saksılara dikilmelidir.

 

uploads/17112018092616/Slayt5.JPG

uploads/17112018092616/Slayt1.JPG

uploads/17112018092616/Slayt3.JPG

 uploads/17112018092616/Slayt2.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Ekim 2018

uploads/20102018173842/Phytolacca americana.jpg

PHYTOLACCA AMERİCANA – ŞEKERCİBOYASI

Phytolacca americana (syn. Phytolacca dicondra) , Phytolaccaceae (Şekerciboyasıgiller) ailesine aittir. Bu aileye ait bitkilerin çoğu, dünyanın tropik ve subtropik,  bir kısmı da sıcak ılıman bölgelerinde bulunmaktadır. Aile 16 cins ve 100 türden oluşmaktadır. Phytolacca cinsi 25 türü içerir, bunlar; otsu, çalı veya ağaçtır. Phytolacca adı, kırmızı boyadan gelmektedir.

uploads/20102018173842/Slayt9.JPG

Şekerciboyası Bitkisi, çok yıllık bir çalıdır, 3 metre yüksekliğe kadar erişebilir. Doğal olarak ABD’nin batısında: orta, batı ve Meksika Körfezi kıyılarında bulunmaktadır. Asya ve Avrupa’nın birçok yerinde doğallaşmıştır. İngilizcede bitkiye, Güvercin Tanesi, Boya Bitkisi veya Kırmızı Boya Bitkisi adı verilmiştir.

Phytolacca americana‘nın,  yeşil renkteki yapraklarının üzeri düzgündür, 30 cm’ye kadar uzarlar. Yapraklar; yeşil, kırmızı veya mor renkli gövdelerden, ardışık olarak çıkarlar. Yumrulu kazık kökten çıkan gövdeler, 5 cm çapa ulaşabilir. Kazık kök, yıllar içinde oldukça genişler. Yapraklar, elle sıkıldığında kötü bir koku çıkar, Çiçekler, yeşil-beyaz renktedir. Çiçeklenmeden sonra, 5-10 mm çapında parlak, siyaha yakın, koyu mor meyveler oluşur. Her küçük meyve, 6-12 adet tohum içerir. Çiçeklenme, yaz başında başlar ve sonbahara kadar devam eder. 

Şekerciboyası Bitkisi, tohumla üretilir, tohumlar uzun süre canlılığını muhafaza eder, yıllar sonra bile toprakta yeşerebilir.

Phytolacca americana ‘nın, özellikle meyveleri olmak üzere tüm kısımları zehirlidir. Ağızdan alındığı takdirde birçok rahatsızlığa ve ölüme neden olabilirler. Bitki, saponine benzeyen, zehirli bir bileşik içerir, ayrıca phytolaccine alkoloidi de az miktarda bulunmaktadır.

Şekerciboyası Bitkisi, yaprakları ve gövdesi iyice pişirildiği takdirde yenilebilir. Bu işlem için, bitki parçaları, her seferinde suyu değiştirilerek 3 defa kaynatılmalıdır. Bitki ve pişmiş yapraklarına “pok” adı verilir. Pok, Apaçi’lerin geleneksel yemeklerindendir. Meyveler, zararlı toksinlerden etkilenmeyen bazı kuşlar tarafından yenilmektedir. Hassas kişilerde, bitki özsuyu deri iltihabına (dermatitis) neden olabilir. Ağızdan alındığı takdirde, Phytolacca americana, yavaş etki eder ancak şiddetli bir kusma meydana getirir. Kusma genelde, yenildikten 2 saat sonra başlar. Ciddi zehirlenmelerde kusma dışında kas kasılmaları ve sara benzeri nöbetler ortaya çıkar, ölüm genellikle solunum sistemi felciyle oluşmaktadır. 

Şekerciboyası Bitkisi’nin meyvelerinden elde edilen sıvı kırmızı, mürekkep veya boya yapımında kullanılır. Pişirildikten sonra, olgun meyveler şaraba boya olarak da katılmaktadır.

Peyzajda Kullanımı:  Phytolacca americana, zehirli olması dışında çekici çiçekleriyle süs bitkisi olarak kullanılmaktadır. Ekolojik rolü nedeniyle, doğal gıdalar arasında ilgi çekmek için kullanılabilir. Büyük meyveli kültürleri elde edilmiştir, bahçelerde bunlar tercih edilmektedir.

uploads/20102018173842/Slayt1.JPG

uploads/20102018173842/Slayt2.JPG

uploads/20102018173842/Slayt3.JPG

 uploads/20102018173842/Slayt7.JPG 

uploads/20102018173842/Slayt8.JPG

 uploads/20102018173842/Slayt4.JPG 

uploads/20102018173842/Slayt5.JPG

 uploads/20102018173842/Slayt6.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Eylül 2018

uploads/18092018184942/Slayt8.JPG

OPUNTİA ROBUSTA-YUVARLAK YAPRAKLI OPUNTİA

Opuntia robusta, Kaktüs ailesinin, Opuntia cinsine ait bir bitkidir. Doğal ve endemik olarak, Orta ve Kuzey Meksika’da, 1500-3000 m yükseklikteki kayalıklarda, ormanlarda ve açık alanlarda bulunmaktadır.

uploads/18092018184942/Slayt3.JPG

Bu tür, Opuntia’ların Platyopuntia’lar grubuna dâhildir; bu grupta bulunan bitkilerin gövde ve dalları, fotosentez yapmak amacı ile yassılaşmıştır, bunlara kladode denilmektedir. Yuvarlak Yapraklı Opuntia gövdesinden çıkan, yassı, etli dallar; çok defa yaprak zannedilir. Bu segmentler (dallar), mavi-gümüşi renkte olup yuvarlaktır, genellikle çapları 20-25 cm’dir, bazen 50 cm’ye ulaşabilirler. Segmentlerin yüzeyleri tüysüzdür ve üzerlerinde areole denilen küçük, yükselmiş çıkıntılar bulunur. Bu çıkıntıların üzerinde de, glokid denilen, sarı kahverengi oluşumlar ve 5 cm’ye kadar uzayan, 1-12 adet sivri dikenler (yapraklar) vardır. Yapraklar, küçük, silindirik veya konik şekilde oluşumlara dönüşmüştür, kısa zamanda bitkiden ayrılıp dökülürler.

uploads/18092018184942/Slayt1.JPGOpuntia robusta’lar, genelde 1-2 m yüksekliğe erişen çalılardır, bazen 4 m yüksekliğe ulaşabilirler. Gövdenin üst segmentlerinin ucunda oluşan, parlak-sarı, ortası yeşil çiçekleri 5-8 cm çaptadır. Çiçeklenmeden sonra 8 cm uzunluğunda, yuvarlak, yenilebilir, yeşil renkte, sulu meyveler oluşur. Meyveler olgunlaştığında, renkleri pembedir daha sonra koyu kırmızıya dönerler. Koyu kırmızı renkteki meyvelerin ortasında, çok sayıda küçük tohumlar bulunur. En fazla çiçeklenme, ilkbahar sonu ve yazın olmaktadır. Yuvarlak Yapraklı Opuntia’lar, erkek, dişi veya hermafrodit olabilirler. Üretimleri, gövde çeliklerinden veya tohumdan yapılır. Opuntia robusta, kuraklığa dayanıklıdır, bakım gerektirmez, tam güneş veya yarıgölge alanlarda, ancak iyi drenajlı toprakta yetişir. Kısa süreli -8 oC dona dayanıklıdır. Avustralya’da doğallaşmış olmasına karşın, bu ülkede istilacı bir tür olarak kabul edilmektedir.

Peyzajda Kullanımı: Yuvarlak Yapraklı Opuntia, büyük, gösterişli ve çok yıllık bir kaktüstür. Sıcak ve kuru iklimlerde kolaylıkla yetişir. Özellikle, kurakçıl bahçelerde, çöl bahçelerinde, Akdeniz bahçelerinde ve kaya bahçelerinde kullanılır. Bahçelerin girişinde vurgu bitkisi olarak da kullanılmaktadır. Çok az bir bakımla, saksıda yetiştirilebilecek, gösterişli bir bitkidir.

 

uploads/18092018184942/Slayt6.JPG

uploads/18092018184942/Slayt7.JPG

uploads/18092018184942/Slayt1.JPG

 uploads/18092018184942/Slayt5.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Ağustos 2018

uploads/23082018162824/Slayt8.JPG

ADANSONİA DİGİTATA-BAOBAB AĞACI

Malvaceae ailesine ait olan Adansonia cinsi, Baobab olarak bilinen, yaprak döken ağaçlardan oluşmaktadır. Bu ağaçlar; Madagaskar, Afrika Anakarası, Arabistan ve Avustralya’nın kurak bölgelerinde, doğal olarak bulunurlar. Cinse ait 9 türden 6’sı Madagaskar’a, 2 tür Afrika Anakara ve Arap Yarımadası’na, 1 tür de Avustralya’ya özgüdür. Cins adı Adansonia, ağacı ilk defa tarif eden, Fransız gezgin ve doğacı Michael Adamson’a atfen verilmiştir. Bu ağaçlar, yapraksız zamanında, uzaktan bakıldığında dalları kök gibi görüldüğünden, Baş Aşağı Ağaç olarak da adlandırılırlar.

Türler: Adansonia digitata: Afrika Baobabı (Batı, Kuzeydoğu, Orta ve Güney Afrika, Arap Yarımadası), Adansonia grandidieri: Dev Baobab (Madagaskar), Adansonia gregorii: Boab, (Kuzeybatı Avustralya), Adansonia kilima: Afrika Dağ Baobabı (Doğu ve Güney Afrika),  Adansonia madagascariensis: Madagaskar Baobabı (Madagaskar), Adansonia perrieri: Perrier Baobabı (Kuzey Madagaskar), Adansonia rubrostipa: Fony Baobab (Madagaskar), Adansonia suarezensis: Suarez Baobabı (Madagaskar), Adansonia za: Za Baobabı (Madagaskar).

Adansonia türlerinin bazı ortak özellikleri vardır; gövde çevreleri çok geniştir, bu sayede kurak şartlar için çok miktarda su depolayabilirler. Baobab’ların gövdelerinde, 120,000 litreye kadar su depoladıkları bildirilmiştir. Tüm ağaçlar, mevsimsel kurak bölgelerde bulunurlar ve kurak mevsimlerde yapraklarını dökerler.

uploads/23082018162824/Slayt4.JPG

Adansonia’lar sukkulent değildir. Genç bitkiler, çok fazla suya gereksinim gösterirler ve kuraklığa dayanamazlar. Bu cins, az yağmur alan bölgelere kolaylıkla adapte olur. Ağaçlar, türlerine göre 5-30 m yüksekliğe ve 25 m gövde çevresine (gövde çapı 16 m) ulaşabilirler.

Baobab’lar, çok uzun yaşayan ağaçlardır, 2000 yıldan fazla yaşayabilirler, öldükleri zaman, içleri süratle çürür ve ağaç aniden devrilir. Ağaçlar, kuraklığa, yangına ve termitlere (bir çeşit karınca) karşı dirençlidir. Ağaç kabuğu soyulsa bile yeniden gelişir. Uzun yaşamlarının nedenlerinden biri de, bir kaza sonucu veya lifleri için kabuğunun soyulmasından sonra, ağacın kendini tekrar tamir etmesidir. Bazı büyük Adansonia ağaçlarının oyulmuş gövdeleri, yüzyıllardır insanlar tarafından değişik amaçlarla; su kaynağı, mesken, hapishane, meyhane ve hayvan sığınağı olarak kullanılmıştır. Ağaçlar aynı zamanda, kuş yuvalarını barındırması açısından da önemlidir. 21.yy başından itbaren, en yaşlı ve en büyük Baobab ağaçları, Afrika’nın hemen hemen her yerinde ölmektedir. Bunun nedeni muhtemelen, küresel ısınma ve kuraklığın ortaya çıkmasıdır.

Peyzajda Kullanımı: Adansonia’lar, don olmayan yörelerde, büyük bahçelerde, çiftlikler veya parklarda kullanılabilecek seçkin ağaçlardır, ancak taban suyu ve don tehlikesi olan yerlere dikilmemesi önerilir.

Adansonia digitata, Afrikan Baobab Ağacı olarak bilinir. Gövde kalınlığı ve yüksekliği ile çok ilginç görünümlü bir ağaçtır. Ağaç 25 m yüksekliğe ve şişe şeklindeki gövdesi 16 m genişliğine ulaşabilir. Dallar, kalın, geniş ve gövdeden fazla dışarı uzanmazlar. Gövde kabuğu yüzeyi düzgündür, 10 cm genişliğe kadar kalınlaşabilir, rengi kırmızı-kahverengi veya gridir.  Çiçek sapı 90 cm yükseklikte, sap üzerinden aşağı sarkan, beyaz, güzel kokulu çiçekler, 20 cm genişlikte olabilir. Çiçekler 5 petalden oluşur ve içleri püskül şeklinde erkek organlarla kaplıdır. Uzun salkım üzerindeki çiçekler, ekim-aralık (Güney Afrika'da  yaz mevsimi) ayları arasında, akşamüstü açarlar. Çiçekler 24 saat içinde bozulup, kahverengine döner ve kötü bir koku salgılarlar. Tozlaşma, meyve yarasaları, böcekler veya rüzgârla, genellikle gece saatlerinde olur.

Adansonia digitata’nın, yuvarlak veya oval meyveleri, kadifemsi kabuk içinde, hindistan cevizi büyüklüğünde (20 cm uzunluğa kadar) olup, 1,5 kg ağırlığındadırlar. El büyüklüğündeki yaprakları 5 veya 7 parmak şeklindeki yaprakçıktan oluşmaktadır. Yapraklar, kış aylarında dökülür, ilkbahar sonu veya yaz başında tekrar açarlar.

Afrikan Baobab Ağacı’nın kök sistemi yüzeysel olmasına karşın, ağacın boyu kadar her istikamete uzar. Bu, kurak iklimde yaşaması için alınmış bir tedbirdir. Bu şekilde, ani ve kuvvetli yağışlarda, çok fazla suyu çekerek depo eder ve kurak mevsimlerde bitkinin yaşamasını sağlarlar. Bitkinin yapraksız olduğu 8 ay süresince, gövde fotosentez yapıp bu suyu kullanmaktadır.

Adansonia digitata’nın Afrika’da bulunan en büyük yaşayan örneği, Glencoe Baobab’ın yaklaşık 2000 yaşında ve gövde çapının yaklaşık 16 m olduğu bildirilmiştir.

Baobab’ların yaprakları, sebze olarak kullanılmaktadır; taze veya kuru toz halinde kullanılırlar. Bitkinin tohumları, çorbalarda koyulaştırıcı olarak kullanıldığı gibi, fermente edilerek, kavrularak, direkt olarak da tüketilirler. Bazı yörelerde de kavrularak kahve yerine kullanılmaktadır. Tohumdan çıkarılan yağ kızartmalarda, lifli kabuğu, halı, ip, balık ağı ve giysi yapımı gibi çeşitli alanlarda, odunu ise kereste yapımında ve yakıt olarak kullanılmaktadır. Avustralya yerlileri, Baobab’ları, su kaynağı ve gıda olarak, yapraklarını da tıbbi amaçlarla kullanmaktadırlar.

uploads/23082018162824/Slayt5.JPG

uploads/23082018162824/Slayt2.JPG

uploads/23082018162824/Slayt3.JPG

uploads/23082018162824/Slayt6.JPG

uploads/23082018162824/Slayt1.JPG

  uploads/23082018162824/Slayt7.JPG

PEYZAJDA 4. BOYUT Temmuz 2018

uploads/14072018184134/Slayt7.JPG

FATSİA JAPONİCA- ARALYA-FATSİYA

Fatsia japonica, Araliaceae ailesi ve Fatsia cinsine (3 tür içerir) ait bir bitkidir. Ülkemizde, Aralya ya da Fatsiya olarak bilinir. “Fatsi” kelimesi, Japonca sekiz (hachi) kelimesinden gelmektedir ve yapraklarının sekiz loblu oluşunu ifade eder. Japon Aralyası denmesinin nedeni ise bitkinin daha önce Aralia cinsine ait kabul edilmesindendir. Bitkinin ana vatanı Güney Japonya, Güney Kore ve Tayvan’dır. Dayanıklı bir bitkidir. Doğal olarak, sahil ormanlarında bulunmakta, tam veya yarı güneş alanlarda yaşamaktadır.

Aralya, herdem yeşil, orta boy bir çalıdır, verdiği gövdeler ve dallarla, 2-3 m yüksekliğe, 3-4 m genişliğe ulaşır. Palmat, yeşil yapraklar, dallardan almaşık olarak çıkar, loblanma gösterir ve yüzeyleri düzgündür. 50 cm saplar üzerinde çıkan yapraklar, 20-40 cm genişlikte ve 7-9 lobludur. Yaprak kenarlarında küçük dişçikler bulunur. Dallanma gösteren çiçek sapları, sonbahar sonu veya kış başında ortaya çıkarlar. Her ince çiçek sapının ucunda, ışınsal uzanan,10-20 kadar küçük çiçekten oluşan kümeler vardır. Birçok çiçek kümesinin aynı sapta görünmesi ile ilginç, güzel bir görünüm ortaya çıkar. İlkbahar başında açan çiçekler siyah meyveciklere dönüşürler. 

Fatsia japonica’nın gövdeleri, hızlı büyür ancak yapraklar daima gövdenin en üst kısmında bulunduklarından, uzayan bitkinin alt tarafında; yapraksız çıplak gövdeler göze güzel gözükmezler. Bu nedenle yaşlı bitkilerin gövdeleri, aşağı seviyelerden kesilerek tekrar yeni dallar vermesi ve bitkinin gençleşmesi sağlanmalıdır.

Aralya, gölge seven bir bitkidir ve nemli topraklarda, büyümesi daha hızlıdır.  Hafif asit, besinden zengin, nemli ancak iyi drenaj sağlanan ortamlarda en iyi şekilde gelişir. Bitki sıcağa, neme, hava kirliliğine dayanıklı olmakla birlikte, özellikle kurutucu rüzgârlardan ve kızgın güneşten korunmalıdır. -15 °C ‘ye kadar dayanır. Genelde, zararlı kemirgenlere, mantar ve diğer hastalıklara oldukça dayanıklıdır, ancak unlu bit veya kabuklu bitler bitkiye zararlı olabilirler. Bitki, yerine adapte olduktan sonra susuzluğa oldukça dayanır yine de uzun süre yağmur yağmayan mevsimlerde, zaman zaman sulanmalıdır.  Tuzlu suya da toleransı iyidir.

Fatsia japonica, gövde çelikleri ve tohumdan kolaylıkla üretilir. Zehirli bir bitkidir. Bitkinin, yapışkan yapıdaki bitki özsuyu, hassas kişilerde deriye değdiği takdirde dermatit yapabilir. Bitkinin iç mekânda, havada bulunan gaz formundaki formaldehiti, absorbe ettiği saptanmıştır. Fatsia japonica “varieagata”, bitkinin daha az dayanıklı varyetesidir, yaprak uçları krem renktedir. Fatshedera lizei, Hedera helix’le olan bir hibritidir, yapraklar Fatsiya’ya benzer ancak bitki sarmaşık karakteri gösterir.

Peyzajda Kullanımı: Aralya’nın değeri, güzel yapraklarından gelmektedir. Bitki özellikle, bu çekici yaprakları nedeniyle kullanılır, güzel bir açık alan ve yol kenarı bitkisidir. Çit bitkisi olarak da kullanılır. Fatsia japonica, japon bahçelerinin en önemli ögelerindendir. Ağaç altı ve gölge alanlar için seçilecek bir bitkidir. Saksı bitkisi ve iç mekân bitkisi olarak kullanılmaya uygundur. Herdem yeşil, küçük bir çalı olarak bina girişlerinde veya giriş yolu kenarlarında saksı içinde sıklıkla kullanılır.

Aralya yaprakları, kesme çiçekçilikte sıklıkla kullanılmaktadır, kesildikten sonra haftalarca tazeliğini muhafaza eder. Deri yapısına benzeyen yapraklar, istenilen biçimde kesilip şekil verilebilir. Kesilen uçlar, siyahlaşmazlar. Gece aydınlatılan bahçelerde, arkadan ışık verilerek, yaprakların ilginç görünümünün ortaya çıkması sağlanabilir.

uploads/14072018184134/Slayt4.JPG

uploads/14072018184134/Slayt5.JPG

uploads/14072018184134/Slayt6.JPG

uploads/14072018184134/Slayt1.JPG

uploads/14072018184134/Slayt2.JPG

 uploads/14072018184134/Slayt3.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Haziran 2018

uploads/14062018124214/Slayt8.JPG

SANTOLİNA CHAMAECYPARİSSUS/SANTOLİNA ROSMARİNİFOLİA - SANTOLİN/LAVANTİN

Santolinalar, Asteracea (Papatyagiller) ailesine aittir. Bu cins, 18 dolayında türü kapsamaktadır. Doğal olarak Batı Avrupa ve Akdeniz kıyı bölgelerinde bulunan bu bitkiler, herdem yeşil, 10-60 cm yüksekliğe ulaşan küçük çalılardır. Yapraklar, bazı türlerde basit ve küçük, bazı türlerde ise ibre şeklindedir. Sıklıkla üzerleri gümüşi tüylerle kaplı ve hoş kokuludurlar. Sarı veya beyaz renkteki, bileşik çiçek başları yuvarlaktır ve yapraklardan daha yukarıya uzanırlar.

Santolina chamaecyparissus (Gri Santolina) ve Santolina rosmarinifolia (Yeşil Santolina) Türkiye’de bilinen türlerdir. Santolina rosmarinifolia’nın yaprakları parlak yeşil, Santolina chamaecyparissus yaprakları ise gümüşi gridir. Yeşil ve Gri Santolinalar, herdem yeşil çalılardır, 40-50 cm yüksekliğe ve 100-150 cm çapa ulaşabilirler. İnce yapraklar, 3-4 cm uzunluk ve 1-2 mm genişliktedir. Dişli yapraklar, gövdeye yakın olarak uzanır ve uzaktan bitkiye tüylü bir görününüm verirler. 

uploads/14062018124214/Slayt7.JPG

Santolina chamaecyparissus (Gri Santolina); küçük, herdem yeşil bir çalıdır. 40 cm yükseklik ve 150 cm genişliğe ulaşabilir. İnce, hoş kokulu, gri-yeşil renkli yaprakları, dallara yakın olarak çıkarlar ve kompakt bir yapıda görülürler. Yazın açan, sarı renkte, düğme şeklindeki çiçekler, yapraklardan daha yükseğe uzanan, silindirik gövde üstünde görülür. “Chamaecyparissus” chamaecyparis (servi) kelimesinden gelmektedir, yapraklarının bu bitkiye benzemesine atfen verilmiştir.

Santolina rosmarinifolia (Yeşil Santolina), Güney Batı Avrupa’ya özgüdür. Bu bitki de sık yaprak yapılı, herdem yeşil bir çalıdır. 50 cm yükseklik ve 100 cm genişliğe kadar büyüyebilir. Yazın, ince, hoş kokulu yeşil yaprakların üzerinde yükselen saplarda çiçekler gözlenir. “Rosmarinifolia” adı, yapraklarının, rosmarine (biberiye) benzemesinden dolayı verilmiştir.

Santolina; iyi drenajlı, kumlu, kireçli veya alkali bir toprağı tercih eder. Gıdaca fakir topraklardan rahatsız olmaz. En iyi, bol güneşli ortamda gelişir. Bitki, toprağa adapte olduktan sonra çok az suya ihtiyaç duyar, hatta aşırı sulamalarda çürüme meydana gelebilir. Bitkiler, -18 °C ye dayanabilirler. Üretimi, tohumla veya yaz ortası alınan çeliklerle yapılır. Santolinalar, yana doğru geliştikçe ortalarında bir boşluk meydana gelir, bunu engellemek için ilkbahar başında bitki budanmalı ve yeni sürgünlerin gelişmesi sağlanmalıdır. Ancak bütün bu çabalara rağmen, yıllar sonra bitki, ortası açık, altları boş bir duruma gelirse, sökülüp yerine yenisinin dikilmesinden başka çare yoktur. Bu iki tür için çok sayıda kültür geliştirilmiştir ve bahçelerde kullanılmaktadır.

Peyzajda Kullanımı: Bu iki Santolina da peyzajda kullanılan güzel bitkilerdir. Dikkat çekici görünüşleri dışında, fazla ilgi gereksinimi ve zararlısı olmayan türler olarak peyzajda kullanılırlar. Yer örtücü veya sınırlayıcı bitki olarak, sıcak bol güneşli ve iyi drenajlı yerlerde seçilecek bitkilerdendir. Santolina chamaecyparissus, gümüşi yaprakları nedeniyle, bahçedeki diğer yeşil yapraklı bitkilerle güzel bir zıtlık yaratır. Gümüşi renk kışın da devam eder. Santolinalar, Cistuslar (Kaya Gülleri) ile birlikte çok yıllık bordür bitkisi olarak kullanılabilirler. Xeriscape (kurakçıl peyzaj) için iyi bir seçimdir. Lavanta, biberiye, kekik, adaçayı ve reyhan gibi diğer baharat değeri olan Akdeniz bitkileriyle kullanılırlar.

Kullanımları: Peyzaj dışında pek çok kullanım alanı bulunmaktadır. Bu bitkilerden elde edilen yağdan, parfüm yapılmaktadır. Bitki dalları, gardroplara asılarak, böcek kovucu olarak kullanılır. Yapraklar, potpuri yapımında ve tütün yerine yapılan karışımlarda kullanılmaktadır. Çiçek ve yapraklar içilerek, bağırsak parazitlerinin düşürüldüğü bilinmektedir. Böcek sokmalarında, yapraklar deriye sürülerek tedavi edici amaçla kullanılır. Sarı çiçekler kaynatılarak, sarı renkte parlak bir boya elde edilmektedir.  

uploads/14062018124214/Slayt1.JPG

uploads/14062018124214/Slayt2.JPG

uploads/14062018124214/Slayt3.JPG

uploads/14062018124214/Slayt4.JPG

uploads/14062018124214/Slayt5.JPG

 uploads/14062018124214/Slayt6.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Mayıs 2018

uploads/12052018164105/Slayt6.JPG

SPARTİUM JUNCEUM-KATIR TIRNAĞI

Spartium junceum, Spartium cinsinin tek üyesidir. Fabaceae (Baklagiller) ailesine aittir. Cystus ve Genista cinsleriyle yakın akrabadır. Doğal olarak; Güney Avrupa, Akdeniz Sahilleri, Güney Batı Asya ve Kuzey Batı Afrika’da bulunur. Cins adı Yunanca, dokumacılıkta kullanılan bir çeşit ot olan “spartion” dan gelmektedir, “junceum” Latincede kovalık (Juncus) benzeri dallanmasına atfen verilmiştir. Genista juncea bitkinin sinonim adıdır.

uploads/12052018164105/Slayt5.JPG

Katır Tırnağı; çok gövdeli, seyrek yapraklı, yaprak döken bir çalıdır, 4 m’ye kadar uzayabilir, ana gövdesi 10 cm çapa ulaşabilir. Sukkulent, gri-yeşil, ince, küçük yaprakları, 1-3 cm uzunlukladır. Bitki, fotosentezinin büyük kısmını, yeşil sürgünleri (dalları) ile yapar. Yaprakları birkaç ay içinde dökülürler. Genç gövdeler, Juncus (kovalık)’ta olduğu gibi parlak yeşil ve yapraksızdır. Yaşlı gövdeler, odunsu bir görünüme sahiptir. Gövdeler tepeye yakın dallanırlar, uçlarında püskül şeklinde çiçekler oluşur. İlkbahar ve yaz aylarında, sürgün uçları kokulu, 1-2 cm uzunluğunda, sarı bezelye çiçeği şeklindeki çiçeklerle kaplanır. Yaz sonunda, 8-10 cm uzunluğundaki, tohum kılıfları olgunlaşır ve renkleri kahverengi-siyaha dönüşür.

Spartium junceum, diğer kıtalarda da dikilmiş ve Akdeniz iklimine sahip bölgelerde (Kaliforniya, Şili, Avustralya, Güney Afrika ve Kanarya Adaları) istila edici olarak yayılmıştır. İstila edici özelliği, kolaylıkla tohum yapması ve bunların yayılmasıyla olmaktadır. Katır Tırnağı, -12 °C ye, kayalık araziye ve kuraklığa dayanır.  Tam güneşi ve iyi drenajlı toprağı sever. Xeriscape (kurakçıl) adaptasyonu, çok ince ve erken dökülen yapraklar sayesinde olmaktadır. Bitki böcek ve hastalıklara karşı oldukça dayanıklıdır.

Peyzajda Kullanımı: Spartium junceum, bahçe, park, kent, otoyol peyzajında kullanılmaktadır. Özellikle, parlak sarı çiçekleri ve yeşil-silindirik gövdeleri için, seçilen bir bitkidir. Bulunduğu alanlarda, kışın da görünüşü nedeni ile farkındalık yaratır. Bitki, dağlık ve erozyon tehlikesi olan bölgelerde, erozyonu önlemek için de kullanılmaktadır.

Katır Tırnağı gövdelerinden elde edilen lifler, kumaş yapımında kullanılmış ve sarı boya elde edilmiştir. Gövdeler kâğıt, sepet-süpürge yapımında, çiçeklerden elde edilen esansiyel yağ, parfüm endüstrisinde kullanılır.

Tıbbi olarak; çiçek açan genç sürgünler ilk baharda toplanırlar, taze veya kurutulduktan sonra kardiyotonik, katartik, diüretik, emetik, ve purgatif olarak kullanılırlar. Tohumlar da aynı amaçla alternatif tıpta kullanılmaktadır. 

uploads/12052018164105/Slayt1.JPG

uploads/12052018164105/Slayt2.JPG

uploads/12052018164105/Slayt3.JPG

 uploads/12052018164105/Slayt4.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Nisan 2018

uploads/21042018204044/Slayt7.JPG

ALOE VERA-SARI SABIR

Aloe vera, Asphodelaceae ailesine ait olan Aloe cinsinin bir türü olup, çok yıllık, her dem yeşil, etli yapraklı (sukkulent) bir bitkidir. Bu cins, hibritlerle birlikte 580 türü kapsamaktadır. Sarı Sabır, Arap Yarımadası’na ait bir bitki olmakla birlikte, dünyada yaygın olarak kültürü yapılmıştır. Özellikle ılıman ve tropik bölgelerde yetiştirilmektedir: Güney Amerika, Meksika, Karayipler, ABD’nin doğu eyaletleri, Avustralya, Kuzey Afrika, Kanarya Adaları ve Güney İspanya gibi birçok ülkede doğallaşmıştır. Bitki, süs ve tıbbi amaç nedenleri ile üretilmektedir. Aloe barbadensis, türün sinonim adıdır. Bitkinin cins adı “vera”, hakiki anlamına gelmektedir, “aloe” ise Yunanca alsos (acı) demektir, bitki yapraklarının acı olmasından dolayı bu ad verilmiştir.

Aloe vera, kısa gövdeli bir bitkidir, 80-100 cm yüksekliğe kadar ulaşabilir. Yandan verdiği yavrularla genişleme gösterir. Kalın ve etli yaprakları, yeşil veya gri-yeşil renktedir. Bazı varyetelerde, yaprakların alt ve üst kısımlarında beyaz veya koyu lekeler bulunmaktadır. Yaprak kenarları, minik beyaz renkli dişlerle kaplıdır.  İlkbaharda sarı veya portakal rengi çiçek açar. 90 cm’lik bir sap üzerindeki çiçekler, her biri 2-3 cm uzunluğunda tubuler yapıdaki çiçekciklerden oluşur.

Sarı Sabır, ilginç şekli, çekici çiçekleri ve sukkulent yapısı nedeniyle, süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Ayrıca bu tür, yetiştiriciler tarafından tıbbi bir bitki olarak da üretilmektedir. Bitki sukkulent yapısı nedeniyle kurak bölgelerde yaşayabilir. Kaya bahçeleri ve az su isteyen bahçeler için seçilecek bir türdür. Aloe vera, -4 ˚C altındaki donlara dayanamaz. Böceklere karşı oldukça dayanıklıdır, fakat kırmızı örümcek, unlu bit, kabuklu bit ve yaprak biti gibi zararlılardan etkilenebilir.

Sarı Sabır, iyi drenajlı, kumlu toprak ve bol güneşli ortamlardan hoşlanır. Ancak, aşırı güneş altında yanık oluşabilir veya drenajsız bir toprakta bitki öz suyu azaldığı için yapraklar büzüşür. Saksıda yetiştirilen bitki, yandan verdiği kardeşler ile sıkışık bir duruma gelirse, yavrular ayrılmalı ve bitkiler ayrı saksılara bölünmelidir. Aloe vera, kışın durgunluk evresindedir bu yüzden sulanmasına gerek yoktur.

Peyzajda Kullanımı: Sarı Sabır, dünyada en çok kültürü yapılan Aloe türüdür. Genellikle tıbbi bitki, süs bitkisi ve vurgu bitkisi olarak yetiştirilir. Bitki, sukkulent, gri yeşil yaprakları, parlak, büyük, sarı veya portakal rengi çiçekleri ile çekicidir. Dünya üzerinde milyonlarca insan, Aloe vera’yı ilkyardım bitkisi olarak bahçelerinde yetiştirmektedir.

Sarı Sabır, geleneksel tıpta 5000 yıldan beri kullanılmaktadır. Bu bitkiye ait ilk raporlar, M.Ö. 16 YY’daki Ebers Papirüsları’nda mevcuttur. Bitki, halen birçok ülkede geleneksel şifa bitkisi olarak kullanılmaktadır. Aloe vera çözeltisi, antibakteriyel ve antifungal özelliğinden dolayı deri lezyonlarında ve hafif yanıklarda kullanılmaktadır. Bunun yanında, şeker hastalarında ve kan lipitinin (yağının) yüksek olduğu durumlarda da etkilidir.  Aloe vera’nın iyileştirici etkisi; jelde bulunan polisakkaritler, manam, antrakuinon, C-glikozit ve lektinlere bağlıdır. Sarı Sabırdaki iyileştirici özellik, diğer bazı Aloelerde de mevcuttur, Asphodelaceae ailesine ait Bulbine frutescens’de de bu özellik vardır.  Aloe vera, dıştan deri üzerinde tatbik edildiğinde yan etki göstermemekle birlikte ağızdan alındığında karın ağrısı, ishal ve ağızdan alınan ilaçların barsaklardan emilememesine neden olan toksik etkiler ortaya çıkabilir.

 

uploads/21042018204044/Slayt6.JPG

uploads/21042018204044/Slayt4.JPG

uploads/21042018204044/Slayt5.JPG

uploads/21042018204044/Slayt3.JPG

uploads/21042018204044/Slayt1.JPG

 uploads/21042018204044/Slayt2.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Mart 2018

uploads/10032018185710/ALOE ARBORESCENS.jpg

ALOE ARBORESCENS-AĞAÇSI SABIRLIK-AĞAÇSI ALOE

Aloe arborescens, Asphodelaceae ailesine aittir. Aloe cinsi, hibridlerle birlikte 580 kadar türü kapsamaktadır. Bu Aloe, Güney Afrika’nın 130 doğal türünden biridir.

Aloe adı “alsos” dan (Yunanca acı) gelmektedir, bu bitkilerin özsularının acı olmasından dolayı kullanılmıştır. Alsos kelimesi de Yunancaya, muhtemelen daha önceleri Araplar tarafından kullanılan; “alloe” (acı) kelimesinden, geçmiştir. “Arborescens” eki ise ağaç benzeri anlamında kullanılmıştır, ancak bu Aloe ağaca benzememektedir, 2-3 m’yi aşmayan ince gövdeleri vardır. Bitkiye Güney Afrika’da Krantz Aloe denilmektedir, bu ad Afrikan dilinde, kayalık tepe kelimesinden gelmektedir ve bitkinin doğal yaşam alanını tarif etmektedir.

Aloe arborescens, Güneydoğu Afrika’ya endemik bir türdür. Doğal olarak; Güney Afrika Cumhuriyeti, Malavi, Mozambik ve Zimbabve’de bulunmaktadır. Ağaçsı Sabırlık, farklı ortamlara adapte olabilse de, doğasında genellikle dağlık ve kayalık bölgelerde bulunur.

Aloe arborescens, çok başlı ve etrafına genişleyen bir sukkulent (etli yapraklı) tir. Daha önce bahsettiğimiz gibi boyu 2-3 m’yi geçmez. Göz alıcı gri-yeşil yaprakları rozet şeklinde diziliş gösterir. Yumuşak yapraklarının kenarları, testere gibi dişli olmasına karşın, batıcı değildir. Bitki, soğuk kış aylarında, uzun saplar üzerinde çiçek açar. Çiçek sapı dallanma göstermez, ancak bir rozetten iki veya daha fazla çiçek sapı çıkabilir. Sap etrafına dizili, ince, uzun silindir şeklindeki çok sayıda çiçek, kırmızı veya turuncu renktedir. Ayrıca sarı çiçek açan bir varyete de mevcuttur. Ağaçsı Sabırlık tohum veya çelikle kolaylıkla üretilebilir.

 Aloe arborescens, dikildiği yere uyum sağladıktan sonra hızlı büyür, kuraklığa dayanıklıdır ve fazla bakım istemez. Ancak dona hassastır,  kısa süreli -4 ° C’ye kadar dayanabilir. Tam güneşli alanları, iyi drenajlı ve kompost açısından zengin toprakları tercih eder.

Peyzajda Kullanımı: Ağaçsı Sabırlık dünya’da en fazla kültürü yapılan Aloe’lerden biridir. Genel olarak süs bitkisi veya vurgu bitki olarak yetiştirilir. Çit bitkisi olarak kullanılırsa, çok gösterişli ve geçilmez bir engel oluşturur. Gri-yeşil yaprakları, kışın açan büyük parlak kırmızı veya turuncu renkli çiçeklerinden dolayı, ılıman bölgelerde bahçelerde tercih edilir. Çiçeklerinin tatlı özleri; kuşlar, arılar ve kelebekler için çekicidir.

Tedavi değeri iyi bilinen Aloe vera, 5 bin yıldır tıbbi tedavi için kullanılmaktadır. 580 tür Aloe bitkisinin yalnız 5 tanesi Aloe vera gibi tedavi edici özelliğe sahiptir. Aloe arborescens da bunlardan biridir (diğerleri; Aloe vera, Aloe saponaria, Aloe ferox, Aloe perryi).

 

uploads/10032018185631/Slayt4.JPG

uploads/10032018183604/Slayt5.JPG

uploads/10032018183604/Slayt6.JPG

uploads/10032018183604/Slayt2.JPG

uploads/10032018183604/Slayt1.JPG

 uploads/10032018183604/Slayt3.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Şubat 2018

uploads/19022018093848/Slayt6.JPG

ALOE VAOMBE - MADAGASKAR AĞAÇ ALOESİ

Aloe’ler, doğal olarak Tropik ve Güney Afrika, Madagaskar ve Arap Yarımadası’nda bulunan, 300 dolayında türden oluşan ve Asphodelaceae ailesine ait etli yapraklı (sukkulent) bitkilerdir. Bu cinsin tüm bireyleri, her dem yeşildir ve çoğunda rozet dizilişindeki ince uzun yapraklar, gövde ve dalların uçlarında bulunur. Bitkiler; ağaç, çalı formunda veya çok yıllık (perennial) olabilir.

Aloe vaombe, doğal olarak Güney Madagaskar’da, kurak ve kireçli topraklarda bulunmaktadır. Bitkinin tür adı, yöresel adı olan “Vahombe”den gelmektedir. Sukkulent, her dem yeşil olan bitkinin gövdesi; dallanmadan 400 cm yükseklik ve 20 cm çapa erişebilir. Tek bir gövdedeki rozet yapraklar, 150 cm çapına ulaşabilir. Madagaskar Ağaç Aloesi’nin, uzun, pürüzsüz, yeşil renkli, kıvrık yapraklarının kenarlarında beyaz dişçikler vardır. Yapraklar, soğukta veya güneş altında, özellikle de kışın, koyu kırmızı renge dönerler. Aloe vaombe’nin yaprakları kesildiği zaman, koyu kıvamlı, sarı-yeşil bir sıvı çıkar ve bu sıvı, değdiği her şeyi koyu mor renge boyar. Alev kırmızısı renkte çiçekler, dallananı uzun saplar üzerinde bulunur ve kışın açarlar. Gösterişli çiçekleri arı ve kuşlar için de oldukça çekicidir.

Madagaskar Ağaç Aloesi, tam güneşli ortamı tercih eder, çeşitli topraklara uyum sağlar ve dikildiği yere alıştıktan sonra, kuraklığa dayanıklıdır. Bununla birlikte dona dayanıklı değildir, -2 °C de ölebilir. Üretimi tohumla yapılmaktadır. Bitki, Aloe’ler arasında, en çekici ve en hızlı gelişenlerindendir. Parlak yeşil veya koyu kırmızı renkli, kıvrık yaprakları ile dikkat çekicidir. Olgun bitkilerin, gösterişli, alev kırmızısı çiçekleri ile diğer Ağaç Aloe’ler arasında en güzelidir.

Aloe vaombe doğada, yöre insanları tarafından tıbbi amaçlarla hasat edilir. Ayrıca Madagaskar’ın diğer Aloe türleriyle birlikte, bu bitkinin de yaprak sıvısı kurutularak “Madagaskar Aloeleri” adı altında yerel ve milletler arası ticarette kullanılır.

Aloe türlerinde de crassula asit metabolizması vardır. Bu bitkiler, gündüz su kaybını önlemek için gözeneklerini kapalı tutarlar, karbondioksiti gece alırlar ve fotosentezi ertesi gün gerçekleştirirler. Bitki, bu mekanizma ve yapraklarının kalın derisi (kutikula) sayesinde kuraklığa çok dayanıklıdır.

Peyzajda Kullanımı: Madagaskar Ağaç Aloesi, diğer tüm sukkulent türler gibi kuraklığa dayanıklı olduğu için; sukkulent bahçelerinde, kaya bahçelerinde ve diğer kurakçıl peyzaj bahçelerinde kullanılan bir bitkidir. Daha önce de söylediğimiz gibi bitki toprağa adapte olduktan sonra çok az bir suyla ve bakım gerektirmeden hayatını devam ettirir. Saksıya uygun bir bitkidir, özellikle havuz kenarlarında ve balkonlarda, saksı içinde güzel bir görüntü oluşturur. Çarpıcı rozet yapısı ve alev kırmızısı çiçekleri ile bahçe farklı bir hava katar.

uploads/19022018093848/Slayt3.JPG

uploads/19022018093848/Slayt4.JPG

uploads/19022018093848/Slayt1.JPG

 uploads/19022018093848/Slayt2.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Ocak 2018


uploads/29012018113136/ALOE.jpg

ALOE STRİATA-MERCAN ALOE

Aloe striata, her dem yeşil, gövdesiz, gri-yeşil yapraklı, çok yıllık, sukkulent bir bitkidir. Asphodelaceae ailesine ve Aloe cinsine aittir. Doğal olarak, Güney Afrika’nın Doğu ve Batı Cape bölgesinde, 250-2500 m yükseklikte bulunmaktadır. “Aloe” kelimesi; Yunanca, bitki yapraklarının kurumuş özsuyundan gelmektedir. “Striata” adı bu türün yapraklarında bulunan, uzunlamasına çizgilere atfen verilmiştir. Bitkinin adının birçok sinonimi vardır, bunlardan bazıları; Aloe albocincta, Aloe hanburiana, Aloe paniculata’dır.

uploads/29012018105440/Slayt2.JPG

Mercan Aloe, 45 cm yükseklik ve 60 cm genişliğe kadar büyüyebilir. Bitkinin, rozet şeklinde çıkan, soluk gri-yeşil, enli yapraklarının üzeri düzdür. Yaprak rengi, bitkinin aldığı güneş ışığına göre değişir; sıcak ve güneşli alanlarda kırmızıdır, gölgeli alanlarda, genellikle gri-yeşildir ve soğuk kış günlerinde pembe renkte görünürler. Düzgün yüzeyli, saydam yaprakların kenarları pembedir ve üzerlerinde uzunlamasına uzanan koyu renkli çizgiler bulunur. Birçok Aloe’den farklı olarak, bu türün yaprak kenarlarında diş yerine ince pembe çizgi vardır. Göz alıcı kırmızı mercan rengi çiçekler, kışın veya erken ilkbahar aylarında, 60 cm saplar üzerinde açarlar.

Aloe striata, toprak bakımından seçici değildir. En iyi, güneş altı veya hafif gölgeli alanlarda ve muntazam sulanan kurak ortamda gelişir. Ancak çok ıslak ve bataklık alanlarda gelişemez. Bu tür de, birçok Aloe türünde olduğu gibi, hortumlu böcek (snout weevil), kabuklu bit ve pas hastalıklarına karşı hassastır. Bu hastalıklar daha çok, iyi gelişmeyen, sağlıksız bitkilerde görülür. Mercan Aloe’nin üretimi tohumla yapılır, iyi drenajlı toprakta tohumlar kolaylıkla çimlenebilir. Genç bitkinin gelişmesi hızlıdır, 3-4 yılda çiçeklenme boyuna ulaşır.

Peyzajda Kullanımı: Aloe striata, dünyaca tanınan popüler bir bahçe bitkisidir. Don olmayan ve iyi drenajlı alanlarda, koloniler meydana getirir. Kurakçıl peyzajda (xeriscape)  seçilecek bir bitkidir. Bitki, yalnız gösterişli çiçekleriyle değil, yıl boyunca güzel yapraklarıyla da ilgi çekicidir.

Mercan Aloe, kuru tarh ve bordür bitkisi olarak tercih edilebilecek bir bitkidir. Kaktüs ve sukkulent bahçelerine çok uygun ve alçak çiçek açan, küçük otlarla iyi bir zıtlık oluşturur. Sıcak iklim bölgelerinde, kışın açan çiçekleri ile, nektar seven kuşlar ve böcekler için çekicidir. Güzel bir saksı çiçeğidir. Yapraklarının dişli olmamasından dolayı, yürüme yolları ve havuz kenarlarında kullanıma uygundur.

uploads/29012018105440/Slayt3.JPG

uploads/29012018105440/Slayt4.JPG

uploads/29012018105440/Slayt5.JPG