banner
anasayfa
ayinbitkisi
arsiv
bos1
baglantilar
iletisim
kitap
palmiye böceði
basýnda
siteyioneriniz
ulasim
intro

Peyzajda 4.Boyut, ülkemizde bilinmeyen veya yeteri kadar tanınmayan bitkiler hakkında, profesyonel ve amatörlere bilgi verilmesi amacı ile hazırlanan bir programdır. Her ay yeni bir bitki tanıtımı yapılmakta, Palmiye Merkezi deneyimleri de aktarılmaktadır.

Palmiye Merkezinin bir hizmeti olan, bu programın sizin veya bir arkadaşınızın e-posta adresine gönderilmesini arzu ediyorsanız, lütfen abone olunuz (abone olmak tamamen ücretsizdir, adresinize herhangi bir reklâm gönderilmeyecektir).

PEYZAJDA 4.BOYUT'a  abone olmak istiyorum>>>>>>>           Arkadaşımı öneriyorum>>>>>>




2016 YILI ARŞİVİ 2015 YILI ARŞİVİ 2014 YILI ARŞİVİ
2013 YILI ARŞİVİ 2012 YILI ARŞİVİ 2011 YILI ARŞİVİ
2010 YILI ARŞİVİ 2009 YILI ARŞİVİ 2008 YILI ARŞİVİ
2007 YILI ARŞİVİ 2006 YILI ARŞİVİ 2005 YILI ARŞİVİ
2004 YILI ARŞİVİ

PEYZAJDA 4. BOYUT Aralık 2013

Pachypodium’lar apocynaceae ailesine aittir. Adenium (çöl gülleri), Oleander (zakkumlar), Plumerya’lar ve Periwinkle (Cezayir Menekşesi) de aynı aileye mensuptur.

Pachypodium cinsi, Güney Afrika, Botswana, Namibya, Zimbabwe ve Madagaskar’ın kurak bölgelerinde bulunan 25 kadar türü kapsamaktadır. Pachypodium kelimesi Latince “kalın ayak” tan gelmektedir. Bu cinsin gövdelerinin, toprağa yakın kısımlarının geniş olması nedeni ile verilmiştir. Sukkulent (etli) gövdeleri çok defa keskin dikenler ile kaplıdır. Bu dikenler dallarda da bulunmaktadır. Yapraklar yalnızca gövdenin ve dalların üst kısımlarında bulunur. Bitkilerin uzaktan palmiyeye benzemesi dolayısıyla Madagaskar Palmiyesi olarak adlandırılmışlardır.

Madagaskar Palmiyeleri genel olarak iç mekânda yetiştirilmesi kolay olan bitkilerdir. Kuru ve sıcak iklimlerde dış mekânda da kolaylıkla yetiştirilirler. Pachypodium lamarei ve Pachypodium rutenbergianum gibi türler sıcak-nemli iklimlere uyum sağlayabilmektedir.

Pachypodium’lar yazın büyüme gösterirler, bu mevsimde büyümeleri hızlı ve bol yapraklıdır. Çoğu türler kışın yapraklarını dökerler. Kışın suya gereksinimleri yoktur. Yetiştirilmeleri için iyi drenajlı bir toprak gereklidir, uzun süre drenajı iyi olmayan toprakta, nemli ortamda kaldıkları takdirde çürüme meydana gelir.

Madagaskar Palmiyeleri doğalarında olduğu gibi tam güneş ışığına gereksinim gösterirler, karanlık ve gölge ortamda iyi gelişme gösteremezler. Pachypodium’lar dona fazla dayanıklı değillerdir. Pachypodium lamerei, Pachypodium geayi, Pachypodium lealii ve Pachypodium succulentum sıcak iklimlerde dışarı dikilebilecek bitkilerdir. Diğer türler ise saksıda yetiştirilirler. -3°C altındaki sıcaklıkta, gövdelerinde ciddi bozukluk meydana gelir. Her iki-üç yılda bir saksı değiştirildiği takdirde gübreleme şart değildir, bununla beraber dengeli bir gübre kullanılması ile daha çabuk büyürler ve bol çiçek açarlar.

PACHYPODİUM LAMERİ: Kültürde en fazla yetiştirilen Pachypodiumdur, genelde Madagaskar Palmiyesi denilince bu bitki hatırlanır. Pachypodium’lar içinde en hızlı büyüyen türlerdendir, doğal olarak bulunduğu Madagaskar’da, 600 cm.ye boya ulaşır. Kalın gövdesi ve dalları dikenlerle kaplıdır. 2-3 cm uzunluğundaki dikenler keskin ve yaralayıcıdır. Yeşil parlak yaprakları mızrak şeklindedir, soluk sarı renkte damarlanma gösterirler. Dallanma genelde vuruk, don veya böcek tahribatı sonucunda oluşmaktadır. Pachypodium lameri en kolay büyüyen sukkulentlerden biridir, nemli sıcak iklimlerde bile iyi gelişme gösterir.

PACHYPODİUM GEAYİ: Bu bitkide Madagaskar Palmiyesi olarak bilinir ve Güney Madagaskar kökenlidir. Genel görünüşü Pachypodium lameri ye benzemekle birlikte, daha dolgun ve uzundur. İki tür arasındaki ana fark, bu türün, gri yeşil yaprakları daha incedir, parlak değildir ve kırmızı damarlanma gösterir. Pachypodium lameri’nin aksine kurak iklimde daha iyi gelişme gösterir.

PACHYPODİUM RUNTENBERGİANUM: En büyük ve en hızlı büyüyen Pachypodium dur, 900 cm boya ulaşabilir. Diğerlerine göre soğuğa daha dayanıksızdır, ortası sarı olan beyaz çiçekleri, yukarıdaki iki türden farklı olarak kışın, yapraksız zamanda açarlar.

PACHYPODİUM NAMAQUANUM: Gövdesi en geniş olan Pachypodium’dur. Güney Afrika’da doğasında 300-400 cm ye ulaşabilirler fakat kültürde boyları 100-120 cm yi geçmez. Genelde fazla dallanma göstermezler, dal sayısı 2-4 adeti geçmez. Soluk yeşil yapraklarının kenarları kıvrımlıdır. Koyu kırmızı renkli çiçekler, dalların uçlarında oluşur. Yaşlı bitkiler, çok etkileyici bir görünüm gösterirler ancak soğuğa duyarlı oldukları için peyzajda, saksı bitkisi olarak kullanılmaktadır.

PACHYPODİUM SAUNDERSİİ: 120 cm boya erişebilir, bol dallanma gösterir. Düzensiz dallanma nedeni ile görünümleri çok hoş değildir. Yaz sonu veya sonbaharda beyaz çiçek açar, bitki gençken 4 yaşında bile çiçek açabilir.

PACHYPODIUM LEALİİ: Bu tür genel olarak Pachypodium saundersii ‘ye benzemekle birlikte yaprakları parlak değil ve kıvırcıktır. Çiçek boyunları pembedir, -3°C dayanırlar.

PACHYPODIUM SUCCULENTUM: Soğuğa en dayanıklı Pachypodium’lardandır. Sıcak ılıman bölgede yetiştirilebilir, doğada şişkin, geniş kökleri toprak altındadır, saksı dikiminde kökler toprağın üzerinde bırakılarak daha etkili bir görünüm sağlanır.

Pachypodium’ların burada yazılmayan 18 türü, kaktüs ve sukkulent meraklıları tarafından saksıda yetiştirilen, genelde şişkin gövdeli (kaudal) bitkilerdir. Pachypodium’lar ile ilgili daha fazla bilgi ve fotoğraf için, Geoff Stein’in Dave’s Garden’da yayınlanan bu konudaki yazısına ulaşabilirsiniz. >>> http://davesgarden.com/guides/articles/view/539/

PEYZAJDA 4. BOYUT Kasım 2013

Astraceae (Papatyagiller) ailesine ait olan Echinacea cinsi, dokuz tür bitkiyi kapsamaktadır. Bu bitkiler Kuzey Amerika’nın doğu ve orta bölgelerine endemiktir. Nemli ve kuru otlaklarda bulunduğu gibi, açık orman arazilerinde de görülürler. Gösterişli büyük çiçek başları, birleşik çiçeklerden oluşmuştur. İlkbahardan yaz sonuna kadar çiçek açarlar. Echinacea adı Yunanca Echino “denizkestanesi” den gelmektedir. İngilizce adı ”Kozalak Bitkisi”dir, çiçeğin ortasındaki kozalak görünümünden esinlenerek konulmuştur. Bazı türleri bitkisel tıpta kullanılmaktadır, bazıları da gösterişli çiçekleri için bahçelerde yetiştirilmektedir.  

Echinacea purpurea Papatya ailesinin Echinacea cinsine aittir. Purpurea Latince pembe demektir,  bitki çiçek başlarının, doğal rengi olan pembeden gelmektedir. Kuzey Amerika’ya ait olan Ekinezya Georgia’dan Louisiana, Oklahoma ve kuzeye doğru Virginia, Ohio, Michigan İllinois, İowa ve Missouri eyaletlerinde bulunmaktadır. Doğada, açık orman arazilerinde ve otlaklarda bulunan bu bitkiye bazen nehir ve bataklıklarda da rastlanabilmektedir.

Echinacea purpurea rizomlu, (gövdesi toprak altında olan), çok yıllık, erişkin olduğunda 150 cm boy 50 cm genişliğe ulaşabilen bir bitkidir. Toprak üzerindeki gövdeleri genelde yumuşak kısa kıllarla kaplıdır, tepeye yakın dallanma gösterir. Yapraklar gövdenin alt kısmından çıkarlar 15X10 cm boyuta ulaşabilirler, sert bir yapıya sahiptirler yaprak kenarları tırtıllıdır. Çiçek başları 15 cm çapa kadar olabilir. Ekinezya’nın çiçek başında 200-300 kadar, doğurgan, iki cinsiyetli çiçekçikler bulunur. Orta alandaki çiçekler portakal rengidir, dışta bulunan çiçekler ise pembe-kırmızı, uçları yeşil olup 3-8 cm uzunluğundadır. Çiçeklerde tozlaşma, arı ve kelebekler tarafından yapılır. Bitki iyi geçirgen toprakları tercih etmekle beraber, toprak pH sı için fazla seçici değildir. Çiçeğin taç yaprakları pembe, yeşil, kırmızımsı pembe veya sarı olabilir. Bulunduğu yörenin iklimine bağlı olarak ilkbahar ve yaz çiçeklidir. En fazla çiçeklenme Haziran ve Temmuz aylarındadır. Sonbaharda da tek tük çiçeklenme görünür.

Echinacea purpurea drenajı iyi olan topraklarda, güneş veya yarı gölgede kolay yetiştirilir. Uyumu iyi olan bir bitki olduğundan kuraklığa, sıcağa, neme dayanıklıdır, fakir topraklarda yetişebilir. Rizom kökler zamanla aşırı sıkıştığından, 3-4 yılda bir ayrılmalıdır. Bitkinin, güllerde olduğu gibi çiçek açması için, ölü çiçek başlarının kesilmesine gereksinimi yoktur,  ancak bu işlemin yapılması bitkinin genel görünümünü güzelleştirir.

Ekinezya vejetatif yolla veya tohumdan üretilir. Vejetatif teknikler, kökten ayırma, kökten çelik alma veya gövde çelikleri ile yapılır. Kardeşlerin veya rizomların ayrılması ilkbahar veya sonbaharda yapılmalıdır. Kök ayırmaları için, kök çapının 0,5 cm olması gerekir,  bu işlem sonbahar sonu veya kış başı yapılmalıdır. İlkbaharda alınan yeni sürgünler köklendirme hormonu ile köklendirilebilir.

PEYZAJDA KULLANIMI: Echinacea purpurea uzun çiçeklenme dönemi ve gösterişli çiçekleri nedeni ile doğal bitki bahçelerinde, çim arasında, bordur bitkisi olarak veya orman bahçelerindeki gölge alanlarda kullanılır. Düzenlemelerde sıklıkla, Rudbekya “Siyah Gözlü Suzan Çiçeği” ile birlikte dikilirler.

Ekinezya süs bitkisi olarak kullanıldığından, çiçek kalitesi ve bitki formu yönünden birçok kültürü üretilmiştir. Süs bitkisi olarak bahçelerde kullanılmasının dışında, gösterişli çiçekleri nedeniyle kesme çiçekçilik için üretimi yapılmaktadır.

Amerika yerlileri tarafından, tıbbi açıdan en çok tercih edilen Ekinezya, Echinacea angustifolia ise de, Echinacea purpureada bu amaçla kullanılmaktadır. Ekinezya türlerinden yapılan ilaçlar, anti virüs etkiye sahiptir, beyaz kan hücrelerinin yapımını arttırır. Soğuk algınlığında belirtilerin hafifleştirilmesinde ve yara iyileşmesinde kullanılırlar.

Almanya’da Ekinezya’nın toprak üzerinde kalan kısımlarından elde edilen, taze suyu, doku yaralanmalarında ve vücudun enfeksiyonlara karşı mücadelesinde kullanılmaktadır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Ekim 2013

Yukka’lar asparagaceae ailesine aittir. Her dem yeşil, çok yıllık bitki olan Yukka’lar, çalı veya ağaç formunda olabilirler. Kılıç şeklindeki yaprakları, yoğun veya gevşek rozetler oluştururlar. Uzun sap üzerinde salkım oluşturan çiçekleri, çan şeklindedir.

Yucca filamentosa her dem yeşil, küçük, gövdesiz bir çalı olup kılıç şeklindeki koyu yeşil yaprakları 75 cm uzunluğa erişir. Yaprak kenarları ipliksi (filament) yapılarla kaplıdır.

Güravize doğal olarak güney-doğu ABD (Güney Carolina’dan, Lousiana ve Mississipi ve Florida ye kadar olan bölge) de bulunur.  Soğuğa ve dış şartlara dayanıklılığı nedeniyle tüm dünyada popüler olmuştur. Yazları, 200 cm ye ulaşan çiçek sapı üzerinde, salkım şeklinde, her biri 6 cm ye ulaşan krem rengi çiçekler açar. Kılıç şeklindeki yaprakların kenarlarında bulunan beyaz ipliklere Latincede filament denilmektedir, bitkinin adı da buradan gelmektedir.

 Yucca filamentosa güneş altına dikilmelidir, gölgeye dikildiği takdirde çiçek açmaz. Bataklık veya su biriken araziye dikilmediği takdirde, –40°C ye dayanırlar. Hemen her çeşit toprakta yetişebilirse de iyi drenajlı, fazla su tutmayan toprakları tercih eder. Sadece, kumlu toprak ve kuraklığa değil, gölgeye de dayanıklıdır.

Güravize’nin ince uzun kılıç şeklindeki yapraklarının uçları dikenlidir ve daha önce belirtildiği gibi yaprak kenarlarında bulunan fibröz iplikçikler, arkaya kıvrılırlar. Bitkinin lifli yapraklarından ip, paspas ve boya fırçası yapılır. Kalınlaşmış kökü yani rizomu ezilerek sabun ve şampuan yapımında kullanılır.

6 beyaz tepali bulunan Yucca filamentosa çiçekleri, erkek ve dişi organlara sahiptir. Fakat meyve döllenmesi için birden fazla bitki gerekir. Eğer çiçekler döllenmişse içinde tohumla dolu kapsüller oluşur. Bitki çiçek açtıktan ve meyve verdikten sonra ölür. Ancak ölmeden önce yandan verdiği kardeşlerle, neslini devam ettirir.

PEYZAJDA KULLANIMI: Güravize sınır belirlemede, kurak bahçe düzenlemelerinde, kaya bahçelerinde ve kurak meyilli alanlarda tercih edilmektedir. Özellikle yol refüjlerinde kullanılır,  yaprakları çok yoğun ve yüksek olmadığından görüş mesafesini engellemezler. Bulunduğu mekâna mimari bir görsellik kazandırır. Son yıllarda tüm dünyada, yukka’ların alış veriş merkezleri etrafındaki park yerlerinde, restoran çevrelerinde ve ev bahçelerinde kullanımı artmıştır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Eylül 2013

ZİZİPHUS JUJUBA (Ziziphus zizyphus, Ziziphus sativa, Ziziphus vulgaris) HÜNNAP (Ünnap)

Ziziphus jujuba Rhamnaceae (Cehrigiller ailesi) ne aittir. Hünnap ılıman iklim bölgelerinde kolaylıkla büyütülen, yaprak döken, küçük bir ağaç veya büyük bir çalıdır. Ziziphus jujuba’nın vatanı muhtemelen Orta Doğu’dan Çin’ e kadar olan bölgedir. Çin’de binlerce yıldır meyvelerinden istifade edilmektedir. Erişkin ağaçlar –20 °C kadar dayanıklıdır ancak genç bitkiler dondan korunmalıdır.

Hünnap, dikenli, büklümlü dalları olan ve düzgün taç yapmayan bir ağaçtır. Ziziphus jujuba 8-10 m yükseklik ve 5-8 m çapa erişebilir. Budama ile tek gövdeli ağaç yapılabilir, ancak budanmamış ağaçlar genelde çok gövdelidir. Ağacın kabuğu gri-siyah lekelerle kaplıdır. Oval yaprakları parlak yeşil renkte, 2-6 cm uzunluğunda olup alt yüzleri soluk yeşildir, karşılıklı olarak çıkarlar. Sonbaharda yapraklar parlak sarı renge dönerler ve dökülürler. Yaprak köklerinde uzun dikenler mevcuttur. İlkbaharda küçük salkımlar halinde, sarı, beyaz renkte, kokulu çiçekler açar ancak yaprak ile gövde arasında kalan çiçekler fazla dikkat çekmezler. Yeşil renkte oval veya yuvarlak meyveler, 2-4 cm uzunluğundadır. Olgunlaşınca renkleri koyulaşır önce kırmızı daha sonra siyaha dönüşürler ve yüzeyleri buruşur. Sonunda tatlı, suyu azalmış ve üstü buruşuk gözüken bir meyve oluşur, bu nedenle Çin Hurması olarak da adlandırılırlar. Meyveler tatlıdır taze olarak tüketilebildiği gibi, şekerleme, konserve veya hurma gibi kurutularak yenilebilirler.

Hünnap her çeşit toprakta yetişebilir, ayrıca kuraklığa da çok dayanıklıdır. Bol güneşli veya yarı gölgede yetiştirilebilir. Ziziphus jujuba genelde bitki zararlılarına karşı dayanıklıdır. Ağaçların iyi büyüme ve meyve vermeleri için senede 2-3 defa gübre verilmesi uygun olur. Ağaçlar yaz sonu veya sonbahar başında tekrar çiçek açıp, kıştan önce ikinci bir ürün verebilirler.

Hünnap ağaçları tohumla veya yandan verdiği kardeşlerin ayrılması ile çoğaltılır. Ancak tohumdan üretilen ağaçların meyve vermesi geç olur. Aşılı olanlar tohumdan üretilenlere göre daha az dikenli olurlar.

Ziziphus jujuba hemen tüm ılıman iklim bölgelerinde yetiştirilmektedir. Çin’de en fazla bulunan meyve ağacıdır. Hindistan’da kutsal ağaç olarak bilinir ve birçok dini seremonide meyveleri Siva’ya sunulur.

PEYZAJDA KULLANIMI: Ziziphus Jujuba bir vurgu ağacı değildir, gölgesinden faydalanılamaz. Dikenleri nedeniyle yüksek çit yapımında veya meyve bahçelerinde meyve ağacı olarak kullanılabilir.

Taze Hünnap meyvesinin kokusu yeşil elmaya, olgun meyvelerin kokusu ise hurmaya benzer. Meyvesinden marmelat veya reçel yapılır. Çekirdeği ise çiğ olarak yenilir. Hindistan’da yabani meyvelerden yapılan şerbet, soğuk içecek olarak kullanılmaktadır. Taze yapraklar Endenozya’da pişirilip yenmektedir. Venezüella da Hünnap’tan likör yapılmaktadır. Çin’de Hünnap taze olarak, kurutularak, tütsülenerek, turşu, şekerleme yapılarak yenilmektedir. Meyve uzun süre bozulmadan ve kalitesini kaybetmeden derin dondurucuda saklanılabilir.

Ziziphus jujuba özellikle kuru bölgeler için önemli bir ağaçtır, zayıf toprakta bile hızlı büyür, kerestesi değerlidir, iyi bir yakacaktır, deve ve keçilere karşı çit bitkisi olarak kullanılır ve meyvesi insanlar tarafından tüketilir.

Bitkinin çeşitli kısımları halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Meyveleri yara ve ülser üzerinde tatbik edilebilir. Olgun kurutulmuş meyveler, bağırsak yumuşatıcı olarak kullanılır. Tohumları hamile kadınlarda görülen bulantı, kusma ve karın ağrısına karşı kullanılır. Yağ ile karıştırılan meyveler, romatizma ve kas ağrısı olan bölgeye sürülür. Püre haline getirilen yapraklar ateş, astım ve karaciğer hastalıklarında kullanılır. Kaynatılmış ağaç kabuğu ishal ve dizanteri tedavisinde kullanılır.  Kabuktan yapılan merhem, yaralara tatbik edilir. Kökleri bağırsak temizleyicidir.

PEYZAJDA 4. BOYUT Ağustos 2013

Justica bradegeeana her dem yeşil bir çalı olup acantheaceae ailesinin Justica cinsine aittir. Justica cinsi 400 den fazla tropik tür içermektedir, 1754 yılında “British Gardener’s Directory" adlı kitabı yazan, İskoçyalı bahçıvan Jeymis Justice’ye atfen verilmiştir. Karides Bitkisi doğal olarak Meksika’da bulunur, Florida’da ise doğaya kaçmıştır. Tür adı, Amerikalı Botanikçi Townshend Brandgee’den gelmektedir. Bakımı kolay, don olmayan yerlerde devamlı çiçek açan ve ilginç çiçekleri ile dikkati çeken bir bitkidir. Genelde zararlılardan fazla etkilenmez.

Justica bradegeeana ince gövde ve dalları ile 120 cm yükseklik 60-70 cm genişliğe ulaşabilir. Karides Çiçeği, sıcak iklim bölgelerinde her dem yeşildir, devamlı çiçek açar. Yeşil oval yaprakları 3-6 cm. uzunluğundadır. Kırmızı braktelerden (çiçek sapı tabanında bulunan yaprakçık) çıkan beyaz çiçekleri, karidese benzediği için Karides Çiçeği ismini almıştır. Gövdeden çıkan dalların ucunda 15 cm. uzunluğunda koyu kırmızı veya koyu kırmızıdan pas rengine kadar değişen, brakteler çıkarır ve her braktenin ortasında beyaz çiçekler görünür. Gövde ve yaprakları yumuşaktır. Brakteler ilk çıktığında beyazdır, güneşle temastan sonra açık pembeden koyu somona kadar renk değişikliği gösterir. Braktelerden çıkan ince uzun beyaz çiçeklerin, boyun kısmında kestane rengi benekler bulunur. Çiçekler kelebek ve arı kuşları için çekicidir.

Justica bradegeeana en iyi, tropik bölgelerde, gölgede yetişmektedir. İyi drenajlı kumlu ve zengin toprağı tercih etmekle birlikte çok seçici değildir. Soğuk bölgelerde bakımı kolay, az ışığa dayanıklı olduğundan sera veya evlerde saksı bitkisi olarak yetiştirilebilir. Karides Çiçeği güzel bir görünüm sergilemesi için, sıcak havalarda iyi sulanmalıdır. Dona fazla dayanıklı değildir, don sonucunda gövde tamamen bozulsa da havalar ısınınca genelde köklerden sürmektedir.

Genellikle dallanması düzgün değildir ve zamanla bitki fazla uzayarak yanlara doğru sarkar. Bunun önlenmesi ve bol çiçek açması için üst kısımlar zaman zaman budanmalıdır. Budama yapılan durumlarda bitkinin desteğe gereksinimi kalmaz.

Justica bradegeenana’nın birçok kültürü mevcuttur. Kültürlerde brakte rengi sarı, pembe, yeşil veya koyu kiremit kırmızısı olabilir. Üretimi çelik veya ilkbaharda gövdelerin ayrılması ile yapılmaktadır.

PEYZAJDA KULLANIMI: Karides Çiçeği çok yıllık karışık çiçek tarhlarına veya bordürlere renk katmak için kullanılır. Ilıman iklimlerde hemen tüm yıl boyunca çiçek açar. Korunaklı noktalarda ve sahillerde kullanılacak subtropik bir bitkidir.

Ağaç altı veya gölge alanlarda tercih edilir. Özellikle bahçenin gizli köşelerinde güzel bir görünüm sağlar. Don tehlikesi olan bölgelerde saksı içinde yetiştirilen bu bitki kışın korunaklı bölgeye alınmalıdır. 

PEYZAJDA 4. BOYUT Temmuz 2013

Plumbago plumgaginaeae ailesine aittir.  Dünyanın sıcak bölgelerinde bulunan, bu cinse ait on türün beşi, Güney Afrika’da bulunmaktadır. 

Plumbago auriculata Güney Afrika ya özel bir çalıdır. Genelde Cape bölgesinde Tecomaria capensis ile birlikte bulunur. Plumbago auriculata Thunberg tarafından 1794 yılında verilen Pulumbago capensis adı ile de bilinmektedir.  Ancak Lamarck 1786 yılında Doğu Hindistan’da, bu bitkiyi Pulumbago auriculata olarak tanımlamıştır. Bitkinin Doğu Hindistan’ta bulunması “Hollanda Doğu Hindistan Şirketi”nin ticaret yolu üzerinde bulunan Cape Town dan bitkinin Hindistan’a götürülmesine bağlıdır. Plumbago kelimesi Plumbum (kurşun) kelimesinden gelmektedir, kurşun zehirlenmesinde tedavi edici olduğu düşünülmüştür. Auriculata latince’de kulak şeklinde demektir, yaprak kaidesinin görünüşü nedeniyle verilmiştir.

Doğada Mavi Yasemin tırmanıcı özellikli bir çalı olup 300 cm yükseklik ve genişliğe ulaşabilir. Yaprak yapısı incedir ve üzerinde bezlere ait çok küçük noktacıklar bulunur. Yaprak altı gri yeşil renktedir.

Yazın Plumbago auriculata soluk gök mavisi renkte çok güzel çiçeklerle kaplanır. Esas çiçeklenme devresi Mayıs-Ekim ayı olmakla birlikte diğer zamanlarda tek tük çiçeklenme devam etmektedir. Bu bitkinin beyaz çiçekli formu da mevcuttur. Beyaz plumbago diğerine göre yavaş büyümekle birlikte, bol çiçek açar.

Peyzajda Kullanımı Mavi Yasemin sağlam yapılı, kendini çabuk toparlayabilen bir bitki olduğundan, uzun yıllar ev bahçelerinde ve ticari peyzaj alanlarında başarıyla kullanılmıştır. Plumbago auriculata bugün dünyanın birçok yerinde ve Avrupa’da standart bir bitki olarak kullanılmaktadır.

Mavi Yasemin şekil budamasına uygun bir bitki olduğu için formal ve informal çit yapımında kullanılmaktadır. Budamadan sonra tekrar bol çiçek açar. Kış sonları budama uygun olur, ancak bazı yıllar budama yapılmayabilir. Plumbago auriculata ağaç şeklinde de gelişebilmektedir. Büyük bahçelerde ve geniş alanlardaki peyzajlarda, kardeşlenme ile yayılarak büyük alanları kapatabilir.

Mavi Yasemin hızlı büyüyen, kuraklığa dayanıklı ve uygulamada yüz güldüren bir bitkidir. Toprak bakımından çok seçici olmamakla birlikte, bol kompostlu topraklarda en iyi şekilde gelişir. Dona hassasdır, ancak dondan zarar gören yaprak ve dallar kolaylıkla düzelirler. Üretimi tohum, çelik ve kardeşlerin ayrılmasıyladır. En kolay üretim yöntemi, ana bitkiden yayılan, köklenmiş kardeşlerin ayrılması ile yapılır.

Plumbago auriculata geleneksel tıpta, siğillerin, yaraların ve kırık kemiklerin tedavisinde kullanılır. Baş ağrısı ve kötü rüyalardan kurtulmak için de kullanılmaktadır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Haziran 2013

Echium’lar  Boraginaceae ailesine aittir.  40 kadar türü kapsayan bu cins, Akdeniz ülkeleri, Kanarya Adaları, Maderya Adası ve Batı Avrupa’da doğal olarak bulunmaktadır. Ekyumlar tek yıllık, iki yıllık, çok yıllık, her dem yeşil, otsu ya da çalı bitkilerdir.  Yaprakları tüylüdür, sap üzerinde yazın açan çiçekleri, çan şeklinde olup püskül oluştururlar.

Echium candicans’ın eş adı Echium fastuosum dur.  Yarı odunsu bir çalıdır, Madeira ‘nın iftarı olarak adlandırılmaktadır. Maderya Adası, Atlantik Okyanusun’da Portekiz’ e ait takım adalardan biridir. Bu adalara endemik olan bitki, doğal olarak Kanarya Adalarında da bulunmaktadır.  Bugün Mavi Ekyum kültürü yapılarak dünyanın birçok yerinde yetiştirilmektedir.

Echium candicans çok yıllık, ancak kısa ömürlü, her dem yeşil bir çalıdır. Boy ve genişliği en fazla 250 cm. ye kadar ulaşır. Zakkuma benzeyen gri yeşil yaprakları, 10 cm ye ulaşabilir. Dal uçlarındaki yapraklar, birbirine yakın olup geniş rozet şeklinde görünürler.  İlkbahar ve yazın 60 cm uzunluğundaki saplar üzerinde, yakut mavisi veya mor mavi renkteki açan çiçeklerin stamenleri (erkek organları) kırmızıdır. Çiçeklerin yalnız 10 mm uzunluğunda olmasına karşın yüzlercesi birlikte açarak çok güzel bir görünüm sergilerler.

Mavi Ekyum dona karşı hassas bir bitkidir. Ancak kısa süreli hafif dona dayanabilir. Tuzluluğa ve kuraklılığa karşı dayanıklıdır. Dış mekânda iyi drenajlı, orta derecede organik malzeme içeren ortamda ve güneş altında yetiştirilmelidir. Kışın bulunduğu yerde önlem alınmalı, üzeri örtülerek korunmalıdır. Bitki alkali veya nötr ortamı tercih eder.

PEYZAJDA KULLANIMI Echium candicans özellikle az su isteyen bahçelerde kullanılmaktadır.  Güneş altında, az sulanan, kayalık bir ortamda en iyi şekilde gelişir ancak dondurucu soğuklardan korunmalıdır. Uygun ortamda bitki çok hızlı büyür ve çarpıcı mavi-mor çiçekleri ile herkesin beğenisini kazanır.  Don tehlikesi olan yerlerde Mavi Ekyum saksı bitkisi olarak yetiştirilir. Bu takdirde düzenli budama ile bitkinin aşrı büyümesi önlenmeli ve kışın korunaklı bir bölgeye alınması sağlanmalıdır. Arı ve kelebekler için çekici olan Echium candicans, arı kuşu ve kelebeklerin istendiği bahçelerde kullanılan bir bitkidir. 

PEYZAJDA 4. BOYUT Mayıs 2013

İris Yunan mitolojisinde “Gökkuşağı Tanrıçası”dır ve Olimpos’un en önemli tanrıları arasındadır. İris, güzel ve zarif çiçekleri nedeniyle tarih boyunca Monarşi ve Kraliyet ailelerinde sembol olarak kullanılmıştır.

Lousiana İrisleri Güney ve Orta Lousiana’nın (ABD) körfez sahillerinde ve iç kısımlardaki bataklık arazilerinde doğal olarak bulunurlar. Bu bitkilerin hepsi, iris cinsinin Hexagonae serisine aittir. Lousiana İrisleri: İris brevicavulis, İris fulva, İris hexagona, İris giganticeaerulea ve İris nelsonii den oluşmaktadır. 1920 li yıllarda bu irisler tanındıktan sonra botanikçiler ve iris meraklıları, doğada yüzlerce yeni tür iris bulmuşlardır. Ancak yapılan araştırmalarda bulunan yeni irislerin, İris fulva ve İris giganticeaerulea başta olmak üzere doğal irislerin, bulundukları ortamda hibritleşmesi sonucu ortaya çıktığı anlaşılmıştır.

Bugün kabul edilen türlerden İris hexagonae, İris giganticeaerulea ve İris brevicavulis mavi-pembe grubunda olup bazen beyaz olabilmektedirler. İris fulva ve İris nelsonii kırmızı-sarı grubundadır.

İris lousiana “Black gamecock” 1978 yılında Chowninge tarafından hibridize edilmiştir. 1986 yılında Amerikan İris Derneği tarafından ödüllendirilmiştir.  10 cm uzunluğundaki kadifemsi koyu lacivert çiçeklerinin ortasında, altın renkli bir kısım bulunur,  bu herbeseus (gövdesiz) bitki muhtemelen şimdiye kadar üretilen Lousina İrislerinin en güzelidir. Bu hibrit iris ince 50-80 cm uzunluğundaki yeşil yaprakları ve ilkbaharda açan, koyu mavi çiçekleri ile çok güzel görüntü sergiler.

Siyah İris tam güneşi sevmekle birlikte hafif gölgede de çiçek açmaya devam eder. Tercihleri arasında organik maddece zengin, nemli toprak olmakla birlikte, ideal olmayan şartlara da adapte olmaktadır. Fazla su isteği nedeniyle su ve bataklık bahçeleri için uygundur, pH isteği 5,5-6,5 arasındadır. Alkalin durumunda bitki kloroz (sararma) gösterir.  Sulamalar arasında, toprağın kurumasına izin verilmemelidir.

PEYZAJDA KULLANIMI İris lousiana “Black gamecock” özellikle su bahçeleri ve bol sulanan bahçelerde, grup halinde kullanılır. Bitki etrafa yayılarak koloniler oluşturur. Diğer su seven irislerle: Bataklık Süseni (İ.pseudocorus), Altın Süsen (İ.xanthospuria), Kırmızı Kardinal Çiçeği (Lobelia cardinalis), Su Kannası (Thalia dealbata), Pontaderya (Pontaderia cordata), Papirus (Cyperus papyrus) ile birlikte kullanılabilir.

Siyah İris kesme çiçek olarak da kullanılmaktadır. Çiçekleri 7-10 gün yaşayabilmektedir. Bitkiler -10°C soğuğa kadar dayanıklıdır, daha soğuk yörelerde, rizomlar topraktan çıkarılıp saksı içinde, ılık bir ortamda kışı geçirmelidir. Bitki yenildiği takdirde zehirlidir. Bazı alerjik kişilerde elle temasta deride tahriş (iritasyon) ve alerjik reaksiyona neden olabilir.

Üretimi rizomların veya kardeşlerin ayrılması ile yapılmaktadır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Nisan 2013

Hibiscus 200 den fazla ağaç, çalı tek yıllık ve çok yıllık bitkiyi kapsayan bir cinstir. Tüm hibiskuslar malvaceae ailesine aittir. Hibiskusların çoğu tropikaldir, renkli, büyük çiçeklere sahiptir.

Hibiscus asetosella kısa ömürlü çok yıllık bir çalıdır, genellikle yapraklarının çarpıcı rengi dolayısıyla süs bitkisi olarak kullanılır. Yapraklar bronz ve koyu kırmızı renkte olabilir, bu görünümleri ile Japon akçaağacına (Acer palmatum)  bir alternatiftir. Meyveleri ve yaprakları yenilebilir, mayhoş bir tadı vardır. Kırmızı Yapraklı Çin Gülü’nün ana vatanı Angola’dır. Özellikle yol kenarlarında ve tarıma açılan arazilerde bulunmaktadır. Orta Afrika ülkelerinde kültürü yapılıp, ıspanak gibi yenmektedir. Karışık salatalarda da kullanılan bir bitkidir. Asetosella kelimesi Latince sorrel (yonca) kelimesinden gelmektedir, hibiskusun ekşi tadını tarif etmektedir.

Hibiscus asetosella yaprakları oval veya lopludur. Yeni üretilen varyetelerde yapraklar derin loplara sahiptir ve Japon akçaağacının yapraklarına benzemektedir. Varyetelerin yaprakları loplu, lopsuz, yeşil-kırmızı veya kırmızı olabilir. Ancak süs bitkisi olarak tercih edilenler koyu kırmızı, bronz renkli veya alacalı yapraklara sahip olanlardır.  Yapraklar arkadan aydınlatma yapıldığında veya güneş ışığı altında güzel bir görünüm sergilerler. Hibiskusa has tipik huni şeklindeki çiçekler 4 cm. kadar uzarlar. Çiçekler koyu vişneden mora kadar renk değişikliği gösterir, yaprak rengi ile uyumludur. Yaprak saplarında tek bir çiçek açmaktadır. Sabah açan bu kadife kırmızısı çiçekler, öğlene kadar kapanırlar. Kırmızı Yapraklı Çin Gülü yukarı uzayan bir bitkidir. Ancak yetişkin bitkiler dallanmalar ile yana açılabilirler. Bitki 120 cm. yüksekliğe ve 60 cm genişliğe erişmektedir. Düzenli yapılan budamalarla bitkinin ömrü uzar ve daha çok çiçek açması sağlanır.

Hibiscus asetosella fazla bakıma gereksinim göstermez, en büyük isteği sudur. Bitki nemli toprağı sevmekle birlikte köklerinin suda olmasından hoşlanmaz. Saksıda olan bitkiler her gün sulanmalıdır. Kırmızı Yapraklı Çin Gülü dona dayanmamaktadır. Bu nedenle kışın soğuk geçtiği yerlerde iç mekân bitkisi olarak kullanılmalıdır. Soğuk iklim bölgelerinde mevsimlik olan bitki,  sıcak yörelerde güneş altında veya yarı gölgede sulanmak şartıyla, uzun yıllar yaşar. Don olasılığı olan yörelerde, sonbaharda dış mekândaki bitkilerden alınan çelikler, kışın sıcak bir ortamda saklanarak ertesi yıl için hazırlanabilir.

Hibiscus asetosella en iyi gelişeceği ortam; şiddetli, kurutucu rüzgârlardan uzak, deniz suyu spreyi olmayan, gıdaca zengin ve nemli topraklardır. Kırmızı Yapraklı Çin Gülü tohum veya çelikle kolaylıkla üretilir. Kısa sürede güzel kırmızı elsi yapraklarıyla küçük bir Japon akçaağacı görünümü oluşturur.

PEYZAJDA KULLANIMI: Hibiscus asetosella peyzajda elsi, koyu vişne-bronz renkli yaprakları nedeniyle kullanılmaktadır. Bahçelerin yapısına renk katar.

Kırmızı Yapraklı Çin Gülü Japon Akçaağacı görünümünde ancak daha küçük bir bitkiye gereksinim olduğunda tercih edilebilir. Bazı küçük varyeteler çok güzel saksı bitkisi olarak da kullanılabilir.

Çalı formundaki Hibiscus asetosella mevsimlik çit, vurgu bitkisi veya kır bahçelerinde karışık bordürlerde kullanılır. Özellikle Bahçe Kül (Senecio maritima) gibi gümüş yapraklı bitkilerle çok güzel bir zıtlık oluşturur. Pentas (Penthas lanceolata), Zinya (Zinnia elegans) ve Kelebek Verbenası (Verbena bonariensis) gibi pembe çiçekli bitkilerle birlikte kullanıldığında da güzel bir görünüm elde edilmektedir. Muz (Musa paradisiaca), Kana (Canna indica) gibi geniş yapraklı bitkilerle kullanılarak tropikal görünüm sağlanır. Değişik renkli süs otları ile birlikte, zıtlık sağlamak için sıklıkla kullanılır.

Çiçekleri yalnız bir gün sürse de floristler koyu vişne rengi yapraklarından dolayı Kırmızı Yapraklı Çin Gülü’nü düzenlemelerde kullanmaktadır. Solan çiçeklerin altında oluşan, kaliks denilen çiçek kalıntısı, düzenlemelerde ilginç bir görünüm sergilemektedir.

PEYZAJDA 4. BOYUT Mart 2013

Solandra 7 tür çiçekli bitkiyi kapsayan bir cinstir. Solanaceae ailesine ait olan Solandralar Meksika, Karayipler ve Güney Amerika’nın kuzeyinde doğal olarak yetişirler. Bu cinsin tümü odunsu gövdeye sahip, her dem yeşil sarmaşıklardır. Solandra adı İsveçli doğacı Dantel C.Solander’den gelmektedir.

Solandra maxima’nın ana vatanı Meksika, Kolombiya ve Venezüela’dır. Altın Kadeh Sarmaşığı kalın, ağır gövdeli tropikal bir sarmaşıktır. Geniş parlak yaprakları ve büyük çan şeklinde altın sarısı çiçekleri ile dikkat çekicidir. Kalın odunsu, ip şeklindeki gövdeleri sıklıkla dallanmalar gösterir ve boğumlar arasından dışarıya hava kökleri verir. Bitki verdiği bu kökler sayesinde 50 metreye kadar uzayabilmektedir. Uzaması sırasında hava kökleri ile ilerleyerek önüne gelen her şeyin üzerini örter. Solandra maxima cinsin diğer bitkileri gibi her dem yeşildir. Eliptik yaprakları 15 cm uzunluğa ve 7 cm genişliğe erişir. Yaprakların orta ve yan damarları, yapraktan açık renkte olup belirgin şekilde kabarıktır. Çok gösterişli çiçekleri, kilise çanına benzer 20–25 cm uzunluğundadır. Beş loplu taç yapraklar açılarak huni şeklini alırlar. Her lobun ortasında, merkezden dışarı uzayan damar görünümde, kestane rengi çizgiler bulunur. Çiçekler açtığında soluk sarı renkte, kahverengi damarları belirgindir. Zamanla çiçek rengi koyu altın sarısına döner. Çiçekler kokuludur, özellikle geceleri hindistan cevizi kokusuna benzeyen koku yayarlar. Altın Kadeh Sarmaşığı tüm yıl boyunca çiçek açmakla birlikte, kış aylarında ve suyun az olduğu zamanlarda fazla çiçek açar. Meyveleri yuvarlak, 5 cm çapında taneciklerden oluşur ancak kültürde meyve görmek nadirdir.

Solandra maxima genellikle yaz aylarında alınan çeliklerle üretilir. Hızlı büyüyen bir sarmaşıktır. İyi drenajlı toprağı tercih eder. Derin budamayı tolere eder ve budamadan sonra çıkan yeni dallarda çiçeklenme artar. Yıl boyunca her zaman budama yapılabilir. Bitki kısa süreli hafif donlara dayanabilir, ancak uzun süreli dona dayanıklı değildir.

Altın Kadeh Sarmaşığı insanlar için zehirlidir. Çeşitli toksinlere ilaveten atropin içerir. Atropin nedeniyle bitkiyle uğraşanlar ellerini yıkamadan gözlerini ovuştururlarsa pupillerde (göz bebeği) genişleme oluşur, ışığa karşı hassasiyet artar ve görme bozukluğu meydana gelir. Bitkinin çiçek ve yaprakları yendiği takdirde bulantı, kusma, baş ağrısı, ishal ve hallüsinojenik belirtiler ortaya çıkar.

PEYZAYDA KULLANIMI: Solandra maxima genellikle büyük pergolalar, kamelyalar veya duvarlar üzerinde kullanılır. Göz alıcı çiçekleri, duvarlardan veya pencere üzerinden aşağıya sarkarlar. Tuzlu toprak ve tuzlu suya dayanıklı olduğundan deniz kenarı bahçeleri için iyi bir seçimdir.  Don tehlikesi olan bölgelerde Altın Kadeh Sarmaşığı saksı bitkisi olarak kullanılabilir. Bu şekilde kullanıldığında sık budama gerektirir, bitkinin soğuk mevsimde seraya veya ev ortamına alınması gerekir.

PEYZAJDA 4. BOYUT Şubat 2013

Euphorbia (sütleğen) lar,  bitki âleminin en büyük ailelerinden Euphorbiaceae ailesine aittir. Bu ailede 300 cins ve 5000‘in üzeride tür ve 7500 varyete bulunmaktadır. Yalnız Euphorbia türleri 2000 kadar varyeteyi içermektedir. Bunlar tek yıllık, iki yıllık, çok yıllık, otsu, çalı veya ağaçlardır. Bazı Euphorbia lar etli yapraklı (sukkulent),  bazıları yaprak döken diğerleri her dem yeşildir. Gene bazı türler soğuğa çok dayanıklı iken diğerleri dona hassas türlerdir.  

Euphorbia’ların en ilginç özelliği bitki formlarının, bitki büyüklüklerinin, büyüme özelliklerinin sıcak ve soğuğa dayanıklılıklarının ve suya gereksinimlerinin türden türe çok büyük farklılık göstermesidir. Euphorbia’ların birçoğu sütsü bir sıvıya sahiptir, bazen bu sıvı renksiz olabilir. Euphorbia adı, Birinci yüzyılda yaşamış Mauritania Kralı, Juba’nın doktoru Euphorbus‘tan gelmektedir.

Sütleğen Ağacı, Güney Afrika’ya özel, dikenli, etli yapraklı (sukkulent) bir ağaçtır. Ağaç doğal olarak Angola, Mozambik, Zimbabve, Güney Afrika ve Swaziland’da bulunmaktadır. Euphorbia ingens dik olarak uzayan, dallanma gösteren sukkulent bir ağaçtır. Ağaç tacı yuvarlak olup uzaktan bir hava balonuna benzer, ağaç 10 metreye kadar uzayabilir.

Sütleğen Ağacı dalları bölümler gösterir,  dik olarak uzarlar. Dallar dörtkenarlıdır ve bu kenarlar üzerinde küçük dikenler vardır. Küçük dikenler çift olarak çıkıp, dalların kenarları boyunca uzanır. Sonbahar-kış mevsimlerinde, bitki dallarının en ucunda küçük yeşilimsi sarı çiçekler açar. Meyvesi üç loplu kapsül şeklinde yuvarlaktır, olgunlaştığı zaman kırmızı-mor renge dönüşür.  Euphorbia ingens sıcak bölgeleri tercih eder, uzun süren kuraklıktan bile etkilenmeyerek hayatını devam ettirebilir. Doğasında kayalık alanlarda ve kumsallarda bulunmaktadır.

Sütleğen Ağacı’nın beyaz renkteki bitki öz suyu çok zehirlidir. Dokunulduğu zaman deride iritasyon, gözde körlük ve yutulduğu takdirde insan ve hayvanlarda ciddi rahatsızlığa neden olur. Bununla birlikte küçük dozlarda kocakarı ilacı olarak,  bağırsak yumuşatıcı ve ülser tedavisinde kullanılmaktadır. Ana gövdeden elde edilen kereste hafif ve dayanıklıdır, kapı ve tekne yapımında yapılır.

Euphorbia ingens’in çiçekleri kelebek, arı ve diğer böcekler için çekicidir. Bu böcekler nektar toplarken çiçeklerin tozlaşmasını sağlarlar.  Tohumları meyve ve tane yiyen birçok kuş tarafından gıda olarak alınmaktadır. Ayrıca doğal olarak bulunduğu bölgelerde, kuşlar sıklıkla bu ağaçları konaklama için kullanmaktadır. Ağaçkakan kuşları gövdelerin ölü kısımlarına yuva yaparlar.

PEYZAJDA KULLANIMI: Eğer kaya ve kaktüs bahçesi için bakımı az büyük bir ağaç aranıyorsa, kaktüse benzeyen Sütleğen Ağacı ideal bir seçenektir. Sukkulent olduğu için çok az suya ve bakıma gereksinimi vardır, dayanıklı bir bitkidir. En iyi güneş altında olur, uzun sürekli kuraklığa dayanıklıdır. Dikkat edilecek nokta, sıcaklığın -3°C derece altına düşebileceği yerlerde, donma tehlikesi düşünülerek bitkinin kullanılmamasıdır. Zehirli sütünden dolayı hayvanlar, bitkiye zarar vermemektedir. Özellikle kurak bölgelerde koyu yeşil gövdesi, sarı içekleri, kırmızı-mor meyveleri ile gösterişli bir ağaçtır. Bahçeler için uygun bir bitki olmakla birlikte yukarıda bahsettiğimiz zehirli özelliği nedeniyle çocukların bulunduğu alanlara dikilmemelidir.

Ağaç sütleğenle birlikte kullanılabilecek diğer bitkiler, Euphorbia tirucalli (Kalem Bitkisi) ve Euphorbia grandicornis (Dikenli Eforbiya) dır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Ocak 2013

Hibiscus cinsi malveceae ailesine ait olup 2000 den fazla türü kapsamaktadır. Hibiskuslar genelde dünyanın sıcak- ılıman, suptropik ve tropik bölgelerine yayılmışlardır. Tek veya çok yıllık, herbaseus (gövdesiz), çalı ve ağaç formunda olabilirler. Bu cinsin türleri genelde gösterişli çiçekleri ile tanınırlar ve hibiskus olarak bilinirler. Aile adı malveceae,  malva (bataklık ebegümeci) dan   türemiştir. Cins adı Yunanca hibiskos’tan gelmektedir. Hibiskos, Dioscorides tarafından Althaea officinalis (hatmi)’ye verilen addır. Muhtemelen bataklık ebegümeciyle beslenen, ibis (bir leylek türü) den gelmektedir.

Hibiscus pedunculatus narin güzel ve gösterişli küçük bir bitki olup, parlak pembe çiçekleriyle dikkati çeker. Pedunculatus Latince saplı demektir. Bu türün çiçek saplarının uzun olmasından dolayı verilmiştir. Doğal olarak Mozambik ve Güney Afrika’da bulunmaktadır. Pembe Hibiskus küçük, narin 150–200 cm kadar uzayan çok yıllık bir çalıdır. Bitkinin alt kısımları yarı odunsu bir yapıdadır ve fazla dallanma göstermez. Yuvarlak dalları ve yaprakları kısa kıllarla kaplıdır. Yapraklar çoğunlukla üç, bazen beş loplu olup kenarları tırtıklıdır. 3-5 cm uzunluğunda soluk veya koyu pembe renkli çiçekleri soliter olarak uzun saplar üzerindedir. Hibiscus pedunculatus oldukça hızlı büyür ve bol çiçek açar. Ancak çiçeklerin ömrü bir gündür.  Genelde tüm yıl boyunca çiçek açar, en fazla çiçeklenme Nisan-Kasım ayları arasında görünmektedir. Meyvesi kapsül şeklindedir, içinde pamuksu tüylerle birlikte tohumlar bulunmaktadır.  Çiçek tozları kelebek gibi tozlayıcı böcekleri davet eder. Ayrıca tropik bölgelerde arı kuşları için çekicidir.

Pembe Hibiskus nemli sıcak yazları tercih eder. Akdeniz bölgesinde don tehlikesi olan bahçelerde,  kuzeyi korunaklı bir yere dikilmelidir. İyi şartlarda, hızlı büyüyen bir bitkidir gıdadan zengin ve iyi drenajlı toprağı tercih eder. Toprak, hayvan gübresi veya kompost ile takviye edilmelidir. Hibiscus pedunculatus yaz sonuna doğru budanabilir.

Pembe Hibiskus tohum veya çelikle kolay üretilebilir. Çelikle üretim daha kolaydır. Çelikler ilkbahar veya yazın alınmalıdır. Güneşi sevmekle birlikte yarı gölgeye dayanıklı bir bitkidir. Su isteği orta derecededir, ancak yazın susuz bırakılmamalıdır.

PEYZAYDA KULLANIMI: Hibiscus pedunculatus gösterişli, uzun süre çiçeklenme gösteren bir süs bitkisidir. Genelde 3–9 bitki beraber dikilir veya informal çit yapımında kullanılır. Karışık çalı veya çok yıllık bitkiler arasında güzel bir görünüm sergiler. Bu konumda kullanıldığı takdirde alt tarafı nispeten çıplak, yarı odunsu olan gövdeleri görünmez, üstten yalnız çarpıcı çiçekleri görünür. Pembe hibiskus saksıda yetiştirmek için de uygun bir bitkidir.