banner
anasayfa
ayinbitkisi
arsiv
bos1
baglantilar
iletisim
kitap
palmiye böceði
basýnda
siteyioneriniz
ulasim
intro

Peyzajda 4.Boyut, ülkemizde bilinmeyen veya yeteri kadar tanınmayan bitkiler hakkında, profesyonel ve amatörlere bilgi verilmesi amacı ile hazırlanan bir programdır. Her ay yeni bir bitki tanıtımı yapılmakta, Palmiye Merkezi deneyimleri de aktarılmaktadır.

Palmiye Merkezinin bir hizmeti olan, bu programın sizin veya bir arkadaşınızın e-posta adresine gönderilmesini arzu ediyorsanız, lütfen abone olunuz (abone olmak tamamen ücretsizdir, adresinize herhangi bir reklâm gönderilmeyecektir).

PEYZAJDA 4.BOYUT'a  abone olmak istiyorum>>>>>>>           Arkadaşımı öneriyorum>>>>>>




2016 YILI ARŞİVİ 2015 YILI ARŞİVİ 2014 YILI ARŞİVİ
2013 YILI ARŞİVİ 2012 YILI ARŞİVİ 2011 YILI ARŞİVİ
2010 YILI ARŞİVİ 2009 YILI ARŞİVİ 2008 YILI ARŞİVİ
2007 YILI ARŞİVİ 2006 YILI ARŞİVİ 2005 YILI ARŞİVİ
2004 YILI ARŞİVİ

PEYZAJDA 4. BOYUT Aralık 2007

Bugün tanıtacağımız ağaç, dünyadaki en enteresan ve gösterişlilerinden biridir. Bir defa gören bir kimsenin, yüzlerce metre uzaktan görse bile tanıyacağı bu ağacı, ülkemizde kış bahçelerinde yetiştirmek mümkündür. Ilıman Akdeniz sahil kuşağında, kışın dondan koruma için gerekli tedbirler alınmalıdır.

MUZ PALMİYESİ- GEZGİN PALMİYESİ

Ravenala madagascariensis

Muz Palmiyesi tropiklerin en güzel ağaçlarındandır. Strelitziaceae (Cennet Kuşu Çiçekleri) ailesinden olan bu bitki, adının aksine ne muz, ne de palmiyedir.

Ravenala’nın vatanı, adından anlaşılacağı gibi Madagascar Adası dır ve bu Adaya endemik (dünyada doğal olarak yalnız bu adada bulunan) bir ağaçtır.

Gençken, starliçe gibi yumuşak yapraklardan olan gövdesi zamanla kalınlaşır, 30cm çapında yuvarlak bir ağaç şeklini alır. Muz Palmiyesi,18 metreye kadar boylanabilir. Her iki tarafa simetrik olarak uzanan ve muza benzeyen 25-50cm genişliğindeki yaprakları, sapları ile birlikte 3 metreyi bulur. Yapraklarının şekli nedeni ile muza, uzaktan bakıldığında ise geniş yapraklı bir yelpaze palmiyesine benzediği için Muz Palmiyesi adı verilmiştir.

İngilizler Gezgin Palmiye (Travelers Palm) olarak da adlandırmışlardır. Bu ad Madagaskar’a giden gezginlerin, ormanda su gereksinimlerini, Ravenala’nın geniş yapraklarında biriken sudan karşılamaları nedeni ile verilmiştir.

Çok sayıda, krem renkli ufak çiçekleri tek sap üzerinde 30cm uzunluğunda tek bir çiçek gibi görülürler. Ağaç, tropiklerde bütün yıl boyunca çiçek açar. Kahverengi meyvelerinin içinde, parlak mavi renkli köşeli şekillerde olan tohumları da bitki kadar çekicidir.

Tropik bir bitkidir, ancak kısa süreli ve hafif dona dayanabilir. Rüzgardan korunmalıdır, rüzgar nedeni ile, muzlarda olduğu gibi yaprakları parçalanır. Toprak için çok seçici değildir, kumlu veya killi topraklarda yetişir. Köklerinin suda olmasından hoşlanmaz, ancak devamlı nemli toprakta daha iyi gelişim gösterir. Bol güneşi tercih eder, yarı gölgeye de dayanıklıdır.

Merkezimizde ilk defa 1995 yılında yetiştirilmiş, 90 lı yılların sonunda satışa sunulmuştur. Marmaris de bir otelin korunaklı iç bahçesine dikilen örnek, binanın ikinci katına kadar uzamış, ancak yeri değiştirilince ölmüştür. Uzun bir aradan sonra 2004 yılında tekrar üretimine başlanmıştır.

Ülkemizde kış bahçelerinde ve kışın dondan koruyarak güney sahillerimizde yetiştirilebilecek bir bitkidir.

PEYZAJDA 4. BOYUT Kasım 2007

150 yılı aşkın süredir, Avrupa, Amerika ve Avustralya’da süs bitkisi ve meyve ağacı olarak kullanılan, Asya kökenli bir bitkiyi tanıtmak istiyoruz. Ülkemizde geçmişi çok eskiye dayanmayan bu bitki, son yıllarda tanınmaya başlamıştır. Hem egzotik görünümü ile güzel bir süs bitkisi, hem de yenilen meyvesi olan bu küçük ağaç, zannedilenin aksine soğuğa en dayanıklı narenciye türlerindendir. Bugün size bu güzel süs ve meyve ağacını tanıtıyoruz.

Botanikçiler tarafından önceleri Citrus cinsine konulan Kumkuat’lar, 1915 yılında Dr Walter Swingle tarafından Fortunella cinsi olarak tanımlanmıştır. Fortunella cinsinde 5 tür Asya kökenli kumkuat bitkisi bulunmaktadır. Kumquat adı Çince “Altın Portakal’ anlamına gelmektedir.

Kumkuatlar Güney Çin ve Malezya kökenlidir. 19.yüzyıl ikinci yarısında süs bitkisi olarak önce Avrupa ve Kuzey Amerika kıtalarına getirilmiş sonra da dünyaya yayılmışlardır.

Kumkuat ağaçları yavaş büyüyen kompakt bitkilerdir, en fazla 3-4,5metre yüksekliğe ulaşırlar. Gençken dalları yeşilimsi ve kıvrımlı, dikensiz veya hafif dikenlidir. Yaprakları sivri uçlu, oval, kenarları hafif dişli, üstü parlak, altı hafif soluk yeşildir. Meyve türüne göre yuvarlak veya oval şekildedir. Meyve kabuğu, altın sarısı veya turuncu-kırmızı olabilir. 3-7 dilimden oluşan, asidik meyveleri, çok sulu değildir, bazen çekirdek içerir, bazen de çekirdeksizdir. Meyveler kabukları ile birlikte yenebilirler. Genelde yazın çiçek açarlar, meyveleri sonbahar sonu sararmaya başlar ve toplanmadığı durumlarda, tüm kış bitkinin üzerinde kalırlar.

Fortunella hindsii- Hong Kong Wild: Hong Kong’da doğal olarak bulunan bir türdür. 1,5-2cm çapında yuvarlak meyvelidir. Çinliler tarafından yenilmekle birlikte, bu çok dikenli bitki, diğer ülkelerde, yalnız saksıda süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.Fortunella japonica- Marumi veya Yuvarlak Kumkuat: Meyveleri 1,5-2cm çapında, yuvarlaktır. Ağaç 2,5-3metre yüksekliğe kadar ulaşabilir. Nagami ye benzemekle birlikte, ondan daha fazla dikenlidir.Fortunella crassifolia- Meiwa veya Büyük Yuvarlak Kumkuat: Yuvarlak meyveleri 4cm çapında, portakal sarısı renktedir, birkaç çekirdek içerir. Bu cüce ağacın dalları dikensiz veya çok küçük dikenlidir. Kumkuatlar içinde meyvesi taze olarak yenmeye en uygun olanıdır. Fortunella crassifolia “Sun Stripe”: Japonya’da üretilen, alacalı (variegated)  yaprakları ve üzerinde yeşil çizgileri olan sarı renk meyveli, bir süs bitkisidir.Fortunella polyandra-Malezya kumkuatı: Ülkemizde tanınmamaktadır.      

Fortunella margarita-Nagami veya Oval Kumkuat: Dünyada ve Türkiye’de en yaygın olarak yetiştirilen kumkuat türüdür. Ağaç 4 metre yüksekliğe kadar büyür. Oval meyveleri 4-5cm uzunluğunda, 2-3cm eninde, portakal sarısı renktedir. Narenciyeler içinde soğuğa en dayanıklı olanlardandır. -12C derece soğuğa dayanmaktadırlar. Gerek süs bitkisi, gerek meyve ağacı olarak yetiştirilir.

Kumkuat meyveleri, kabukları soyulmadan yenilebildiği gibi, taze olarak, renk ve tad katmak için kokteyllere konulurlar. Reçel marmelât ve şurupları yapılarak kullanılır. Çin mutfağında, kumkuatın, portakal suyu, bal, tuz ve tereyağında  pişirilerek hazırlanan sosları, yaygın olarak kullanılır. Kumkuatdan tatlı turşu da yapılmaktadır.

Kumkuatlar, tohum veya çelikle üretilebilirler, ancak iyi bir çöğür üzerine aşılanma en uygun üretimdir, bu sayede istenilen bitki dış etmenlere karşı daha dayanıklı olarak ve ana bitki özelliklerini taşıyarak elde edilir. Çöğür (aşı fidanı) olarak Üç Yaprak (Poncirus trifoliata) tercih edilir. Bu yolla elde edilen bitki, saksıda büyümeye daha elverişlidir, daha yavaş büyür ve kompakt bir yapı gösterir. Turunca aşı yapılırsa, bitkinin büyümesi daha hızlıdır, ancak kompakt yapısı kısmen bozulur. Toprak ve suyun asit veya nötr olmadığı durumlarda (alkali), turunca aşılı bitkilerin yetiştirilmesi daha uygundur.

Kumkuatlar çok seçiçi değildir, geçirgen toprakları tercih etmelerine karşın, killi topraklarda da yetişmektedirler. Bol güneş ışığını tercih ederler, büyük ağaçların gölgesinde de olabilirler. Yazın toprakları kurudukça sulanmalıdır. Akdeniz bölgemizde yetiştirmede, Haziran-Eylül arası yaprak güvesine karşı tedbir alınmalıdır (mospilan veya muadili bir ilaç ayda bir gövdeye tatbik edilir).

PEYZAJDA 4. BOYUT Ekim 2007

Palmiye Merkezi, ülkemizde bilinmeyen palmiye ve tropik, subtropik bitkilerin üretimini ve tanıtımı yapmakla birlikte, yöresinde bulunan doğal ve endemik bitkilerin de korunması, üretimi ve peyzajda kullanılmaları için uğraş vermektedir. Doğal bitki örtümüzün içinde, yabancı bitkilerin”  güzel de olsa hoş gözükmeyeceği, bazen de bu bitkilerin istila edici olup doğal bitkilerin yerini alabileceği unutulmamalıdır.

Çam ormanında çamlar altında, güzel çiçekler açan bir begonvili (Bougainville) mi yoksa küçük çiçek ve meyveleri ile gönlü zengin, pırıl pırıl yapraklı, gerektiğinde bütün yazı susuz geçirebilen, kutsal kitaplarda sözü edilen Mersin (Myritus communis) i mi görmeyi arzu edersiniz?

Ne yazık ki, peyzaj çalışmalarında doğal bitkilerimize yeteri kadar yer verilmemektedir. Bundan sonra tanıtımını yapacağımız bitkiler arasında, dünyada peyzajda sıklıkla kullanılan, Akdeniz ve Anadolu bitkilerini de bulacaksınız.

2007 yılı Ekim ayı tanıtımımız, ülkemizin endemik ağaçlarından, Sığla AğacıLiquidambar orientalis” dir.

 ANADOLU SIĞLA  (GÜNLÜK) AĞACI “Liquidambar orientalis

Sığla (Amber) Ağaçları, Hamamelidaceae (Acıfındıkgiller) ailesinden, yaprak döken, ılıman bölge ağaçlarıdır.Sığla ağaçları, Türkiye, Rodos, Doğu Asya, Kuzey Amerika ve Meksika’da doğal olarak bulunurlar. Uzak doğuda bulunan Liquidambar acalycina ve Liquidambar formosana ülkemizde tanınmamaktadır. Amerika ve Meksika’da bulunan Liquidambar styraciflua’ nın birçok varyetesi üretilmiş, İtalya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden ithal yolu ile ülkemize girmişlerdir.

ANADOLU SIĞLA AĞACI “Liquidambar orientalis genel kanının aksine, ülkemizde yalnız Muğla ilinin sahil kuşağında değil, İzmir, Antalya ve İsparta illeri sınırları içinde de doğal olarak bulunmaktadır. Türkiye dışında yalnız Rodos adası kuzeyinde bulunur. Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye’de yaygın olarak rastlanmaktadır. İsparta Sütçüler ilçesinde bulunan Sığla Ormanı, Tabiatı Koruma alanıdır. Orman Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde 1.348 hektar saf sığla ormanı bulunmaktadır.

Ortalama 15-20 m'ye kadar boylanabilen Sığla, kalın dallı ve geniş tepeli bir ağaçtır. İlk bakışta çınarı andırır. Yaşlandıkça, kabuğu koyulaşır ve derin çatlaklı bir görünüm alır. Dallara uzun saplarla bağlanan yaprakları genellikle beş lopludur. Meyveleri 2-4cm çapında, çok sayıda kapsülden oluşur ve çok sayıda tohum içerir. Gövdesinden çıkarılan balsam kozmetik sanayinde ve eczacılıkta kullanılır.Sığla Ağacına yerel olarak Günlük Ağacı veya yabancı kaynaklardan tercüme ile Amber Ağacı da denilmektedir. Özellikle yaprak görünümü için yetiştirilmektedir. İlkbahar ve yazın parlak yeşil renkteki yaprakları, sonbaharda sararır, turuncu ve kırmızı renge dönerek dökülürler. Anadolu Sığla Ağacı, bol humuslu, hafif asidik ortamdan hoşlanır, ancak bazik ortama da uyum sağlar. Ancak suyun bol olduğu ortama gereksinimi vardır, su içinde bile büyüyebilir. Uzun süreli kuraklığa dayanamazlar. Bol güneşli veya yarı gölge ortamda yetişir. Üretimi genelde tohum ile yapılır. Çelikle üretimi de mümkündür.

Peyzajda, yeşil alanlarda soliter veya grup olarak kullanılabilir. Normalde alt dalları budanmaz ise daha güzel bir görüntü oluşturur, ancak gölge ağacı olarak kullanılacaksa, alt dallar budanabilir.

PEYZAJDA 4. BOYUT Eylül 2007

Palmiye Merkezi ürünlerinin büyük kısmını tropik ve subtropik bitkiler oluşturmaktadır. Özellikle İstanbul’da yaşayan, sitemiz izleyicilerinden dona dayanıklı türlere de yer vermemiz doğrultusunda istekler gelmektedir. Bugün tanıtımı yapacağımız Cennet Bambusu  Nandina domestica -18°C soğuğa dayanabilen sonbahar ve kışın kırmızı yaprakları ve parlak kırmızı meyveleri ile ilgi çeken, estetik, çalı formunda bir bitkidir.

Nandina, Berberis (berberidaceae) ailesinin bir cinsidir. Bu cinsin tek türü Nandina domestica'dır. Vatanı Hindistan, Çin ve Japonya’dır. Normalde yaprak dökmeyen bir bitkidir, aşırı soğuklarda yaprak dökebilir. Yaprakları 3’lü yaprakçıklardan oluşur ve bu pinnate yaprakçılarının bambu yaprağına benzemesi nedeni ile Cennet Bambu’su denilmektedir. Aslında bambular ile herhangi bir akrabalığı yoktur.

Bitki 200-250cm boya kadar uzayabilir, gövdenin yanlarından kardeşlenme göstererek enine olarak da genişler. İlkbahar sonu, yaz başı, salkım şeklinde, küçük, narin, yıldız şeklinde beyaz (sarı antherli) çiçekler açar. Önce yeşil renkte oluşan 6-8mm çapındaki meyveleri, sonbahar sonunda parlak kırmızı renge dönüşür ve uzun süre bitki üzerinde kalırlar. Çiçekleri arılar için, meyveleri de birçok tür kuş için çekicidir. Yeni çıkan yaprakları kırmızıdır, sonra yeşile dönerler. Kışın dökülecek yapraklar da önce kırmızı renge dönmekte ve bitki üzerinde kırmızı olarak uzun süre kalmaktadır.

Toprak için fazla seçici değildir, ancak humuslu geçirgen toprakları tercih eder. Toprak pH sının asidik yönde olması önerilmekle birlikte, Merkezimiz bahçesinde, bazik ortamda bir problem görülmeden büyümektedirler. Güneş veya yarı gölgede dikilebilir.Üretim genelde tohumladır. Tohumların soğuklama gereksinimi nedeni ile sonbaharda dikilmesi veya dikilmeden önce +4°C de 4–6 hafta tutulması uygun olur. Yazın yapılacak yarı odunsu çelikler ile de üretimi yapılabilir. Japonya’da 60 dan fazla kültürü elde edilmiştir. En fazla tutulanlardan biri N.domestica “Fire Power” 50cm e kadar uzayan cüce, kompakt yapılı bir kültürdür, yaprakları geniş ve parlak kırmızıdır. Kültürlerin birçoğu ufak ve kompakt bitkilerdir, ancak bunlar ana bitki kadar zararlılara dayanıklı değildir.

Peyzajda, hemen her yerde ve istenildiği şekilde kullanılabilecek bir bitkidir. Yaprakları, çiçekleri ve meyveleri nedeni ile bütün yıl boyunca ilgi çeker. Nandina domestica’nın, soliter kullanım yerine üçlü gruplar, kalabalık gruplar veya patika kenarı tek sıra kullanımı uygun olur. Birçok peyzaj mimarı tarafından küçük kompakt kültürler tercih edilmektedir. Ancak doğal Nandina domestika’nın da budanarak istenilen boyda tutulması mümkündür. Bazı botanik bahçelerinde 100 yaşın üzerinde örnekleri mevcuttur.

PEYZAJDA 4. BOYUT Ağustos 2007

Evinde muz yetiştirmek isteyenlere, güney sahil bölgelerinde oturan, küçük bahçe sahiplerine, yeni ürettiğimiz bir muz türünü tanıtmak istiyoruz.

Pembe Meyveli Muz - Musa velutina: Cüce bir muz türüdür, boyu 120cm'i geçmez. Vatanı kuzey-doğu Hindistan’ın Assam eyaletidir. Yapraklarının altında pembemsi yaprak sapı dikkati çeker. Çiçekleri pembe ile portakal rengi arasında değişir. Minyatür, pembe renkli meyveleri çok ilgi çekicidir. Aylarca bitki üzerinde kalan meyveleri, yenilebilir, ancak çekirdekleri vardır.

Soğuğa oldukça dayanıklı bir muz türüdür. Kışın malçlama yapıldığı takdirde düşük derecedeki donlara karşı dayanıklı olduğu, -6°C ye dayandığı bildirilmiştir. Üretimi tohumdan veya kardeşlerin ayrılması ile yapılır. Diğer muzlar gibi, geçirgen, organik maddeden zengin toprağı sever, bol güneş veya yarı gölgede yetiştirilebilir.

Peyzajda özellikle, küçük bahçeler için seçilecek bir muzdur. Ayrıca büyük muzların önünde ikinci bir sıra yapmak için de uygun bir seçimdir. Diğer muzlar gibi kolaylıkla kardeşlenme gösterdiğinden kısa sürede çoğalarak gruplar oluşturur.

Evde, saksıda muz yetiştirmek isteyenler için de uygun bir seçim olduğu hatırlanmalıdır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Temmuz 2007

 

Hem Akdeniz güneşine, hem de Anadolu’nun soğuk kışına dayanıklı, her mevsim yapraklı ve gösterişli, yer örtücü gibi kullanabileceğiniz çok yıllık bir bitki arıyorsanız, cevabı Ajanya’dır.

AJANYA: Ajania pacifica (eski adı: Chrysanthemum pacificum)

Ajanya, Astraceae (yıldızgiller) ailesinden çok yıllık bir bitkidir. Vatanı Orta ve Doğu Asya’dır. 30-40cm yüksekliğe, 50-60cm genişliğe ulaşır. Yeşil yapraklarının çevresi, gümüş rengi bir bant ile çevrilidir, bu iki renkli yaprakları nedeni ile variegata (ebruri) bir bitkidir. 

Bol ışıklı, güneş altı veya yarı gölge ortamlarda yetişir. Hafif asit ve bazik ortamlarda problemsizdir. -20°C ve altı soğuğa dayanıklıdır.

Sonbaharda Ekim-Kasım aylarında, parlak sarı çiçekler açar. Çiçekleri, arılar, kelebekler ve kuşlar için çekicidir.

Üretim, tohum,  kökten ayrılma veya çelikleme ile yapılır.

Peyzajda, özellikle gruplar halinde yer örtücü olarak, yürüyüş yolları çevresinde sınırlayıcı veya grup halinde kullanılır. Saksı çiçeği olarak da kullanıma uygundur. Tekli saksı bitkisi kullanılabileceği gibi, yürüyüş yolları etrafında çoklu saksılar halinde kullanılırlar. Sarkıcı bir bitki olmamasına karşın balkon saksılarında çok güzel görüntü sağlarlar.

PEYZAJDA 4. BOYUT Haziran 2007

Klasik çim ve otların dışında bir yerörtücü arayanlara önerebileceğimiz değişik bir bitkiyi tanıtmak istiyoruz. Tanıtacağımız bitki Scirpus cernuus, Festuca glauca yı hafif andıran otsu bir bitkidir. Ancak gerek rengi, gerek narin yapısı ile oldukça farklıdır.

FİBER OPTİK OT - SCIRPUS CERNUUS (Isolepis cernua)

Cyperaceae ailesinden çok yıllık, otsu bir bitkidir. 30-35cm kadar uzayabilen yaprakları vardır. Her yaprağın ucunda ufak beyaz çiçek sapı ve tohumları bulunur. Çiçekleri ilkbahar ve yaz başı açar, sonra ufak tohumlara dönüşürler. Fıskiye şeklinde çıkan yaprakları, uçlarındaki bu beyaz renkli oluşumlar nedeni ile fiber optik lambalara benzerler, bu nedenle de bitki Fiber Optik Ot olarak tanımlanmıştır. Almanlar bitkiyi, Peruk Bitkisi olarak adlandırmışlardır. Işınsal olarak uzanan ince uzun yaprakları nedeni ile bitki, düzgün yuvarlak bir top gibi görünür.

Genelde subtropik bitki olarak tanımlanıyorsa da, soğuk ve dona dayanıklıdır, -12ºC ye dayandığı bildirilmiştir. Bol suyu sever, havuz kenarı ve bataklık bitkisi olarak kullanılması uygundur. Güneş ve yarı gölgede yetiştirilebilirler. Küçük kuşlar, tohumlarını yerler, yapraklarını da yuva yapmak için kullanırlar. Tohumdan üretilebildikleri gibi, ana bitkinin kökten ayrılması ile de çoğaltılırlar.

Peyzajda, su kenarlarında, özellikle bataklık bitkilerinin kullanıldığı alanlarda, yakın aralıklı toplu dikimle kullanılabildikleri gibi, yürüyüş yolu kenarlarında tek veya çift sıra, kısa bordür bitkisi olarak da kullanılabilirler.

PEYZAJDA 4. BOYUT Mayıs 2007

Tropikal etki yaratmak, sonbaharda çok gösterişli çiçeklerini görmek ve yıl boyunca ilgi çekecek bir ağaç arıyorsanız cevabı Maymun Çıkamaz “Chorisia speciosa dır.

Chorisia’lar (sinonim=ceiba), Güney Amerika’da bulunan, yaprak döken,  5 ağaç türüdür. Ortak özellikleri dikenli ve şişkin gövdeleridir. Tropikal ağaçların ipek-pamuklu iplik Bombacaceae ailesine aittirler. Bu ağaçlara,“Kapok ağacı” da denilmektedir.

Maymun Çıkamaz Ağacının vatanı, Brezilya ve Arjantin’dir. Ağacın gövdesi gül gövdesinde olduğu gibi, dikenlerle kaplıdır. Yaprakları el parmakları gibi 4-7 bölmelidir, yaprak sapları uzundur. Tohumlarını saran kılıf, ipeksi bir yapıya sahiptir. Çiçek taçları (tohumları saran kılıf), Brezilya’da iplik yapılarak, döşemecilikte kullanılmaktadır. Bu nedenle İngilizce’de ağaca Silk Floss “Ham İpek Ağacı” denilmektedir. Sonbaharda, çok alımlı, Çin Gülü benzeri çiçekler açar. Çiçekler önce gül pembesi renktedir, sonra somona dönüşür, çiçek boğazları, sarı veya beyazdır. Çiçeklenmeden sonra, armut şeklinde, önce yeşil sonra kahverengi kılıf ile sarılı tohumlar oluşur, bunlardan yukarıda belirtildiği gibi bir çeşit ipeksi iplik yapılır.

Maymun Çıkamaz Ağaçları, 15 metre yüksekliğe kadar boylanabilirler, güzel bir taç oluştururlar. Kısa süreli -6ºC derece dona dayanıklıdır, bu nedenle ülkemizde, Güney Ege ve Akdeniz Sahil Kuşağında peyzaj çalışmalarında, rahatlıkla kullanılabilirler. Ülkemizde büyük örnekleri Antalya Otogarında görülebilir. 

Chorisia speciosa, geçirgen, humuslu toprakları ve tam güneş gören yerleri tercih eder. Gövdesinin dikenlerle kaplı olmasına rağmen, gövde renginin yeşil olması ve ilginç dikenleri yanında son derece alımlı çiçekleri nedeni ile peyzajda, soliter, grup olarak veya yol kenarı ağacı olarak kullanılmaktadır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Nisan 2007

Birçoğumuzun adını duymadığı, İnci Darısı nın Afrika (Özellikle Batı Afrika Sahra bölgesi) ve Hindistan sıcak tropik bölgelerinde 90 milyon insanın ana gıdası olduğunu biliyor muydunuz?

Afrika da Nil nehrinin batısı ve Sahra nın güneyinde 5000 yıldır tarımının yapıldığı bilinen bu hububat, Afrika dan, Asya ya götürülmüştür.

İnci Darısı, yağışın az ve düzensiz, toprak kalitesinin düşük olduğu, çok sıcak iklim bölgelerinde mısır dan daha kolay yetişen ve mahsul veren bir hububat türüdür. Yetiştirilmesi için ana neden insanlar tarafından yenilen, darı tanecikleri olmakla birlikte, sapları hayvan yemi olarak, yakacak olarak ve kulübe çatısı yapmakta kullanılmaktadır.

Penisetum ailesi 140 kadar tropikal otsu bitkiyi içermektedir. İnci Darısı türlerinin birçoğu, nematod denilen toprak zararlısının hoşlanmadığı bitkilerdir. Bu bitkilerin köklerine istemeden yerleşen nematodlar, üreme yeteneklerini kaybetmekte ve nüfusları azalmaktadır. Bu nedenle nematodlu topraklarda, İnci Darısı türleri dikilmektedir. İnci Darısı türleri, ayrıca toprağın karbon:azot oranını arttırdıklarından, yeşil gübre olarak adlandırılırlar.

SÜS DARISI – KEDİ KUYRUĞU DARISI- PENNİSETUM GLAUCUM PURPLE MAJESTY

Bugün tanıtacağımız Süs Darısı, İnci Darısı türlerinden elde edilen bir F1 Hibriddir. Kolaylıkla üretilebilen, olağanüstü koyu kırmızı renkli yaprakları ve siyaha kaçan, mısır benzeri bir sap üzerindeki küçük taneleri ile ilginç ve çekici bir bitkidir. Tek yıllık bitkilerdendir, ancak elde edilen tohumlardan kolaylıkla tekrar üretilir.

Süs Darısı nın üretimi tohumla yapılır, 20-25 ºC de genelde çimlenme 10 günden az bir zamanda tamamlanır. Çimlenen bitkiler önce yeşil renklidir, 8 haftadan sonra pembeleşmeye başlarlar, bahçeye güneş altına dikildikten sonra koyu kırmızı renk alırlar. Fazla seçici bir bitki olmamakla birlikte, drenajı iyi topraklarda ve güneş altında daha iyi görünürler. İçeriden dışarıya çıkarılan bitkilerin, dikilmeden önce güneşe alıştırılmaları uygun olur. Bitkiler önce yarı güneşe, sonra tam güneşe çıkarılmalıdır. Dikim için aralıkların 15-20cm olması uygundur.

Süs Darısı, Peyzajda genellikle renk ve yükseklik öğeleri katmak için bordür bitkisi olarak kullanılırlar. Güneş alan, veranda, teras, iç ve yan avlularda, saksı veya diğer kaplarda tropik etki sağlamak için de yetiştirilirler.

PEYZAJDA 4. BOYUT Mart 2007

Bahçenize renk katmak için, doğal bitkilerin en kırmızı yapraklısı, -25 ºC dereceye dayanan, çiçekleri de çekici kırmızı renkte olan bir bitki mi arıyorsunuz? Adres LOBELİA CARDİNALİS: Kardinal Çiçeğidir.Lobelya’lar Kampanula ailesinin, 370 türden oluşan bir cinsidir. Genelde Afrika ve Amerika kıtasının bitkileridir. Dona dayanmayan türleri olduğu gibi, çok soğuk yörelerde yetişen türleri de vardır.Lobelya türlerinin hemen hepsi, süs bitkisi olarak, sarkıcı olarak saksılarda, aranjman saksılarında,  bordür bitkisi olarak, kır bahçeleri uygulamalarında, bazıları da su kenarı bitkisi olarak kullanılırlar.

LOBELİA CARDİNALİS: Kardinal Çiçeği

Kanada’dan, ABD ve Meksika’ya uzanan coğrafi bölgede bulunan bir türdür. Özellikle, göl ve dere kenarlarında ve sulak alanlarda yetişmektedir. Kardinal Çiçeği, yumru köklü (Rizomlu), çok yıllık otsu bir bitkidir. Olağanüstü kırmızı renkli, uzun oval yaprakları ile diğer lobelyalardan kolaylıkla ayrılır. Bitkinin yüksekliği bulunduğu yere göre, 90-100cm e kadar yükselir, genelde güneş altında daha kısa kalmaktadır. Dona son derece dayanıklıdır. -25 ºC soğukta yaşamını sürdürmektedir. Don olduğu takdirde yapraklarını kısmen veya tamamen kaybeder, havaların ısınması ile rozet şeklinde, çok sayıda yeni kardeşler ile yaşama geri döner.Genelde Haziran ayında çiçek açmaya başlar, çiçeklenme Ekim ayına kadar sürer. Uzun sap üzerinde, salkım şeklinde dizilen, boru şeklindeki, parlak kırmızı çiçeklerinin her biri 3-5cm dir. Çiçeklenme sona erdikten sonra, uzun çiçek sapı kesilirse, yeni çıkan kardeşlerin tekrar çiçek açmaları sağlanır ve çiçeklenme süresi don oluncaya kadar devam eder.

Kardinal Çiçeğinin üretimi, ilkbaharda yeni oluşan kardeşlerin ayrılması veya ilkbaharda tohumlarının ekilmesi ile yapılır.

Ülkemizin kuzey ve batı yörelerinde tam güneş altına dikilebilir. Akdeniz sahil kuşağı ve iç Anadolu’da güneş altında yaprak renginde açılma olabildiğinden yarı gölge alanlarda daha güzel görünür. Suya çok gereksinimi olan bir bitki olduğundan, toprağı daima nemli tutulmalıdır.

Özellikle su bahçelerinde, havuz kenarlarında, hatta irisler ve dietesler ile birlikte bataklık alanlarda kullanılabilir. Phlaris arundinacea ve Miscanthus sinensis gibi alacalı yapraklı (Variegata) bitkilerle hoş bir kontrast oluşturur.

PEYZAJDA 4. BOYUT Şubat 2007

 

Mavi EkeveryaEcheveria glauca

Ekeveryalar (echeveria), kaktüs ve etli yapraklı bitkilerin, krassula (crassulaceae) ailesine ait bir cinstir, doğal olarak Meksika’dan Güney Amerika’nın kuzey batısına kadar olan bölgede bulunurlar. Susuzluğa dayanıklı, güneş altında korumasız kalabilen bitkilerdir.

Tanıtımı yapacağımız Mavi Ekeverya “Echeveria glauca” türü, ülkemizde az da olsa tanınan bir bitkidir. Rozet şeklinde yaprak dağılımı gösterir, gri-mavi yaprakları ile ilgi çekici bir bitkidir. Aşırı güneşte ve susuzlukta yaprak uçları hafif kırmızımsı olabilir. Yaz ve sonbaharda sarı,turuncu çiçekler açar. Çiçekler 20-25cm uzunluğunda bir sap üzerinde salkım şeklindedir.

Mavi Ekeverya, 20-30cm çapa, uzun yıllar sonra ise 30cm yüksekliğe erişebilir. Ancak boyu uzayan bitkiler alt yapraklarını kaybettiklerinden ve gövdeleri de, genelde çok düzgün olmayıp bir tarafa yattığından çok çekici gözükmezler. Bu nedenle doğal bahçeler dışında, uzayan bitkilerin 2-3yılda bir yenilenmesi uygun olur.

Mavi Ekeverya, güneş ve yarı gölgede yetişir, bol ışıklı olmak koşulu ile iç mekana da uygundur, sıklıkla iç mekan bitkisi olarak kullanılmaktadır. Ancak bitkinin soğuğa dayanıklığının -12°C olduğu göz önüne alınırsa, ülkemizin bütün kıyı bölgelerinde dış mekan bitkisi olarak yetişeceği açıktır.

Doğası gereği kuraklığa dayanıklıdır, bu nedenle özellikle kurak kaya bahçelerinde sıklıkla kullanılırlar. Neme dayanıklı olmakla birlikte, yapraklarının ıslak olmasından hoşlanmaz, olanak olduğu takdirde sulama topraktan yapılmalıdır. Devamlı sprink kullanılan, çim alanlarda dikilmesi uygun değildir.

Palmiye gibi, yanlara aşırı yayılıp gölge yapmayan ağaçlar etrafında süsleme amacı ile, bahçe yolları kenarlarında, sulanması ihmale uğrayabilecek göbeklerde veya kaya bahçelerinde kullanılmaları uygundur.

Bitkinin zamanla yaşlanan, bozulan yaprakları alınmalıdır. Devamlı kardeşlenme gösterir, yanındaki kardeşler ayrılarak kolaylıkla üretilir. Yıllar sonra gövde uzar ve eğilirse, uç kısmı kesilerek törflü bir ortamda köklendirilir ve tekrar dikilir.

 

 

 

 

 

PEYZAJDA 4. BOYUT Ocak 2007

MERCAN PERİSİ (Salvia coccinea “Coral Nymph”) 

Bahçe peyzajında kullanılacak otsu-küçük çalı bitkiler arasında, narin yapısı ve hoş, küçük, gösterişli çiçekleri ile, ülkemizde fazla bilinmeyen bir bitkiyi tanıtmak istiyoruz. Bu Adaçayı’ nın adı Mercan Perisi (Salvia coccinea “Coral Nymph”) dir. Mercan Perisi, kır bahçeleri dışında, göz alıcı pembe renkli çiçekleri nedeni ile zıtlık (kontrast) yaratmak için veya yer örtücülerden, çalı veya ağaçlara geçişte ara bitki olarak kullanılabilinir. Ülkemizin birçok yerinde tek yıllık bitki olmasına karşın, sıcak Akdeniz bölgelerimizde veya kış bahçelerinde iki veya daha fazla yıllık bitkidir. Bir yıl içinde ölen bitkiler bile, genelde dökülen tohumlarından tekrar çıkmaktadır. Bu bitkiyi tanıtmadan evvel ailesi hakkında kısa bilgi vermek istiyoruz. 

Salvia (Adaçayları)

Nanegiller olarak da adlandırılan Ballıbabagiller (Labiatae/Lamiaceae) familyasının en çok tür içeren cinsidir. Çok soğuk bölgeler ve tropik yağmur ormanları dışında dünyanın birçok bölgesinde dağılım gösteren tek yıllık, iki yıllık, çok yıllık ve yarı odunsu çalı olmak üzere yaklaşık 900 türü vardır. Genellikle kuru otlaklar, kayalık yamaçlar, makilikler, seyrek ağaçlı alanlar gibi güneşli yerler ile nemli çayırlarda yetişir. Bazı türler hoş kokuludur, çoğunda yapraklar, tüylü, bazıları yünlü gibi yoğun tüylü, bazıları gümüşi renktedir. Genellikle kare kesitli saplar üstünde karşılıklı, basitten tüysüye kadar değişen dişli ya da tırtıklı yaprak çiftleri vardır. Ayırt edici özelliği, boru şeklinde iki dudaklı çiçekleridir. Alttaki dudaklar düz, yatık ve iki loblu, üsttekiler ise dik ve kukuleta şeklindedir.Birçok Salvia türü bahçelerde süs bitkisi olarak kullanılmaktadır. Bazıları hoş kokulu yapraklarıyla, şifalı oldukları için tercih edilmektedir. Bununla birlikte genelde, gerek yaprakları ve gerekse çiçekleri ile görsel etkiye sahip oldukları için süs bitkisi olarak kullanılırlar.

Yetiştirilmeleri : Meksika ve Orta Amerika kökenli çalı formlu Salvia ların çoğu hafif donlara dayanabilir. Bazı çok yıllıklar dona daha dayanıklıdırlar. Salvia lar doğrudan güneş alan, hafif bünyeli, humusça zengin, az gübreli, nemli fakat drenajı iyi toprakta, iyi gelişme gösterir. Yarı gölge alanlara da tahammül edebilir. Çok tüylü yapraklı ve kısa türler, bol güneş ve çok iyi drenaj ister. Bu türler ile dona dayanıklı türlerin kışın aşırı sudan sakınılması ve soğuk, kurutucu rüzgârlardan korunması gerekir.

Üretimi: İlkbaharda tohumla, yaz başında çelikle, rizomlu türlerin her mevsim ayrılmasıyladır.