banner
anasayfa
ayinbitkisi
arsiv
bos1
baglantilar
iletisim
kitap
palmiye böceði
basýnda
siteyioneriniz
ulasim
intro

Peyzajda 4.Boyut, ülkemizde bilinmeyen veya yeteri kadar tanınmayan bitkiler hakkında, profesyonel ve amatörlere bilgi verilmesi amacı ile hazırlanan bir programdır. Her ay yeni bir bitki tanıtımı yapılmakta, Palmiye Merkezi deneyimleri de aktarılmaktadır.

Palmiye Merkezinin bir hizmeti olan, bu programın sizin veya bir arkadaşınızın e-posta adresine gönderilmesini arzu ediyorsanız, lütfen abone olunuz (abone olmak tamamen ücretsizdir, adresinize herhangi bir reklâm gönderilmeyecektir).

PEYZAJDA 4.BOYUT'a  abone olmak istiyorum>>>>>>>           Arkadaşımı öneriyorum>>>>>>




2016 YILI ARŞİVİ 2015 YILI ARŞİVİ 2014 YILI ARŞİVİ
2013 YILI ARŞİVİ 2012 YILI ARŞİVİ 2011 YILI ARŞİVİ
2010 YILI ARŞİVİ 2009 YILI ARŞİVİ 2008 YILI ARŞİVİ
2007 YILI ARŞİVİ 2006 YILI ARŞİVİ 2005 YILI ARŞİVİ
2004 YILI ARŞİVİ

PEYZAJDA 4. BOYUT Aralık 2012

Zantedeschia cinsi, tümü Afrika Kıtasında bulunan 7 türü kapsamaktadır. Bu cins ikiye ayrılabilir, birinci grupta soğuğa dayanıklı, beyaz çiçekli iki tür bulunur, İngilizcede bunlara Arum Lily denmektedir. Diğer grup dona fazla dayanıklı değildir, yaprakları beyaz lekelerle kaplıdır, çiçekleri sarı, portakal, pembe veya mor renkli olabilir, bunlar da Calla lily olarak adlandırılırlar.

Zantedeschia aethiopica doğal olarak Güney Afrika’da sulak alan ve bataklıklarda bulunmaktadır. Doğada bulunduğu yere bağlı olarak, her dem yeşil veya yaprak döken bitki olabilir. Güney Afrika’da,  Batı Cape’te yazın, yaz yağmuru alan diğer bölgelerde ise kışın uyku devresine girmektedir. Ancak devamlı su bulunan bataklık arazilerde her dem yeşildir.

Zantedeschia adı İtalyan doktor ve botanikçi Profesör Giovanni Zantedeschi ‘ye atfen verilmiştir. Aethiopica bitkinin Afrika kıtasına ait olduğunu göstermektedir. Halk arasında her ne kadar zambak olarak isimlendirilirse de bir aroit (Aracae ailesine ait olan bitkiler) tir.

Kalla çok gösterişli çiçeği ile hemen tanınır. Parlak beyaz yelken şeklindeki braktesi (yaprak benzeri yapı),  ortadan çıkan sarı parmak şeklindeki koçanı (spadiks: erkek ve dişi çiçekleri taşıyan yapı) sarmaktadır. Çiçekler parlak yeşil yaprakların arasından çıkarak güzel bir kontrast oluştururlar. Oluşan yeşil renkli meyvecikler,  olgunlaştıkça turuncu renge dönüşmektedir. Zantedeschia aethiopica çiçeklerinin hafif güzel bir kokusu vardır. Bu kokusu sayesinde karınca ve arıları çekerek tozlaşmayı sağlarlar.

Kalla gerek süs bitkisi gerek kesme çiçek olarak kullanılır, özellikle gelin çiçeklerinde bazen de cenazelerdeki bitki aranjmanlarında tercih edilir.  Güney Afrika’da, yaprakları ve rizomları, pansuman ve ağız yoluyla birçok hastalıkta kullanılmaktadır. Rizomları haşlandıktan sonra yenilebilir. Çiğ yenildiği takdirde, içindeki kalsyum oksalat kristalleri nedeniyle, boğazda şiş ve yanma olur. Yapraklar lapa haline getirildikten sonra baş ağrısı tedavisinde kullanılmaktadır. Bilimsel çalışmalar Zantedeschia aethiopica’ nın yapay göletlerdeki atık suyun temizlenmesinde ve alg büyümesinin engellenmesinde etkili olduğu göstermiştir.

Kalla nemli toprak veya bataklığı tercih eder, eğer bataklık şartları yok ise bitki gölge yere dikilmelidir. Gölgeye dikilen bitkilerin çiçekleri daha az olmaktadır. Gübreli toprak kullanılmalıdır. İyi şartlarda yetiştirilen bitkiler ilkbahar ve yazın çiçek açarlar.

Zantedeschia aethiopica 90 cm.ye kadar uzayabilir. Gölgede yaprakları daha da büyük olabilmektedir. Koyu yeşil yaprakları mızrak başı şeklinde görünürler, yaprak büyüklüğü belirttiğimiz gibi ışık almasına göre değişir. Genellikle Şubat-Haziran arasında çiçeklenme olmakla birlikte,  diğer aylarda da tek tük çiçek görülebilir. Kalla doğasında,  bataklık arazilerde deniz seviyesinden 2250 m yüksekliğe kadar geniş koloniler oluşturmaktadır. Doğadaki bu yayılım göz önüne alındığında, bitkinin tuzlu deniz suyuna ve dona dayanıklı olduğu anlaşılır. Kalla yaprakları, mikroskobik olarak çok enteresandır. Yapraklar üzerinde bulunan su bezlerinden “damlama” denilen bir işlem ile fazla su dışarı atılmaktadır. Bu yolla, bitki bozulmadan bataklıklarda yaşamaktadır.

Zantedeschia aethiopica tohum veya rizomların ayrılmasıyla üretilebilir. Tohumlar ilkbaharda dikilmelidir. Kök ayrılması bitkiler uyku durumdayken yapılmalıdır ve çıkan rizomlar toprağa en az 3 cm derinliğinde dikilmelidir. Ayrılma işlemi bitki yeşilken de yapılabilir.

PEYZAJDA KULLANIMI: Kalla dere ve havuz kenarlarında seçilecek bir bitkidir. Devamlı sulama olanağı yoksa bitki gölgeye dikilmelidir. Grup halinde daha güzel ve dikkat çekicidirler.  Sarı Süsen (İris pseudacorus), Altın Süsen (İris xantospuria), Siyah Süsen (İris louisiana black gamecock) gibi su seven bitkilerle birlikte de kullanılabilirler. Koyu gölge ortamda yaprak bitkisi olarak kullanılabilir. Ancak bu ortamda fazla çiçeklenme beklenmemelidir. Ayrıca bahçelerde saksı içinde de kullanılabilecek bir bitkidir.

Bugün Zantedeschianın birçok hibridi elde edilmiştir, bunlar da saksı ve bahçe düzenlemelerinde kullanılmaktadır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Kasım 2012

Philedendron, areceae ailesinin bir cinsidir, 900 dolayında türü kapsamaktadır. Areceae ailesi cinsleri arasında, Philedendron’lar değişik büyüme özellikleri ile dikkati çekerler.  Büyüme özellikleri, epifitik (başka bitkilerin üzerinde tutunarak) , hemiepifitik (kısmen başka bir bitki üzerinde tutunarak) ve bazen de doğrudan toprak üzerinde olmaktadır. Philedendronlar doğal olarak tropik ABD, Batı Hind Adaları ve Güney Amerika’da bulunurlar. Gösterişli ve çok loplu yaprakları ile dikkati çekerler. Birçoğu sarmaşık özelliğe sahiptir, iyi ışıklı iç mekânda kolaylıkla yetiştirilebilirler.

Philedendron selloum uzun yıllar tropikal peyzaj ve iç mekân düzenlemelerinde kullanılmıştır. Aslında Philedendron selloum,  Philodendron bipinnatifidum un eski adıdır. Kolay büyümesi, tropik görünümü nedeniyle uzun yıllar peyzajda ve iç mekânda kullanılmış ancak büyüklüğü nedeniyle daha küçük yapılı bir bitki bulunması gündeme gelmiştir. Bu problem Philedendron xanadu’nun pazara çıkmasıyla çözülmüştür.  Ksanadu, Philedendron selloum’un iyi özelliklerine ilaveten kendine has özellikleri ile pazarda ilgi bulmuştur. Philedendron xanadu’nun spatha’sı (iri brakte), diğerinin yeşil- beyaz spatha’sından mor-kırmızı rengiyle (resim de görüldüğü gibi) ayrılır.

Ksanadu,  philedendron bitkilerinin, meconostigma grubuna aittir. Bu bitkiler “ağaç philedendronlar’’  olarak bilinirler. Sarmaşık philedendronların aksine, bunların gövdeleri kalındır ve ağaç gibi görünürler.

Philedendron xanadu 1983 yılında Batı Avustralya’ da tohumdan yetiştirilen fideler arasında tesadüfen bulunmuştur. Önce “Philedendron winterbourn’’ olarak isimlendirilmiş daha sonra Avustralya Bitki Otoritesi tarafından Xanadu adı verilerek, 1988 yılında pazarlanmaya başlanmıştır. 1989 yılında ABD’den patent alınmıştır. Patent süresi dolan bitki, şimdi üreticiler tarafından kolaylıkla çoğaltılıp satışa sürülmektedir. Doku kültürü ile de geniş çaplı üretimi yapılmaktadır. Her yıl 2 milyon üzeride bitkinin pazara sürüldüğü saptanmıştır. Bu gün Ksanadu’nun hibrit olmayıp ayrı bir tür olduğu kabul edilmektedir. Brezilya’da ormanlarda Philedendron xanadu’lara rastlanması da bu görüşü desteklemektedir. 

Ksanadu her dem yeşil küçük dolgun, çok fazla büyümeyen, yaprakları derin bölmeli parlak yeşil bir bitkidir. Nadiren 90x90 cm boyutlarını geçer. Dekoratif küçük loplu yaprakları, kompakt büyümesi,  zararlılara dayanıklılığı ve ailenin diğer türleri gibi fazla hava kökü oluşturmaması özelliklerine sahiptir. Philedendron xanadu güneş altında veya yarı gölgede yetiştirilebilir. Yaprakların yeşil kalması için her yıl kontrollü salınımlı gübrelerle toprağa takviye yapılmalıdır.

PEYZAJDA KULLANIMI: Ksanadu tropik, subtropik ve sıcak ılıman iklim bölgelerinde özellikle deniz kenarlarında, dış mekân bitkisi olarak kullanılır. Soğuk iklim bölgelerinde ise bol ışıklı iç mekânlarda saksıda kullanılmaktadır. Don tehlikesi olan bölgelerde yazın saksı ile havuz kenarlarında veya açık alanlarda saksı içinde kullanılıp, kışın iç mekâna konulması uygundur.

PEYZAJDA 4. BOYUT Ekim 2012

Strelitzia regina “gold” bilinen cennet kuşu çiçeğinin, sarı renkli olanına verilen isimdir.

Zaman zaman, Fransa, İtalya, Kaliforniya, Avustralya, Japonya ve Güney Afrika’da tek tük sarı starliçeler görülmüşse de, bunlar genelde portakal rengi starliçelerle döllendiği için seri üretimi yapılamamıştır. 1970 yılında John Winter tarafından Kirstenbosch Botanik Bahçesinde, yapay dölleme ile Altın Starliçe yetiştirilmeye başlanmıştır. Bu proje kapsamında, elde bulunan 7 adet altın starliçeden, 1994 yılına kadar üretim yapılarak iyi bir stok hazırlanmıştır. Tohumlar ilk defa 1994 yılında Strelitzia reginae ’’Kirstenbocsh Gold’’ adı altında,  satışa sunulmuştur. 1996 yılında bitkinin adı Nelson Medella’ya atfen, Strelitzia reginae “Mandela’s Gold” a çevrilmiştir. Türkiye’de ilk Altın Starliçe üretimi Palmiye Merkezinde gerçekleştirilmiş ve 1999 yılında çiçek açmışlardır.

Altın Cennet Kuşu Çiçeği her dem yeşil, gövdesi olmayan, kardeşlenme gösteren, çok yıllık bir bitkidir. Grimsi-yeşil, muz benzeri yaprakları, 150 cm. ye kadar uzar. Çiçeklenme sonbahar sonundan, ilkbahara kadar devam eder. Gösterişli, büyük, kuşa benzeyen çiçekleri, uzun saplar üzerinde,  yapraklardan daha yukarıya çıkarak güzel bir görünüm oluştururlar. Bitki her çiçekten sonra ikiye ayrılarak çoğalır. Kardeşlenme gösteren bitkiler, uzun yıllar içinde büyük bir topluluk oluşturur.

Starliçe çiçek kılıfının kalınlaşması ile oluşan, gaga şeklindeki sert kısım, spate olarak adlandırılır. Spate çiçek sapından 90° lik açı ile ayrılarak bir kuş gagası şeklinde görünür. Spateler 4 ile 6 çiçek içerirler. Genelde bu çiçekler bir biri ardına açarlar.  Her çiçek sarı renkte 3 sepal ve mavi renkli üç petalden oluşur.  Sarı sepaller, ibikli bir kuş kafasına benzerler. Mavi petallerden ikisi stamen (erkek organ) ve sitilus (dişi boyuncuk) u içine alarak, ok ucu benzeri bir görünüm oluştururlar. Üçüncü mavi petal ise diğerlerinden kısadır ve bunların üstünde görünür (lütfen çiçek yapısı fotoğrafına bakınız!).

Strelitzia reginae “gold” büyütülmesi kolay bir bitkidir. Güneş de ya da yarı gölgede iyi drenajlı bir toprakta kolaylıkla gelişir. İdeal Ph isteği 7,5 dur. Büyüme mevsiminde bol gübrelenmesi ve zaman zaman bol sulama yapılması uygun olur. Dikim sırasında toprağa kompost veya hayvan gübresi karıştırılmalıdır. Nisan-Ekim ayı arasında bitkilere 9–3–15 oranında sıvı gübreden ayda bir defa verilerek çiçeklenme artırılır.  Gölgede yetiştirildiği takdirde çiçek açmazlar. Altın Starliçe toprağa uyum sağladıktan sonra az sulama ile idare edebilir. Rüzgâr ve sahil şartlarına dayanıklıdır. Diğer starliçeler gibi, dona dayanıklı değildir, kısa süreli -4°C soğuğa dayanabilir. Akdeniz bölgesinde don görülebilen yörelerde yetiştirilecekse, bahçenin kuzeyi korunaklı bir bölgesine dikilmelidir.

PEYZAJDA KULLANIMI Strelitzia reginae “gold” dekoratif, ilgi çekici ve gösterişli bir bitkidir. Bahçe ve yüzme havuzu etrafında tropikal etki yaratmak için kullanılır. Çim sahalarda gruplar halinde kullanılabildiği gibi turuncu starliçelerle birlikte, ayrı gruplar halinde kullanılabilir. Bordür bitkisi veya Dev Starliçeler (Strelitzia nicolai) önünde ara bordür bitkisi olarak kullanılabilir. Peyzajda büyük saksılarda da kullanılabilirler. Saksıda çiçek açması için, iki üç haftada bir sulandırılmış sıvı gübre kullanılmalıdır. Soğuk iklimlerde kış bahçelerinin vazgeçilmez bitkilerindendir.

Altın Starliçenin üretimi, tohum veya kardeşlerin ayrılması ile yapılır. Kardeşler ayrıldığı takdirde, yeni bitkilerin çiçek açması 2 yıl sürebilir. Tohumdan ideal şartlarda yetiştirilen bitkiler, üç yılda çiçek açabilir ancak bu şartlar sağlanamadığı takdirde, çiçeklenme 5–6 yılı bulur. Siyah tohumların üst kısmı parlak portakal rengi tüylerle kaplıdır. Üretim için tohum dikilmeden önce bunlar temizlenmelidir. Fideler iki üç yaprak olduğu vakit saksıya dikilirler, bitki büyüdükçe bitkinin büyüklüğüne göre saksı değiştirilmelidir.

Strelitzia regina “gold” kesme çiçekçilikte ve süslemede kullanılan en güzel ve en pahalı çiçeklerden biridir. Ayrıca St.regina’ların erkeklere takdim edilen tek çiçek olduğu unutulmalıdır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Eylül 2012

Strelitzia ailesi Güney Afrika’da doğal olarak bulunan beş türden oluşmaktadır. Bu türler St.regina, St.juncea, St.alba, St.caudata ve St.nicolai’dır.

Dev Starliçe genellikle sahile yakın, herdem yeşil ormanlarda bulunmaktadır. Doğal yayılımı Güney Afrika’da Doğu Cape, KwaZulu-Natal’dan Mozambik ve Zimbabwe’ye kadar uzanır.

Strelitzia adı İngiltere Kraliçesi Charlotte‘a (Kraliçe Mecklenburg-Strelitz ailesinden gelmiştir) atfen verilmiştir. Nicolai adı ise, Rus Çarı 1. Nicholas’ın oğlu Grand Duke Nikolay Nikolayevich’den gelmektedir.

Strelitzia nicolai 10m yüksekliğe ulaşır, 4m çap yapabilir, verdiği kardeşler ile çok gövdeli, herdem yeşil bir ağaçtır. Hakiki muzlar ve yabani muz (Ensete ventricosum) ile bir akrabalılığı olmamasına karşın, yaprak ve büyüme özelliği bakımından, bunlara benzerlik göstermektedir. Bu nedenle, Natal Yabani Muz’u olarak da adlandırılır. Gövde odunsu yapıda, pürüzsüzdür, rengi açık veya koyu yeşil olabilir. Eski yapraklara ait yara izleri dikkati çeker. 2 metre boya ulaşan yapraklar, uzun, kalın saplar üzerindedir bunlar rüzgârda yırtılırlarsa, dev bir kuş teleği şeklinde görünürler.

Strelitzia nicolai’ nin çiçeği kuş kafasına benzemektedir, 50 cm ye kadar uzayabilir. Çiçeklerin sepalleri beyazdır, mavi petaller, beş adet pembemsi-mavi renkli, kalyon şeklinde kılıfla örtülüdür. Çiçek, beyaz ibikli ve pembe gagalı kuşa benzemektedir. Ağaç yıl boyu çiçek açabilir, en fazla çiçek ilkbahar ve yazın görünür. Çiçek sapında birden fazla çiçek bulunmaktadır. Parlak, siyah renkli tohumların, üst kısmı, portakal rengi tüylerle kaplıdır. Genelde sonbaharda, bazende ilkbaharda olgunlaşırlar. Dev Cennet Kuşu Çiçeğinin yaprak sapları kurutularak ip yapılır ve Afrika’da kulübe yapımında kullanılır. Çiçek nektarı, arı kuşları için çekicidir. Maymunlar, çiçeklerin yumuşak kısımlarını ve tohumun üzerindeki turuncu tüylü kısmı yerler.

Üretimi tohumladır, ayrıca kökten verdiği kardeşlerin ayrılması ile çoğaltılabilir.  Tohum dikilmeden önce üzerindeki turuncu tüyler çıkarılmalıdır. Tohumlar dikilirken 5–10 mm kompostla örtülmelidir. Fideler ilk aylarda gölge bir ortamda tutulmalıdır. Bitki dış ortama dikildikten sonra hızlı büyür. Yarı gölge veya güneş altında büyüyebilir. Aşırı su gereksinimi yoktur.

Strelitzia nicolai kuraklığa dayanıklıdır. Dona fazla dayanıklı değildir, kısa süreli -4°C sıcaklığa dayanabilir. Bu yüzden ılıman bölgelerde, kuzey rüzgârından etkilenmeyecek bir yere dikilmelidir. Tuzlu deniz rüzgârlarına karşı dayanıklıdır. Ilıman bölgelerindeki sahil bahçelerinde gösterişli bir rüzgâr perdesi olarak kullanılabilir.

PEYZAJDA KULLANIMI: Dev Cennet Kuşu Çiçeği, gösterişli yapısı, her dem yeşil yaprak ve gövdesi ile tropik etki yaratmak için uygun bir bitkidir. Özellikle yüksek, beton binalar veya havuzların sert peyzaj görünümünü yumuşatmakta etkilidir. Parlak geniş yaprakları ile çim sahaların ortasında veya kenarında da güzel bir görünüm yaratır. Kök yapısı yayılıcı olduğundan, yürüyüş yolları veya diğer yapılara yakın dikilmemelidir. Küçük bahçelerde ve don tehlikesi olan yerlerde, göz alıcı bir saksı bitkisi olarak kullanılabilir. Ayrıca kış bahçeleri için seçilecek alımlı bir bitkidir.

PEYZAJDA 4. BOYUT Ağustos 2012

Clivia’lar Güney Afrikanın endemik bitkileridir. Doğada yarı gölgede, iyi drenajlı, humustan zengin topraklarda, koloniler halinde bulunurlar. Clivia adı, bu bitkiyi ilk defa İngiltere’de yetiştiren ve çiçek açtırtan Lady Charlotte Clive’ye atfen verilmiştir. Miniate adı İngilizce minius (kurşun tetra oksit rengi) ne benzeyen çiçek renginden gelmektedir.

İlk bitkiler 1800’lerde Kwazulu-Natal’dan İngiltere’ye getirilmiştir. Özellikle İngiltere’de Viktoria devrinde bu bitki çok popüler olmuş, Avrupa’ya yayılmıştır.

Bugün üretilen Klivya’lar, dört klivya türü (C.Nobilis, C.Gardenii, C.Caulescens, C.Miniata) arasındaki hibridlerden geliştirilmiştir. Bu yöntemle çok gösterişli, iri çiçekli, kırmızı, sarı, krem, kayısı renginde çiçekleri olan, geniş yapraklı, yaprakları yelpaze şeklinde gözüken, alacalı yapraklı, cüce ve birçok diğer hibridler elde edilmiştir.

Clivia miniata kardeşlenme gösteren çok yıllık, koyu yeşil renkli, uzun yaprakları olan bir bitkidir. Toprak altındaki etli gövdeden çıkan yapraklar, 45 cm uzunluk ve 8 cm genişliğe erişebilirler. Parlak, koyu portakal renkli (nadiren sarı), boru şeklindeki çiçekleri genelde ilkbaharda, Nisan ve Mayıs aylarında açarlar, bazen de yılın diğer aylarında tek tük çiçeklenmeler görülür. Koyu yeşil parlak yaprakları, portakal renkli çiçekleri ile çok güzel bir zıtlık yaratır.

Klivya tohumdan veya yandan verdiği kardeşlerin ayrılması ile çoğaltılır. Bitkiler muhakkak gölge ortama ve humuslu toprağa dikilmelidir çünkü, güneş ışınlarına hassastırlar ve direk güneş altında kolaylıkla yanarlar. Humuslu toprak aynı zamanda kurak mevsimde su tuttuğu içinde önemlidir. Bitkiler yaz aylarında aktif olduklarından iyi sulanmalı, kışın sulama azaltılmalıdır. Dona hassastır,  özellikle ıslak ortamda soğuk rüzgârlara maruz kaldığında donabilir. Yaprakları donduktan sonra tekrar sürme şansı varsa da, bu süre uzundur. Bu nedenle bitki dikimi için korunaklı bir yer seçilmelidir.

Gövde ve kökü çok zehirli olarak rapor edilmesine rağmen birçok hastalıkta ilaç olarak kullanılmaktadır.

Peyzajda Kullanımı: Clivia Miniata Akdeniz Bölgemizde korunaklı ve gölge alanlarda kullanılacak bir bitkidir. Soliter dikildiği takdirde yıllar içinde grup yapabilir, daha hızlı vurgu sağlanmak istendiğinde grup halinde dikilmelidir. Saksı bitkisi olarak da, gösterişli yaprakları ve çarpıcı renkli çiçekleri ile tercih edilecek bir bitkidir. Daha önce de yazıldığı gibi güneşe maruz bırakılmamalıdır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Temmuz 2012

Cotyledon orbiculata, crassulaceae ailesine aittir. Kotiledon cinsi genellikle kardeşlenme gösteren,  çok yıllık sukkulent (etli yapraklı), her dem yeşil küçük çalılardan oluşan on türü kapsar. Güney Afrika, Doğu Afrika ve Arap Yarım Adasında bulunan bu türler, çölde veya gölge alanlarda bulunmaktadır.  Etli yaprakları, saplar üzerinde karşılıklı çiftler halinde çıkar. Silindirik veya çan şeklinde olan çiçekleri genelde kırmızı, sarı veya turuncu renkte olup sap uçlarında salkım halinde görünürler. Genelde çiçekleme yaz sonu veya son bahar başında oluşmaktadır. Cotyledon adı Yunanca fincan şekli kelimesinden gelmektedir.

 COTYLEDON ORBİCULATA - DOMUZ KULAĞI 

Cotyledon orbiculata, sukkulent (etli yapraklı) bir bitkidir. Yeşil veya gri renkli yapraklarının kenarları kırmızı renklidir. Domuz Kulağı doğal olarak Angola, Namibya, Güney Afrika da bulunmaktadır. Bitki 100 cm boy ve 50 cm ene ulaşabilir Orbiculata adı Latince yuvarlak kelimesinden gelmektedir.

Cotyledon orbiculata çiçeklenmesi yaz sonu veya son baharda olmaktadır. 70 cm’e kadar uzayan sap üzerinde bulunan çiçekleri, 1,5–2 cm uzunluğunda çan şeklinde çiçekçiklerden oluşmaktadır. Çiçekler genelde portakal kırmızısı renktedir, bazen sarı açan varyetelerde bulunur. Çiçekler hafif donda bozulmakla birlikte, bitki hafif dona dayanmaktadır.

Domuz Kulağı’nın renkli çiçekleri arı ve kuşlar için çekicidir. Diğer bazı sukkulent bitkilerde olduğu gibi, aşırı güneşten olan su kaybını azaltmak için yaprak üzerinde pudra gibi bir tabaka vardır. Bu da bitkiye grimsi güzel bir renk kazandırır.

Güney Afrika’da iyi bilinen tıbbi bir bitkidir. Etli yaprakları siğil ve nasırların yumuşatılıp çıkarılması için kullanılmaktadır. Yapraklar ısıtıldıktan sonra abse, iltihap olan bölgelere lapa şeklinde uygulanarak iltihabın olgunlaşması sağlanır. Tek bir yaprak yenilenerek, bağırsak parazitlerinin düşürülmesinde kullanılır. Yaprak ısıtılıp sıvı hale getirildikten sonra diş ve kulak ağrısı için kullanılmaktadır.

PEYZAJDA KULLANIMI: Cotyledon orbiculata kaya bahçelerinde kullanılabildiği gibi verandalarda da saksı çiçeği olarak dikkati çeker. Çiçek yataklarında karışık olarak kullanıldığında diğer bitkiler arasında dikkat çekici özelliği vardır. Saksıya dikildiği takdirde iyi bir drenajın olmasına dikkat edilmelidir. Genellikle güneş altında kullanılmaktadır. Ancak ağaç altında yarı gölgeye de dayanıklıdır. Az su isteyen, kuru bahçeler için ideal bir bitkidir.

Domuz Kulağının tohumdan üretimi yapılabilir. Ancak uç çeliği ile üretim çok daha hızlı olmaktadır. Fazla zararlısı yoktur. Salyangozların tercih ettiği bir bitki olduğu unutulmamalıdır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Haziran 2012

Maclura cinsi Moracae (dutgiller) ailesine aittir, onbeş türü kapsar. Bu cinse ait türler genelde dikenlidir, her dem yeşil veya yaprak döken, çalı, sarmaşık veya iki cinsli ağaçlardan (bireyler erkek veya dişi) oluşur.  Alt dalcıklar sıklıkla dikene dönüşmüştür. Bu cins doğal olarak Doğu Asya’dan Avustralya’ya ve Orta Güney ABD den Güney Amerika’ ya kadar olan coğrafya bölgesine dağılmıştır.

MACLURA POMİFERA (Maclura aurantiaca) YALANCI PORTAKAL AĞACI

Maclura pomifera doğal olarak Güney ABD’ de bulunur. Kerestesi ve gövdesinin ticari bir değeri olmamasına karşın, Kuzey Amerika’da özellikle düzlüklerde en fazla dikilmiş olan ağaçlardandır. Düzlüklerde bu kadar fazla kullanılmasının nedeni, çok iyi bir çit bitkisi olmasındandır. Dikenli ve yoğun dallı olması, böceklere ve çürümeye dayanıklı olması nedenleri ile çit bitkisi olarak tercih edilir.

Maclura pomifera adı, İskoçya doğumlu Amerikalı Jeolojist Willam Maclura ve Pomifera “Latince elma taşıyan” kelimelerinden oluşmuştur. İngilizcede Maclura pomifera ağacına Osage Orange denilmektedir. “Osage Kabilesi ABD’nin Ohio vadisinde bugünkü Kentucky’ de yaşamış Kızılderililerdir. Yıllarca süren savaşlardan sonra bu kabile Iroquois kabilesi tarafından vatanlarından sürülerek bugünkü Arkansas, Missouri, Kansas ve Oklohama’ya göç etmişlerdir.” Osage Kabilesi bu ağacın dallarını yay yapmakta kullanmışlardır.

Yalancı Portakal Ağacı, düzgün yuvarlak çatılı, yaprak döken, gençken çok dikenli, ilerleyen yaşlarda dikenleri azalan bir ağaçtır. Yaprakları, oval, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. 10 cm kadar uzayan yapraklar sonbaharda sarı renk alırlar ve dökülürler. Küçük, fincan şeklindeki sarı-yeşil çiçekleri (dişiler kısa sap üzerinde tek sıra çiçekler, erkekler ise yoğun, silindirik kümeler halinde görülürler) ilkbahar sonu yaz başında açarlar. Döllenen dişi çiçekler, yaz sonu, sonbaharda, 10–12 cm çapında, üzerleri buruşuk sarı-yeşil renkte meyveye dönüşürler.

Maclura pomifera dona çok dayanıklı bir bitkidir. Ankara’da rahatlıkla yetişmektedir, Akdeniz sıcağına da dayanıklıdır. 15 m yükseklik ve 12 m genişliğe ulaşabilirler. Ağaçlar erkek ve dişi olur, yalnız dişiler meyve oluştururlar. Ağaçların cinsel olarak olgun hale gelmesi 10 yılı bulur, bu süreden önce erkek veya dişi olduklarını söylemek çok zordur.

Yalancı Portakal Ağacı meyvesi, Çalı Elma’sı olarak da bilinir, sincaplar hariç hayvanlar tarafından yenilmez. Meyve özellikle karafatma ve çekirgeler için doğal böcek kovucudur. Ayrıca boya yapımında kullanılır.

Peyzajda kullanımı: Uygun şartlarda Maclura pomifera ağaçları, hızlı büyürler ve 10 yıl içinde güzel bir gölge ağacı haline gelirler. Çit yapılmak amacıyla Yalancı Portakal Ağaçları en fazla 150 cm ara ile dikilmelidir. Büyüdükleri zaman çok sık oldukları takdirde, aradan bazıları çıkartılarak seyreltme yapılır.

Maclura pomifera eski maden yataklarının ağaçlandırılması için de kullanılmaktadır. Dikiminin kolaylığı, alkali toprağa ve kuraklılığa dayanıklılığı, çabuk büyümesi,  uzun ömürlü olması, dona, rüzgâra, böceklere ve hastalıklara dayanıklılığı Yalancı Portakal Ağacı’nı değerli bir peyzaj bitkisi yapar.

PEYZAJDA 4. BOYUT Mayıs 2012

PORTULACARIA AFRA-PORTULAKARYA (FİL YEMEĞİ)

Portulacaria afra, Portulacaceae ailesine ait bir bitkidir. Bu aile herkes tarafından bilinen Portulaca türünü (semizotları) de kapsamaktadır. Portulakaryia muhtemelen cinsinin tek üyesidir, ancak çeşitli varyeteleri mevcuttur. Portulacaria adı, portulaca (cins adı) ve afra (Afrika, bitkinin bulunduğu kıta) kelimelerinden türemiştir.

Portulacaria afra sukkulent (etli yapraklı) bir çalıdır. Doğal olarak Namibya, Güney Afrika, Swaziland ve Mozambik’in kurak, dağlık bölgelerinin eteklerinde bulunmaktadır. Portulakarya, dünyanın sıcak ve ılıman bölgelerinde bahçe peyzajında kullanılan, ayrıca bonsai yapılarak saksıda yetiştirilen popüler sukkulent bir bitkidir.

Portulacaria afra her dem yeşil, çekici, sukkulent büyük çalı ve küçük ağaç formunda bir bitkidir. Doğada 500 cm yüksekliğe ulaşan büyük örneklerine olmasına karşın, kültürde 200 cm boyu geçmemektedir. Küçük etli yaprakları yuvarlak, gövdesi hafif kırmızı renktedir. Küçük, pembe, yıldız şeklindeki çiçekleri, kış sonundan ilkbahara kadar açar. Ancak saksıdaki bitkiler genelde çiçek açmamaktadır. Portulakarya kolaylıkla çelikle üretilebilir, her zaman tohum yapmamaktadır.

Güney Afrikada bulunan Addo Milli Parkında bulunan filler, Portulacaria afrayı, üstünden başlayarak toprak seviyesine kadar yemektedir. Bunun sonucu bitki yere paralel ve yakın olarak, adeta yer örtücü gibi bir şekil alarak yayılmaktadır. Bitkiye Fil Yemeği adı da bu nedenle verilmektedir. Portulakarya yaprakları kekremsi bir tada sahip olmakla beraber kaplumbağalar dâhil birçok hayvanın diyetine girmektedir.

Portulacaria afra Güney Afrika yerlileri tarafından geleneksel tıpta, annenin sütünün arttırılması için kullanılmaktadır. Yapraklar, yorgunluk, susuzluk, güneş çarpması aşırı su kaybedilmesi durumlarında çiğnenmektedir. Ezilmiş yapraklar, nasır ve ayakta meydana gelen su toplamalarında, deriye tatbik edilir. Ağız ve boğaz iltihaplarında, yapraklar çiğnenerek,  yapraktan elde edilen sıvı ise deri alerjilerinde ve böcek sokmalarında kullanılmaktadır.

Peyzajda Kullanımı: Portulakarya sınırlandırma amacı ile veya iyi budanarak çit bitkisi olarak kullanılabilir. Kaya bahçeleri ve sukkulent bahçelerde de kullanımı uygun bir bitkidir. Güneş altında veya yarı gölgede dikilebilir, kuru bahçelere dayandığı gibi, drenaj sağlanmak şartı ile çok sulanan bahçelerde de kullanılabilmektedir.  Ancak bitkinin dona fazla dayanıklı olmadığı hatırlanmalı, don tehlikesi olan ortamlarda, saksıda tutularak, kışın uygun yere alınması gerekmektedir. Bonsai yapmak için çok uygun bir bitkidir, bu durumda saksılarda kullanılır.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda, Portulacaria afra nın atmosferdeki karbonu bağlama kapasitesinin birçok bitkiye göre daha fazla olduğu görülmüştür. Bunun nedeni, birçok bitkinin yetersiz su aldıkları ortamda, özümlemeyi durdurmasına karşın bu bitkilerin olumsuz şartlarda bile özümlemeye devam etmesidir.

Kültürde, Portulakarya’nın değişik varyeteleri elde edilmiştir. “Prostrata”: kısa, yayılıcı; “Aurea”: kompakt ve güneş altında küçük sarı renkli yapraklı; “Foliis variegatus”: Küçük, alacalı yapraklı, saksı kültürüne uygun; “Medio-picta”: ortası sarı renkte alacalı yapraklı; “Limpopo”: 20-30mm uzunlukta, oval ve geniş yapraklı varyetedir.

PEYZAJDA 4. BOYUT Nisan 2012

 Syagrus cinsi Güney Amerika kıtasında bulunan, kuzeyde Venezüella ve Kolombiya’dan güneyde Arjantin ve Brezilya’ya kadar uzanan, 32 türü kapsayan, tüysü yapraklı palmiyelerdir. Tek gövdeli olabildikleri gibi çok gövdeli türleri veya küçük gövdesiz türleri vardır. Syagrus adı eski Latincede palmiye ağacı için kullanılmıştır.

SYAGRUS ROMANZOFFIANUM

Kraliçe Palmiyesi (Cocos plumosa-Arecastrum romanzoffianum)

Palmiyeler, bitkiler dünyasının Kraliçeleri olarak tanımlanmıştır. Bu kraliçelerin kraliçesi de Syagrus romanzoffianum adıyla tanınan palmiyedir. Kraliçe Palmiyesi Brezilya, Paraguay, Uruguay, Bolivya ve Kuzey Arjantin’in ormanlık bölgelerinde bulunur. Düzgün, gri gövdesi 20–40 cm genişlikte, boyu 15 metre bazen de 20 metre olabilen bir palmiyedir. Yaprakları tüysü (plumöz), çiçekleri krem rengidir. Salkım meyveleri, 20–25 mm uzunlukta, önce yeşil, olgunlaşınca portakal rengidir. Çok sayıda tohum oluşturur. Hermafrodittir, tohum oluşturması için birden fazla ağaca gereksinim yoktur. Romanzoffianum adı, bitki araştırması için yapılan turu finanse eden, Rus prensi Nicholas Romanzoff’a atfen verilmiştir.

Syagrus romanzoffianum güneşe dayanıklıdır, gölgede de yetişir. Bol gübrelemeyle yapraklar yeşil ve geniş, gövde de daha kalın olarak gelişir. Yüksek tavanlı, bol ışıklı binalarda gelişmeleri iyidir. Genelde hafif asit ortamı tercih ederler, ancak diğer ortamlara da alışırlar. Alkali ortamda, manganez eksikliğine bağlı olarak, palmiye üzerindeki yaprakların, gevşek, yanık görünümde, aşağı kıvrılıp sarkması görülebilir.

Kraliçe Palmiyesi estetik görünümü nedeni ile Güney Florida’da peyzajda kullanılan en gözde palmiyedir. Son 20 yıldır,  ithal olarak yurdumuza girmiştir. Ülkemizde, tohumdan ilk ciddi üretim Palmiye Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Merkezde, 2009 yılında, 15 yaşına giren, 6–7 metre yüksekliğindeki Syagrus romanzoffianum’lardan, tohum üretimi yapılmaktadır. Kraliçe Palmiyeleri, tropik kökenli olmalarına karşın, soğuğa karşı sanıldıklarından daha dayanıklılardır. Palmiye Merkezinde, dış mekânda, -6°C soğuğa maruz kalan bu palmiyelerde, yaprak uçlarının hafif sararması dışında bir hasar tespit edilmemiştir.

Peyzajda: Syagrus romanzoffianum soliter olarak kullanılabildiği gibi, özellikle çarpıcı ve tropik bir etki yaratılmak istendiğinde, gruplar halinde veya tek olarak, büyük binaların etrafına, parklara, bahçelere, bulvarlara, yüzme havuzu ve patikaların etrafına dikilebilirler.

Büyük Kraliçe Palmiyeleri gölge, korunak sağlamalarının yanında, çarpıcı, egzotik bir görünüm verirler. Mimari açıdan açık alanları daha belirgin hale getirir, kuvvetli dikey ve gökdelen görünümü oluştururlar. Bu özellikleriyle Syagrus romanzoffianum, büyük bina komplekslerinde geniş ölçüde kullanımı olan bir palmiyedir.

PEYZAJDA 4. BOYUT Mart 2012

Kalanchoe 130 tür (sukkulent) bitkiyi içeren bir cinstir. Bu cinsin türleri Suidi Arabistan, Yemen, Tropik Afrika’dan Güney Afrika’ya, Madagaskar’a, Hindistan, Güney Çin, Filipinler, Malezya ve Brezilya’ya kadar bulunmaktadır. Kalanchoe Crassulaceae (krasula) ailesine aittir. Krasula adı bu ailenin tümünün ortak özellikleri olan etli yapraklarından dolayı verilmiştir.

Crassulaceae (krasula) ailesinin birçok türü kısa süreli hafif dona dayanmakla birlikte hiçbiri şiddetli dona dayanamazlar. Genellikle küçük yapraklı türler,  aşırı güneş ve sıcağa büyük yapraklılardan daha çok dayanıklıdır.

Kalanchoe Thyrsiflora İri Yapraklı Kalanço:

Latincede thyrsiflora sap üzerinde çok sayıda çiçeği olduğunu tarif etmektedir. Crassulaceae (krasula) ailesi bitkilerinin aksine kalanço çiçekleri beş yerine, dört sepal, dört karpel ve sekiz stamen içerirler.

İri Yapraklı Kalanço; etli, geniş, yuvarlak, grimsi ve etrafı kırmızı yapraklarıyla rozet görünümünde bir bitkidir. Bitkinin yaprak ve gövdesi beyaz, pudralanmış gibi görünür. Kalanchoe Thyrsiflora dik olarak yükselerek 60 cm. yüksekliğe ulaşır. Yapraklar sapsız olarak gövdeden çıkar.

İri Yapraklı Kalanço monokarpit bir bitkidir 1 m. uzunluğunda sap üzerinde çiçekler verdikten sonra bitki ölür. Çiçek sapı bitkinin üst ucundan dik olarak çıkar ve mumsu yeşil çiçeklerinin dışa dönen uç kısımları sarıdır. Küçük boru şeklindeki çiçekler ortalama 15 mm. uzunluğundadır. Çiçeklenme sonbahardan ilkbahara kadar sürer. Çiçek sapının altında bulunan yapraklar yuvarlaktır ve yukarı çıktıkça küçülürler. Çiçeklenme uzun süre devam ettikten sonra bitkinin ölümü ile sonlanır. Yeterli güneş ışığı aldığında, büyük yeşil yaprakların kenarlarında kırmızı veya pembe renginde bant oluşur.

Kalanchoe Thyrsiflora çok yıllık sukkulent bir bitkidir, bu nedenle güneş gören fazla sulanmayan bahçelerde bile fazla bakım gerektirmez. Bitkinin olgunlaşması için üç-dört yıl geçer. Bazen bitki ikinci yaşında çiçek açar ve ertesi yıl tohumlar oluşturur. Doğasında çok yüksek sıcaklığa maruz kalan İri Yapraklı Kalanço zor şartlara adapte olmuştur. Sukkulent olmasının yanında, bitki yapraklarını güneşe doğru dik olarak tutar, bu sayede alınan güneş ışığı daha aza indirilmiş olur. Ayrıca bu pozisyon bitkinin su kaybını da aza indirmektedir. Yapraklar ve çiçek sapındaki beyaz, pudra görünümlü örtü de güneş ışığının yansıtılmasını, bitkinin serin tutulmasını sağlar. Arılar, karıncalar ve bazı uçan böcekler gündüz çiçeklere gelerek tozlaşmayı sağlarlar. İyi beslenen bitkilerde oluşan çiçekler çok uzun süre devam eder. Oluşan küçük tohumlar rüzgâr ile dağılırlar.

Kalanchoe Thyrsiflora tohumunu olduğu gibi vejitatif yolla da üretilebilir. İyi sonuç için yaprak çelikleri erişkin bitkilerden alınmalı ve çelik gövdeden küçük bir parça içermelidir. Çelik için sıcak aylar tercih edilir. Çelikler dere kumundan zengin ve hafif gölgeli ortamda yapılmalıdır. Tohumla üretim için çok ince olan tohumların üzeri fazla örtülmemeli ve kumlu ortam kullanılmalıdır.

Peyzajda kullanımı; İri Yapraklı Kalanço kaya bahçelerinde ve dağlık bölgelerde yapılacak peyzajda seçilecek bir bitkidir. Kalanchoe Thyrsiflora, soğuk bölgelerde yazın toprak saksılarda, bahçe peyzajında kullanılır. Kitle halinde dikildiğinde özellikle gri, kenarları kırmızı, iri yapraklarıyla çok güzel görüntü oluşturur. Bu bitkinin doğasında dağlık bölgelerde bulunması ve yukarıda belirttiğimiz şekilde güneşe dayanıklı olması dolayısı ile, ılıman iklim bölgelerinde, kaya bahçelerinde aranılan bir bitkidir. İri Yapraklı Kalanço, iyi drenajlı olmak şartıyla ıslak topraklarda dayanıklıdır. Bahçeye uyum sağladıktan sonra diğer sukkulentler gibi kuraklığa dayanıklıdır. En iyi güneşli ortamda yetişir, gölgede yaprakları daha büyük ve yeşil olur.

PEYZAJDA 4. BOYUT Şubat 2012

Bulbine cinsinin 50’den fazla türü vardır. Bunların büyük bir kısmı Güney Afrika’da geleneksel tedavi edici olarak kullanılır.

Bulbine frutescens Asphodelaceae ailesine aittir. Her ne kadar bulbine ismi Latince bulbus kelimesinden (soğan) gelmekte ise de bu bitkilerin şişkin (soğan şeklinde) kökleri yoktur.

Yılan çiçeği’ nin ana vatanı Güney Afrika’dır. Cape eyaletinin kuzey, batı ve özellikle doğu bölgesinde bulanan kurak vadilerde diğer sukkulentlerle birlikte bulunur.

Bulbine frutescens hızlı büyüyen, dallanan çok yıllık sukkulent (etli yapraklı) bir bitkidir. Yeşil ince etli yaprakları gövdeden karşılıklı olarak çıkar ve gövdeyi sıkıca sararlar. Bitki alttan kardeşlenme gösterir ve kardeşlerin gri gövdeleri üzerinde sıklıkla köklenme görülür. Bir sap üzerinde salkım şeklinde yukarı uzanan küçük çiçekleri, yıldız şeklinde olup 6 petalden oluşmuştur. Genelde ilkbaharda bazen de diğer zamanlarda çiçek açar. Petaller sarı veya portakal rengindedir. Sarı renkte tüylü stamenlerle birlikte hoş bir görünüm oluştururlar. Küçük yuvarlak bir kapsül içinde bulunan siyah tohumları rüzgarla yayılır.

Yılan Çiçeği kolay çoğalan sukkulent çok yıllık bir bitkidir. Bitki kendi haline bırakıldığında formu bozulacağından budama ile düzeltilmelidir. Bulbine frutescens iyi drenajlı, kompostla zenginleştirilmiş bir toprağa dikilmelidir. Daha çok çiçek açması için ölmüş çiçek başları kesilmelidir. Bu bitkiler tam güneşi tercih etmekle birlikte yarı gölgede de yetişebilir. İç mekanda yetiştirildiğinde bol ışıklı bir alana koyulması gerekir. Parlak renkli çiçekleri, arılar için çekicidir. Yılan çiçeği’nin üretimi ilkbaharda tohumdan, çelikten veya kardeşlerin ayrılmasıyla yapılabilir.

Peyzajda Kullanımı: Bulbine frutescens ılıman iklim bölgelerinde, susuzluğa dayanıklı bir bitki olarak yer örtücü veya kaya bahçelerinde kullanılır. Kolay büyümesi, güzel çiçekleri, susuzluğa dayanıklılığı, az bakıma gereksinim göstermesi ve tüm yıl boyunca güzel bir görüntü elde edilmesi sebebiyle tercih edilebilecek bir bitkidir. Mavi cüce Agapanthus ile birlikte kullanıldıklarında, aynı zamanda çiçek açtıklarından güzel bir görüntü elde edilir.

Bulbine frutescens tıbbi amaçlarla da üretilmektedir. Ev bahçelerinde, tıbbi özelliği nedeniyle (aloe vera gibi) bulundurulması uygun bir bitkidir. Yapraklarından elde edilen jel özellikle yanıklarda, deri kızarıklıklarında, böcek sokmalarında, dudak ve deri çatlaklarında, sivilcelerde, ağızdaki yaralarda kullanılır.

PEYZAJDA 4. BOYUT Ocak 2012

Aptenia cinsi Meshembryanthemacae ailesine aittir. Aile ismi Yunanca Meshembria (gün ortası) ve anthemon (çiçek) kelimelerinden türetilmiştir. Çiçeğin gün ortasında açtığını ifade etmektedir. Cins adı Aptenia Latince Apten kelimesinden gelmektedir (apten kanatsız), tohumlarının kanatsız olması nedeniyle verilmiştir. Tür adı Cordifolia Latince Cordi (kalp) ve folium kelimelerinden oluşmuştur. Yapraklarının kalp şeklinde olduğunu işaret etmektedir. Bu cinsin dört türü vardır tümü Güney Afrika’ya has (endemik) dır.

Aptenia cordifolia doğal olarak Güney Afrika’nın 20 ila 800 m yükseklikteki yazın yağmur alan bölgelerinde bulunmaktadır. Doğu Cape ve KwaZulu-Natal’ da sahil boyunca görülür.

Buz Çiçeği her dem yeşil,  hızlı büyüyen,  sukkulent (etli yapraklı) çok yıllık bir bitkidir. Yayılı ve sarkıcı özelliği vardır. Kökü kalın ve etlidir. Etli gövdesi yuvarlak veya dörtgen şekilde olup 60 cm uzunluğa kadar erişebilir. Etli yeşil yaprakları kalp veya oval şekilde olup 50x25 mm boyutlarındadır ve genelde karşılıklı, çiftler olarak gövdeden çıkarlar. Gövde ve yaprakta bulunan su hücreleri yüzeye yakındır ve güneş ışığı altında parıldarlar.

Aptenia cordifolia’nın 15 mm çapındaki çok sayıda taç yapraktan oluşmuş küçük çiçekleri pembe-kırmızı renktedir, kısa saplar üzerinde tek veya grup halinde olabilirler. Çiçekler erkek ve dişi organ içerdiklerinden kendilerini döllenmelerini sağlayabilirler. Çiçeklenme ilkbahardan kışa kadar devam eder. Çiçekler, güneş ışınının fazla olduğu zamanlarda açarlar. Parlak renkli çiçekleri kelebek, arı ve diğer böcekleri çekicidir.

Buz Çiçeği tohum veya çelik ile üretilir. Tohumlar yazın dikilmelidir. Çeliklerin köklenmesi kolaydır hatta doğrudan bahçeye dikilebilirler. Bahçeye dikilecekse, dikilecek alan bellenmeli, kompost ve yavaş eriyen bir gübre ilave edilmelidir. Bitki kendi haline bırakıldığında uzayarak şekilsiz bir hal alır, bu nedenle arada bir budama ve düzeltme yapılmalıdır.

Aptenia cordifolia kuraklığa dayanıklı bir bitkidir. Aynı zamanda aşırı suya ve düzensiz sulamaya dayanıklıdır. Sukkulent yaprakları (bol su içeren etli yaprak) nedeniyle yangın yayılmasını önlemekte önemli rolü vardır. Alacalı yapraklı varyetesi Aptenia cordifolia variegata” da yaprak rengi dışında aynı özelliklere sahiptir ve aynı amaçlarla kullanılır. 

Peyzajda kullanımı: Parlak yeşil etli yaprakları ve pembe-kırmızı çiçekleri bitkinin karakteristik özellikleridir. İyi bir yer örtücüdür. Deniz suyuna dayanıklı olduğu için sahilde veya kumlu topraklarda rahatlıkla kullanılabilinir. Bir diğer kullanma yeri de kaya bahçeleri ve şevlerden sarkıtılmasıdır. Teraslarda duvardan sarkıcı olarak kullanımı uygundur. Yarı gölge veya tam güneş altında olabilir. Ağaç altlarında dikime uygundur. Yangın tehlikesi olan bölgelerde yer örtücü olarak kullanımı, olası bir yangına karşı önlemdir.