banner
anasayfa
ayinbitkisi
arsiv
bos1
baglantilar
iletisim
kitap
palmiye böceði
basýnda
siteyioneriniz
ulasim
intro

Peyzajda 4.Boyut, ülkemizde bilinmeyen veya yeteri kadar tanınmayan bitkiler hakkında, profesyonel ve amatörlere bilgi verilmesi amacı ile hazırlanan bir programdır. Her ay yeni bir bitki tanıtımı yapılmakta, Palmiye Merkezi deneyimleri de aktarılmaktadır.

Palmiye Merkezinin bir hizmeti olan, bu programın sizin veya bir arkadaşınızın e-posta adresine gönderilmesini arzu ediyorsanız, lütfen abone olunuz (abone olmak tamamen ücretsizdir, adresinize herhangi bir reklâm gönderilmeyecektir).

PEYZAJDA 4.BOYUT'a  abone olmak istiyorum>>>>>>>           Arkadaşımı öneriyorum>>>>>>




2016 YILI ARŞİVİ 2015 YILI ARŞİVİ 2014 YILI ARŞİVİ
2013 YILI ARŞİVİ 2012 YILI ARŞİVİ 2011 YILI ARŞİVİ
2010 YILI ARŞİVİ 2009 YILI ARŞİVİ 2008 YILI ARŞİVİ
2007 YILI ARŞİVİ 2006 YILI ARŞİVİ 2005 YILI ARŞİVİ
2004 YILI ARŞİVİ

PEYZAJDA 4. BOYUT Aralık 2016

uploads/22122016162804/Slayt8.JPG

GİNKGO BİLOBA - MABET AĞACI - GİNKO

Ginkgo biloba, Ginkgophyta takımının, Ginkgoaceae ailesinden, Ginkgo cinsinin tek yaşayan türüdür. 270 milyon yıl öncesine ait fosillerde, bulunan bir ağaçtır. Cins adı Ginkgo Japonca gin-kyo “gümüş kayısı” dan gelmektedir. Biloba ise latince bis “2” ve loba “loblu”  kelimelerinden türemiştir. Yapraklarının iki loblu olduğunu tanımlamaktadır. Mabet Ağacı morfolojik olarak gymnosperm olarak kabul edilir.

Ginkgo biloba ve cinsin diğer üyeleri Jurassic ve Cretacoeus döneminden kalan fosillerde yaygın olarak bulunmaktadır. Ancak Ginkgo biloba dışında tüm Ginkgo’lar bugün dünyadan kaybolmuştur, yalnız bu bitki doğal olarak Doğu Çin’de küçük bir alanda bulunmaktadır. Bu çok özel ağaç, dinozorlar devri öncesinden gelen ve halen yaşayan tek tür olduğu için “yaşayan fosil” olarak adlandırılmaktadır.

Mabet Ağacı Çin’de uzun zamandan beri kültüre edilmektedir. Tapınak bahçelerinde bulunan bazı ağaçların 1500 yaşın üstünde olduğu gösterilmiştir. Alman Botanikçi Engelberd Kaempfer 1690 yılında Japonya’da tapınak bahçelerinde bu ağacı ilk gözlemleyen Avrupalıdır. Budizim ve Konfiçyus inanışına göre Ginkgo biloba kutsal bir ağaç olduğundan, Kore ve Japonya’nın birçok yerine dikilmiştir.

Mabet Ağaç’ları iki cinslidir; ağaçların bazısı erkek, bazısı dişidir. Erkek ağaçlarda polen içeren küçük kozalaklar, dişilerde ise döllenme olursa; yuvarlak sarımsı meyveler oluşur. Meyvelerin içinde kalın kabuklu tohumlar bulunmaktadır. Ginkgo biloba ağaçlarında döllenme, sikaslar, eğreltiler, yosun ve alglerde olduğu gibi hareketli spermlerle olmaktadır. Dişi bitkiler kozalak yapmazlar, dalcıkların ucunda iki ovul oluşur. Bu ovullerde döllenmeden sonra 1 ya da 2 adet tohum oluşur. 1,5-2 cm uzunluğundaki tohumlar, sarı-sütlü kahverengindir. Görünüşte çekici olan tohumlar, düştüklerinde içerdikleri bütürik asit nedeni ile çok kötü bir koku salgılarlar. Ağaçların erginliğe erişmesi 20-35 yılı bulur.

Birçok yerde Mabet Ağacı’nın erkek kültürleri, tohumdan yetiştirilen bitkilerin üzerine aşılanmaktadır. Bunun nedeni, erkeklerin kötü kokulu meyve yapmamasıdır. Erkek Ginkgo biloba ağaçlarının dezavantajı ise, oluşturdukları polenler nedeni ile bazı hassas kişilerde alerji yaratmasıdır.

uploads/22122016162804/Slayt1.JPGMabet Ağaç’ları normalde 20-30 metreye kadar boylanabilirler, Çin’deki bazı örneklerin 50 metreyi aştığı rapor edilmiştir. Ağaç genelde derin köklüdür, rüzgâr ve karın meydana getireceği hasarlara karşı oldukça dayanıklıdır. Genç ağaçların yuvarlak gövdesi ince ve uzundur, sık dallanma göstermezler ve dallanmaları muntazam değildir. Ağaç genelde 10 yaştan sonra formunu alır ve güzel bir tepe tacı oluşturur. Sonbaharda 5-10 cm uzunluğundaki yaprakları, parlak sarı renge dönerek dökülürler. Hastalıklara ve böceklere karşı direnci, hava kökleri verebilmesi ve bu köklerden tekrar sürebilmesi, Ginkgo biloba ağaçlarını uzun ömürlü yapmaktadır.

Mabet Ağaç’larının bugün birçok kültürü elde edilmiştir. “Autumn Gold” erkek bitkiden elde edilen bir kültürdür. Dişi kültürler arasında “Liberty Splendor”, “Santa Cruz” ve “Golden Girl” bulunmaktadır.

Peyzajda Kullanımı

Ginkgo biloba’lar kentsel yerleşim alanlarına iyi uyum sağlarlar, hava kirliliği ve değişik topraklara uyumludurlar. Hastalıklara ve böceklere karşı oldukça dayanıklıdırlar. -30 °C soğuğa dayanırlar. Dayanıklılığı ve güzelliği nedenleri ile Mabet Ağaç’ları, kentsel alanlarda; gölge ağacı, süs ağacı olarak, yol ağaçlandırmalarında sıklıkla kullanılırlar.

Çin ve Japonya’da mabet ağaçlandırmasında kullanılan Ginkgo biloba’lar, bugün dünyanın birçok yerinde peyzajda kullanılmaktadır. Tıbbi amaçla, ilaç elde etmek için tarla dikimleri de yapılmaktadır.

Mabet Ağaç’larının dayanıklılığına en iyi örneklerden biri; 1945 yılında Japonya’nın Hiroşima kentine atılan atom bombasının 1-2 km uzaklığında bulunan 6 ağacın, tüm insan ve canlıların öldüğü bölgede, yaşamlarına devam etmesidir.

Tıbbi Bilgi: Ginkgo biloba, geleneksel Çin tababetinde yüzyıllardır kullanılmaktadır. Bugün Batı tıbbında da yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır, ABD ve Avrupa’da en fazla satılan bitkisel tıbbi üründür.

Bilim adamları Mabet Ağac’ında 40’dan fazla bileşim bulmuşlardır, bunlardan yalnız iki tanesi; Flavonaid ve Terpenoid ilaç olarak etki göstermektedir. Flavonaidler bitki kökenli antioksidantlardır. Flavonaidlerin; sinirleri, kalbi, kasları, kan damarlarını ve retinayı korudukları, bilimsel olarak gösterilmiştir. Terpenoidler damarları genişleterek ve beyaz kürelerin yapışkanlığını azaltarak, kan akışını artırırlar. Bunlar da ayrıca antioksidanttır.

İnsan vücudundaki serbest radikal diye adlandırılan zararlı parçacıklar, yaş ile artmaktadır. Bunlar kalp hastalığı, kanser, alzheimer hastalığına neden olabilirler. Antioksidantlar, serbest radikallerle savaşırlar ve onların DNA ve diğer hücrelere zarar vermesini önlerler. Ginkgo biloba’dan hazırlanan ilaçların özellikle alzheimer hastalarında hafıza ve düşünme üzerine olumlu etkisi gösterilmiştir. Demans ve vertigoda (baş dönmesi) da kullanılmaktadırlar.

Mabet Ağacı tohumları Çin’de pişirilip, yenilmektedir. Tohum içinde bulunan ginkgotoxin yemek iyice pişirilmezse, zehirlenmelere yol açar.

uploads/22122016162804/Slayt6.JPG

uploads/22122016162804/Slayt5.JPG

uploads/22122016162804/Slayt7.JPG

uploads/22122016162804/Slayt3.JPG

uploads/22122016162804/Slayt4.JPG

 uploads/22122016162804/Slayt2.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Kasım 2016

uploads/12112016182348/1.jpg

 CEİBA SPECİOSA – CHORİSİA SPECİOSAMAYMUN TIRMANMAZ AĞACI

Ceiba (sinonim Chorisia), dünyanın değişik tropik bölgelerinde bulunan büyük ağaç türlerini kapsayan bir cinstir. Meksika, Orta Amerika, Karayipler, Batı Afrika ve Güney Doğu Asya’da bulunan birçok türü kapsar. Genelde bu türlerde kalın gövdeler dallanmadan yukarı uzar, üste geniş bir taç oluştururlar. Gövdenin toprağa yakın kısmında bitkiye destek olmak için kalınlaşmış kökler dikkati çeker. Bazı türler, 70 m uzunluğa erişirler. Baobab’ın da aralarında bulunduğu, bu ağaçlara,“Kapok ağacı” da denilmektedir.

Ceiba speciosa (eski adı Chorisia speciosa), nın anavatanı, Arjantin, Uruguay, Bolivya ve Brezilya’dır. Yaprak döken, sukkulent bir bitkidir. Hızlı büyüyen bir ağaçtır, özellikle bol su aldığında büyümesi hızlanır, 20 m boya ulaşabilir.

uploads/12112016182348/Slayt7.JPGMaymun Tırmanmaz Ağaçları’nın fıçı görünümündeki gövdeleri, genelde alt 1/3 kısımda şişme gösterir, çevresi 2 m ye ulaşır. Ağacın gövdesi, gül gövdesinde olduğu gibi, kalın ve keskin dikenlerle kaplıdır. Dallarda da dikenler görülür. Genç ağaçlarda gövde içerdiği klorofil nedeni ile yeşil renktedir, ağaç gövdesi ile de özümleme yapabilir. Yaşlı ağaçlar bu özelliklerini kaybederler, gövdeleri gri renge döner.

Yaprakları el parmakları gibi 4-7 bölmelidir, yaprak sapları uzundur. Sonbaharda, Çin Gülü benzeri, çok alımlı, çiçekler açar. Çiçekler huni şeklinde olup 10 cm veya daha büyük çapa sahiptir. Gül pembesi renkteki çiçekler, sonra somona dönüşür, çiçek boğazları, sarı veya beyazdır. Bazı varyetelerde çiçek rengi sarıdır. Çiçeklenmeden sonra, armut şeklinde, 10 cm uzunluğunda, önce yeşil sonra kahverengi kılıf ile sarılı tohumlar oluşur. Tohumlarını saran kılıf, ipeksi bir yapıya sahiptir. Çiçek taçlarından (tohumları saran kılıf), Brezilya’da iplik yapılarak, döşemecilikte kullanılmaktadır. Bu nedenle İngilizce’de ağaca Silk Floss Tree “Ham İpek Ağacı” denilmektedir.

Ceiba speciosa, 20 metre yüksekliğe kadar boylanabilir, güzel bir taç oluştururlar. Geçirgen, humuslu toprakları ve tam güneş gören yerleri tercih ederler. -3ºC de yapraklarını kaybederler, kısa süreli -6ºC derece dona dayanıklıdır. Genç bitkiler dondan korunmalıdır. Bu nedenle ülkemizde, Güney Ege ve Akdeniz Sahil Kuşağında peyzaj çalışmalarında, rahatlıkla kullanılabilirler. Ülkemizde büyük örnekleri Antalya Otogarında görülebilir.

Peyzajda kullanımı: Maymun Tırmanmaz tropik etki oluşturmak için sıklıkla süs amaçlı kullanılan bir bitkidir. Genç fidanlar yılda 1-1,5 m büyüyerek hızlı bir şekilde istenen alanı kapatırlar. Gövdesinin dikenlerle kaplı olmasına karşın, gövde renginin yeşil olması ve ilginç dikenleri yanında son derece alımlı çiçekleri nedeni ile peyzajda, soliter, grup olarak veya yol kenarı ağacı olarak kullanılmaktadır. Ağaçların dikiminde, çok büyüyebilecekleri düşünülerek gerekli yer ayrılması önerilir. Yol ağaçlandırmasında, dikenlerinin yürüyenlere zarar verebileceği düşünülerek, yay yolu kenarında bir emniyet alanı oluşturulması düşünülmelidir.

uploads/12112016182348/Slayt4.JPG

uploads/12112016182348/Slayt5.JPG

uploads/12112016182348/Slayt6.JPG

uploads/12112016182348/Slayt1.JPG

uploads/12112016182348/Slayt2.JPG

 uploads/12112016182348/Slayt3.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Ekim 2016

uploads/20102016170609/Slayt7.JPG

 TRADESCANTİA PALLİDA – MOR TELGRAF ÇİÇEĞİ

Tradescantia pallida Commelinaceae “Telgrafçiçeğigiller” ailesine ait bir türdür. Bu aile, 41 cins ve bunlara ait 700 dolayında türü kapsamaktadır. Telgraf Çiçekleri Amerika kıtasına ait bitkilerdir. Bazı botanikçiler bu türü hala, Setcreasea purpurea veya Setcreasea pallida olarak yazmaktadır. Cins adı tradescantia, Salisbury kontunun bahçıvanı John Tradescant’tan gelmektedir. Tür ismi pallida, çiçek renklerinin soluk olmasından dolayı verilmiştir.

Mor Telgraf Çiçeği doğal olarak, doğu Meksika’da bulunmaktadır. Herdem yeşil, çok yıllık, sürünücü karakter gösteren, yer örtücü bir bitkidir. Yaprakları 2-3 cm genişliğinde, 8-12 cm uzunluğunda, uçları sivri ve eliptik şekildedir. Çiçekleri 3 petalli, soluk pembe renklidir. Gövde ve yapraklarının üst yüzleri kırmızı-mor renktedir. Kıvrılarak ilerleyen gövdeleri 50 cm veya daha fazla uzunluğa erişebilirler.

Tradescantia pallida dona hassas, çok yıllık bitkidir. Bahçede, özellikle organik maddeden zengin, nemli, iyi drenajlı ortamlarda kolaylıkla uploads/20102016170609/7.jpgyetiştirilir ancak toprak bakımından çok seçici değildir. Güneş ve yarı gölge ortamda yetişebilir, yaprak renginin koyu kırmızı-mor olması için, direkt güneş ışını alması gerekmektedir. Bitki kuraklığa dayanıklıdır. Sıcak ortamda, devamlı çiçek açar, çiçekler yalnız sabahları açıktır. Dona dayanıklı olmadıklarından, hafif donda üst kısımları donar, bununla beraber genelde köklerinden tekrar sürerler.

Mor Telgraf Çiçeği nin gövdeleri, çiçeklenmeden sonra budanmalıdır. Budama yapılan bitkiler, hem daha güzel bir şekle sahip olur, hem de yeni dallanmalar ile daha fazla gelişir. Bitki, çelikleme ile kolayca üretilebilir. Yaprak ve gövde sıvısı ender de olsa, bazı kişilerde, deride kızarıklık ve tahriş gibi allerjik reaksiyona neden olabilir.

Peyzajda Kullanımı: Tradescantia pallida mor renkli yaprakları ve yayılıcı özelliği nedenleri ile iyi bir yer örtücüdür.  Saksı için uygun bir bitkidir, telgraf çiçekleri eskiden beri saksı bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Sıcak iklim bölgelerinde bitki yataklarında sıklıkla kullanılır. Yer örtücü olarak kullanıldığında, yeşil yapraklı bitkilerle güzel bir zıtlık oluşturur. Gövdelerin sarkıcı özelliği nedeni ile askılı saksılarda, kaya bahçelerinde ve duvar üstlerinden sarkıcı olarak kullanılır. Saçak altı ve merdiven arası gibi zor ve az su alan yerlerde de kullanılmaktadır. Sarı-yeşil kuşkonmaz ile iyi bir birleşim sağlar, saksı ve balkonlarda kullanılır.

Mor Telgraf Çiçeği pembe çiçekli bitkilerle de dikilebilir, uyumlu renkler, harmoni ve rahatlık sağlar. Ruellia brittonia, Scaevola aemula, Lantana montevidensis beraber kullanıldığı mor çiçekli bitkilerdir,

Tradescantia pallida ev içinde kullanıldığında, uçucu organik maddeleri, bilinen hava kirletici ve solunum yolu tahriş edicileri filtre ederek hava kalitesini arttırmaktadır. Bu yapılan işleme fitoremeditasyon denilmektedir.

uploads/20102016170609/Slayt2.JPG

uploads/20102016170609/Slayt3.JPG

uploads/20102016170609/Slayt4.JPG

 uploads/20102016170609/Slayt6.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Eylül 2016

uploads/18092016113311/Slayt9.JPG

 CLEOME HASSLERİANA - KLEOME- SAÇAK GÜLÜ

Cleome 150 tür tek yıllık ve herdem yeşil çalıları kapsayan bir cinstir. Bu bitkiler tropik ve subtropik iklim bölgelerinde bulunmaktadır.

CLEOME HASSLERİANA: Bu ailenin en fazla tanınan bir türüdür. Cleome spinosa ve Cleome houtteana türün sinonim isimleridir. Capparaceae ailesine aittir. Cleome Yunanca klahos (zafer) kelimesinden gelmektedir. Bitkinin çiçeklerinin göz alıcı olmasından dolayı bu ad verilmiştir. Tür adı “hassleriana’’ Emile Hassler’a atfen verilmiştir.

uploads/18092016113311/Slayt1.JPG

Cleome hassleriana Paraguay, Arjantin, Uraguay ve Güney Brezilya’da doğal olarak bulunan tek yıllık bir bitkidir. Güneş seven bu bitkinin yaprakları ve pembe, mor ve beyaz tonlarındaki çiçekleri kokuludur. Çiçeklerin uzun stamenleri örümcek görüntüsü vermektedir. Bu yüzden İngilizcede Örümcek Çiçeği adı verilmiştir. Bitki kısa zamanda 100-150 cm yüksekliğe ve 100 cm genişliğe erişir. Gövdelerin ucunda açan büyük çiçekleri, örümcek şeklinde tarif edilmiştir. Kleome hazirandan don oluncaya kadar çiçek açar. Uzun süren çiçeklenme devresinden sonra oluşan ince tohum kılıfları, kahverengi rengine dönüştükten sonra, içlerindeki tohumları dışarıya bırakırlar. Palmat yaprakları yeşil renkte, kenarları hafif dişili, hoş kokulu ve yapışkandır, 5-7 oval veya lanseolat yaprakçıklardan oluşmuştur ve her yaprak sapının kaidesinde keskin küçük bir diken vardır.

Cleome hassleriana iyi drenajlı topraklarda ve güneş altında kolaylıkla büyütülebilen bir bitkidir, kuraklığa dayanıklıdır. Hafif gölge ortama da uyar. Özellikle büyüme devresinde, devamlı sulama ile iyi sonuç alınır. Bitki yerine adapte olduktan sonra kuraklığa da dayanır. Tohumdan üretilecekse, tohumlar özel kaplarda don tehlikesi geçtikten sonra çimlendirilmelidir.

Günümüzde Kleome’nin birçok hibriti elde edilmiştir. Hibritlerin bir kısmının çok yıllık olduğu söylenmektedir.

Cleome hassleriana ''Kelly Ross'' çok popüler pembe çiçekli bir hibrittir,  Cleome ''Spakler White'' beyaz çiçekli cüce bir hibrittir, Cleome uploads/18092016113311/Slayt3.JPG''Senorita Rosalita'' yeni bir kültürdür, bitki 100 cm yüksekliğe ve 70 cm ene ulaşır, büyük pembe çiçekleri vardır. Kültürlerin çoğu tohum yapmadıklarından çelikle üretilir.

PEYZAJDA KULLANIMI: Kleome’ler pembe, beyaz ve mor renkleri ile tüm yaz devamlı açan çiçeklerdir. Çok defa, geçici bir çalı olarak değerlendirilirler. Sıcak iklimlerde iyi sonuç verir, rüzgârlara karşı oldukça dayanıklılardır. Kır bahçeleri için çok iyi bir seçimdir, ayrıca kesme çiçek için de uygun bir bitkidir. Bitki tarhlarında, çit bitkisi olarak veya büyük saksılara uygun bitkilerdir. Çit boyunca veya ara bordür bitkisi olarak da kullanılır. Salvia, Dahlia ve Canna gibi tropikal görünüşlü bitkilerin arkasında güzel bir renk uyumu sağlar ve tropik bir görünüm oluştururlar.

uploads/18092016113311/Slayt5.JPG

uploads/18092016113311/Slayt6.JPG

uploads/18092016113311/Slayt2.JPG

 uploads/18092016113311/Slayt4.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Ağustos 2016

uploads/13082016191520/Slayt6.JPG

PHİLODENDRON BİPİNNATİFİDUM - PHİLODENDRON SELLOUM

AĞAÇ FİLODENDRON

Philedendron, areceae ailesinin bir cinsidir, 900 dolayında türü kapsamaktadır. Areceae ailesi cinsleri arasında, Philedendronlar değişik büyüme özellikleri ile dikkati çekerler.  Büyüme özellikleri, epifitik (başka bitkilerin üzerinde tutunarak), hemiepifitik (toprak da büyümeye başlayıp, başka uploads/13082016191520/Slayt2.JPGbir bitki üzerinde tutunarak yükselen) ve bazen de doğrudan toprak üzerinde olmaktadır. Philedendronlar doğal olarak tropik ABD, Batı Hind Adaları ve Güney Amerika’da bulunurlar. Gösterişli ve çok loplu yaprakları ile dikkati çekerler. Birçoğu sarmaşık özelliğe sahiptir, iyi ışıklı iç mekânda kolaylıkla yetiştirilebilirler.

Tüm Philodendron türleri aroid’tir. Aroid bitkide çiçek sapı spathe ve spadiks ten oluşmaktadır. Spathe denilen oluşum, değişime uğramış bir yapraktan oluşmuştur, görevi ortasında bulunan spadiksi korumaktır.Meconostigma türleri, gövde yaptıklarından, arboresant (ağaçsı) yapıdadır ve “Ağaç Philodendron” olarak adlandırılırlar.

Philodendron bipinnatifidum “Ağaç Filodendron”ların yani meconostigma grubunun, en bilinen ve tanınan türüdür. Bu tropik bitki, doğal olarak Paraguay, Brezilya, Arjantin ve Bolivya’da bulunaktadır. Ağaç Filodendron herdem yeşil, 90 cm e kadar uzayan, çok loblu yaprakları ile alımlı bir çalıdır. Yaşlı bitkiler, petaleri olmayan fincan şeklinde çiçek verirler. Philodendron bipinnatifidum’un spathesi yeşil, içi beyazdır. Bitki hernekadar Ağaç Filodendron grubunda ise de, aslında hemiepifitik gruba konulması daha uygun olar. Çünkü yaşamına toprakta başlayan bitki, sarılacağı uygun bir ağaç bulduğunda 30 m.ye kadar uzayabilmektedir.

uploads/13082016191520/Slayt1.JPGPhilodendron bipinnatifidum Filodendron türleri içinde en kolay büyütülebilen bir bitkidir.İç mekanda da olabilir, ancak geniş bir yere gereksinim duyar. Güneşte veya gölgede yetişebilir, ancak nemli ve korunaklı bir ortam daha iyi büyümesi için gereklidir. Yağmur ormanı bitkisi olduğu için dona fazla dayanıklı değildir, kısa süreli hafif dona dayanabilir. Hafif dondan sonra gövdesi bozulduğunda, alttan birçok kardeş vererek büyüdüğü gözlenmiştir.

Peyzajda Kullanımı: Ağaç Filodendron uzun yıllardır, tropik peyzaj ve iç mekan uygulamalırının vazgeçilmezlerindendir. Bitki tropikal görünümü yanında, fazla bakıma gereksinim göstermemesi ve geniş hacimli olması nedenleri ile tercih edilmektedir. Tropik, subtropik ve ılıman iklim sahillerinde kolaylıkla yetiştirilebilir. Soğuk iklim yörelerinde ise, saksı içinde, ışığın yeterli olduğu, veranda ve avlularda, kullanılır. Yeterli alan bulunması halinde, iç mekanda çok güzel bir görüntü yaratırlar. Philodendron bipinnatifidum bahçeye, yağmur ormanı havası verir. Dış mekanda, büyük ağaçların altına dikildiğinde, hava kökleri ile ağac gövdesi ve dallarına  tutunarak, yukarı yükselir ve tropik havayı pekiştirir.

 

uploads/13082016191520/Slayt5.JPG

uploads/13082016191520/Slayt4.JPG

uploads/13082016191520/Slayt3.JPG

PEYZAJDA 4. BOYUT Temmuz 2016

uploads/12072016150832/1.jpg

BRACHYCHITON POPULNEUS – JAPON KAVAĞI

Brachychiton (Şişe Ağaçları): Malvaceae ailesine ait, 31 tür, ağaç veya büyük çalıları kapsayan bir cinstir. Bitkilerin 30 u doğal olarak Avustralya’da, biri ise Yeni Gine’de bulunmaktadır. Brachychiton adı Yunanca brachys (kısa) ve chiton (eski Yunan’da giyilen kolsuz ince uzun elbise), kelimelerinden türetilmiştir, bitkinin ince, geniş tohum kılıfına atfen verilmiştir.

uploads/12072016150832/Slayt3.JPG

Brachychiton’lar fazla don olmayan yörelerde kullanılabilecek, gösterişli bahçe ağaçlarıdır. Fazla bakım gerektirmez ve fazla suya gereksinim duymazlar ancak iyi drenaj gereklidir. Türlere göre, 4-30 metre boylanabilirler, her dem yeşil olmakla birlikte, bazıları kurak mevsimlerde, yaprak dökerler.

Birçok türün gövdesi, şişe şeklinde şişlik gösterir, bu gövdeler kurak mevsimlerde su depolamaya yaramaktadır. Tüm türler erdişidir, erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde bulunurlar. Bazı gösterişli Brachychiton türleri, Akdeniz bölgesinde, Güney Afrika’da ve ABD de bahçelerde sıklıkla kullanılmaktadır.

Brachychiton populneus Orta büyüklükte, nadiren 20 metre uzunluğa erişebilen, her dem yeşil bir ağaçtır. Anavatanı Doğu Avustralya’dır. Doğal olarak Kuzey-Doğu Victoria’dan Townville’e ve sahilden, yarı kurak iç kısımlara kadar uzanır. Populneus Latince kavak benzeri demektir, bitkiye bu ad, yapraklarının Kavak Ağacı yapraklarına benzemesinden dolayı verilmiştir.

Japon Kavağı’nın gövdesi kalın ve gri renktedir. Geniş gövde, sıcak kuru iklim bölgelerinde su depolama görevi görmektedir. Parlak, yeşiluploads/12072016150832/Slayt4.JPG yaprakları bütün veya 3-9 lobludur, 10 cm e kadar olabilirler. Yeni yapraklar soluk yeşil renktedir, kenarları pembe olarak görülür. Çan şeklindeki küçük çiçekleri, beyaz renkte, boynun iç kısmı, pembe-kahverengidir. Çiçeklenmeden sonra oluşan, tohum kapsülleri, kayık şeklindedir, içlerinde birçok iri tohum bulunur.

Brachychiton populneus‘un erişkin yapraklarına göre ayırt edilen, iki alt türü vardır. Trilobus‘ta yaprak 3 veya 5 ince loptan oluşmaktadır. Populneus’ta ise, kavak yaprağı benzeri, tek parça bir yaprak bulunur. Bitkinin çoğaltılması, tohum veya çelikleme ile yapılır. Genç fidanların gelişmesi çok yavaştır, ancak bu devre, iyi bir harç kullanılarak, bitkinin su ve gübre gereksinimi iyi ayarlayarak kısaltılabilir. Muhtemelen Brachychiton cinsinin soğuğa en dayanıklısıdır. Ağaçlar kısa süreli, -8˚C ye dayanmaktadır.

Peyzajda kullanımı: Japon Kavağı parlak yeşil yaprak ve kompakt yapısı ile, park ve bahçelerde spesmen ağacı olarak kullanılır. Süs ağacı ve cadde ağaçlanmasında, Güney Afrika, ABD, Türkiye dahil Akdeniz ülkelerinde kullanılmaktadır.

Dallardan koparılan yaprakları lezzetlidir, hayvanlar tarafından yenilir, ancak çiçek ve tohumları zehirlidir.

 

uploads/12072016152140/22.jpg

uploads/12072016150832/Slayt5.JPG

uploads/12072016150832/Slayt6.JPG

PEYZAJDA 4. BOYUT Haziran 2016

uploads/08062016192910/7.JPG

BRACHYCHİTON ACERİFOLİUS – AVUSTRALYA ALEV AĞACI

Brachychiton (Şişe Ağaçları): Malvaceae ailesine ait, 31 tür, ağaç veya büyük çalıları kapsayan bir cinstir. Bitkilerin 30 u doğal olarak Avustralya’da, biri ise Yeni Gine’de bulunmaktadır. Brachychiton adı Yunanca brachys (kısa) ve chiton (eski Yunan’da giyilen kolsuz ince uzun elbise), kelimelerinden türetilmiştir, bitkinin ince, geniş tohum kılıfına atfen verilmiştir.

uploads/08062016192910/5.JPG

Brachychiton’lar fazla don olmayan yörelerde kullanılabilecek, gösterişli bahçe ağaçlarıdır. İyi drenaj gereklidir, fazla bakım gerektirmez ve fazla suya gereksinim göstermezler. Türlere göre, 4-30 metre boylanabilirler, her dem yeşil olmakla birlikte, bazıları kurak mevsimlerde, yaprak dökerler.

Birçok türün gövdesi, şişe şeklinde şişlik gösterir, bu gövdeler kurak mevsimlerde su depolamaya yaramaktadır. Tüm türler erdişidir, erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde bulunurlar. Bazı gösterişli Brachychiton türleri, Akdeniz bölgesinde, Güney Afrika’da ve ABD de bahçelerde sıklıkla kullanılmaktadır.

Brachychiton acerifolius, Illawarra veya Avustralya Alev Ağacı olarak bilinmektedir, Malvaceae ailesine ait büyük bir ağaçtır. Doğal olarak Avustralya’nın doğu sahillerinde Illawarra’dan, Cape York a kadar olan bölgedeki yağmur ormanlarında bulunmaktadır. Acerifolius adı, bitkinin yapraklarının Acer (Akçaağaç) e benzemesinden dolayı verilmiştir. Özellikle, yapraksız zamanda, üzerinin parlak kırmızı çiçeklerle kaplanması ile tanınmaktadır.

Brachychiton acerifolius Ilıman iklimlere uyum sağladığı ve çok gösterişli bir ağaç olduğundan, dünyanın birçok yerinde süs ağacı olarak kullanılmaktadır. Ağaç sıcak tropik bölgedeki doğasında, 40 metre boya kadar uzayabilmekte ise de, ılıman yörelerde en fazla 20 metreye ulaşabilmektedir. Yeteri kadar su bulamadığı kış mevsimlerinde yaprak dökmektedir. Kalın, etli, parlak yeşil yaprakları 3-7 lobludur. Ağaç, yaprakları bozulsa da, -4˚C.ye kadar dona dayanmaktadır. 

uploads/08062016192910/6.JPG

Gösterişli çiçekler ilkbahar sonunda açmaktadır. Küçük, alev kırmızısı renkli, çan şeklindeki çiçekleri açtıkları zaman çok güzel görünürler. Çiçek sapları da turuncu ve kırmızıdır bu nedenle goncalar tam açmadan bile, ağacın muhteşem bir görünümü olmaktadır. Kışın yağmur alan yörelerde, doğal ritm bozulmakta, ağaç yaprak dökmemekte ve daha az çiçek açabilmektedir. Meyveler, 10 cm uzunlukta, koyu kahverengi renkte, uzun kılıf (pod) şeklindedir. Meyvelerin üzeri ince kıllarla kaplıdır, deriye yapıştıklarında kaşıntıya neden olurlar, tohumları sarıdır.

Avustralya Alev Ağacı tam çiçeklenme sırasında görüldüğü zaman, bir daha unutulmayacak bir ağaçtır. Ağaç sıcağa, kuraklığa, rüzgâra ve hafif dona dayanıklıdır. Genç ağaçlar, dikildikleri yere adapte olduktan sonra, kuraklığa oldukça dayanıklı olurlar. Diğer Şişe Ağaçlarında olduğu gibi, bir yerden diğerine nakilde, fazla sıkıntı yaşamazlar.

Peyzajda Kullanımı: Brachychiton acerifolius, dünyada kırmızı çiçek açan ağaçların en güzellerindendir. Tropik görünüşlü bir bahçe yapmak için çok iyi bir seçimdir. Çeşitli topraklara uyum sağlayabilmektedir. 8-20 m yükseklik ve 6-8 m taca ulaşabilen ağaç, hızlı gelişir ve dallarının ucunda salkım şeklinde alev kırmızısı çiçekler açar. Bu çiçekler döküldüklerinde, ağaç altında adeta kırmızı bir halı oluştururlar. Avustralya Alev Ağacı, Jakaranda Ağacı (Jacaranda mimosifolia) ile beraber dikildiğinde, aynı zamanda çiçek açtıklarından, parlak kırmızı ve mavi-mor çiçeklerin yaptığı renk armonisi çok güzel ve ilgi çekicidir. Kök sistemlerinin çok yayılıcı olmaması ve fazla yaprak dökmedikleri için yüzme havuzu etrafında tercih edilecek ağaçlardandır. Saksı bitkisi olarak da aydınlık iç mekân ve yürüyüş yolu kenarlarında kullanılmaktadır.

 

 

uploads/08062016192910/1.JPG

uploads/08062016192910/2.JPG

uploads/08062016192910/3.JPG

 uploads/08062016192910/4.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Mayıs 2016

uploads/19052016140552/Slayt6.JPG

 

MURRAYA PANİCULATA – YALANCI PORTAKAL 

Murraya paniculata Güney Çin, Tayvan, Güney Doğu Asya ve Avusturalya’da doğal olarak bulunan, her dem yeşil, tropik bir bitkidir. Cins adı, 18.yüzyılda yaşamış, İsveçli Botanikçi Dr. Johann Murray’dan gelmektedir. Murraya’lar koisya ve sitruslar gibi Rutaceae ailesine aittir. Krem-beyaz çiçekleri, portakal çiçeği gibi kokarlar.

uploads/19052016140552/Slayt5.JPGYalancı Portakal,  tropiklerde yaşayan her dem yeşil, küçük bir ağaç veya büyük bir çalıdır. Genelde 2-4 metre boydadır, ancak 7 metreye kadar boylanabilmektedir. Çiçeklenmesi yıl boyunca olur, yağmurlardan sonra çiçeklenme artmaktadır. En fazla çiçeklenme kış sonundan, ilkbahar sonuna kadar olmaktadır. Çiçeklenmeden sonra oluşan, kırmızı-portakal rengi küçük meyveler, kuşlar tarafından sevilerek yenilmektedir. Çiçekler, dalların ucunda gruplar halinde oluşurlar, her püskülde 10-18 mm büyüklüğünde, 8 adete kadar, 5 petalli, beyaz renkli çiçekler bulunmaktadır. Petallerin uçları arkaya doğru kıvrıktır.

Murraya paniculata’nın tüysüz ve parlak yaprakları, 3-9 adet pinnat yaprakçıktan oluşmaktadır, yaprakçıklar eliptik veya eşkenar dörtgen şeklinde olabilirler.

Murraya paniculata 'Exotica', tropik ve subtropik lerde en fazla kullanılan kültürdür. Doğal Murraya paniculata ile Murraya paniculata 'Exotica' birbirlerine çok benzemektedir, ekzotika’nın yaprakçıkları daha büyüktür (3-7 cm), doğal türün yaprakçıkları ise 1-4 cm dir.

Yalancı Pouploads/19052016140552/Slayt4.JPGrtakal’ın boduru da üretilmiştir, bu kültürün adı Murraya paniculata 'Min-a-min' dir. Saksıda yetiştirmek için uygundur.

Murraya paniculata tohum veya yarı oduncu çelikle üretilir. Tohumları genelde kuşlar veya meyveleri yiyen diğer hayvanlar tarafından yayılmaktadır. Tropiklerde istila edici olabilirler.

Yalancı Portakal yere dikildiğinde, 7 metreye kadar boylanabilir, ancak budama ile bitkiyi daha kompakt ve kısa tutmak mümkündür. Bitki kısa süreli -4˚C sıcaklığa dayanabilmektedir. Bitki güneş altında veya yarı gölgede yetiştirilebilir, nemli toprak ve nötral pH tercihidir.

Peyzajda Kullanımı: Murraya paniculata ve Murraya paniculata 'Exotica' yaygın olarak, özellikle dünyamızın sıcak iklim bölgelerinde, soliter ağaç ve çit bitkisi olarak kullanılmaktadır. Yalancı Portakal’ın tercih nedenleri, güzel kokulu çiçek ve renkli meyveleri, dayanıklılığı ve toprak toleransıdır. Alkali, asidik, killi, kumlu topraklara adapte olur. Yüksek çitler için de iyi bir alternatiftir.

Murraya paniculata geleneksel tıpta, ağrı kesici olarak kullanılmaktadır.

uploads/19052016140552/Slayt3.JPG

uploads/19052016140552/Slayt2.JPG

uploads/19052016140552/Slayt1.JPG

PEYZAJDA 4. BOYUT Nisan 2016

uploads/17042016140935/Slayt5.JPG

THALİA DEALBATA- SU KANASI

Thalia dealbata, Marantaceae ailesine ait, gövdesiz, rizomlu, bir bataklık veya su kenarı bitkisidir. Anavatanı Güney ve Orta ABD ve Meksika’dır. Bu coğrafyada; sulak alanlarda, bataklıklarda veya su kenarlarında doğal olarak yaşamlarını sürdürürler. Cins adı 16. Yüzyılda yaşamış, Alman hekim ve doğasever Johann Thal’e atfen verilmiştir.

uploads/17042016142509/1.jpgSu Kannası uzun saplı, kanna’ya benzeyen yaprakları ve mavi-mor renkli çiçekleri ile dikkati çeken bir bitkidir. 180-280 cm yüksekliğe erişebilir. Oval veya lanseolat yapraklarının rengi mavi-yeşildir. Yaprak kenarları pembe renktedir, üzerleri pudra gibi beyaz bir tozla örtülüdür. Thalia dealbata yaz ortasında çiçek açar. Mavi-mor renkli çiçekleri, püskül halinde birleşik olarak bulunurlar.  Çiçek sapları çok uzundur, 200-300 cm i bulur, çiçekler yapraklardan daha yüksek olduğundan rahatlıkla görünürler. Döllenme olursa, meyveleri ve bir zarfa sarılı tohumları oluşur.

Su Kannası bataklık arazi veya sığ sularda, güneş altında yaşar. Organik maddeden zengin, ağır toprakları sever. Tercihi, köklerinin tam su içinde olması ve bol güneş ışını almasıdır. Gün boyunca yaprakları yatay pozisyondadır, ancak akşamları, hepsi yukarı kalkarlar.

Bitkinin üretimi tohum veya rizomların ayrılması ile yapılır. Bitki su kenarında yetiştirilecekse, tercihan içinde humustan zengin, ağır (killi) bir toprak bulunan saksıya dikilmeli ve saksı su içinde 15 cm den fazla olmayan bir derinliğe yerleştirilmelidir. Bataklık arazilerde de kolaylıkla yetiştirilebilir. Gölgede bitkinin gelişimi ve çiçeklenmesi tam olmamaktadır. Soğuk bölgelerde, bitki yaprak döker, ancak -20˚C ye dayanmaktadır.

Peyzajda kullanımı: Thalia dealbata iri yaprakları ve göz alıcı mor renkli çiçekleri ile seçilecek su bitkilerinden biridir. Soğuk ve dona çok dayanıklı olmasına karşın, görünüşü ile havuz veya bahçeye tropikal bir görünüm kazandırır, bu nedenle Tropikal görünümlü bahçe düzenlemesinde iyi bir seçimdir. Havuz, gölet ve bataklık bahçesi peyzajında, tercih edilen bir bitkidir.

 

uploads/17042016140935/Slayt2.JPG

uploads/17042016140935/Slayt1.JPG

uploads/17042016142509/2.jpg

PEYZAJDA 4. BOYUT Mart 2016

uploads/13032016192740/Slayt8.JPG

 

PONTEDERİA CORDATA – PONTEDERYA

Pontederia cordata, Pontederiaceae ailesinin Pontederia cinsine ait bir türdür. Monokotil (tek çenekli) su bitkisidir, anavatanı Amerika kıtasıdır. Doğal olarak Doğu Kanada’dan, güneyde Arjantine kadar olan coğrafyada bulunmaktadır. Göl, havuz kenarları ve her türlü sulak alanda bulunabilir. Pontederya çok yıllık bir bitkidir, kışın yaprak ve gövdesi bozulsa da, rizom ve kökleri sağlam kaldığından ilkbaharda yeniden sürer.

uploads/13032016192740/Slayt4.JPGPontederia cordata 150 cm boya kadar uzayabilir. Düzgün gövdeleri suyun üstüne çıkar, dallanır her dal ucundan bir yaprak çıkar, ayrıca uzun bir çiçek sapı çıkarır. Parlak, yeşil yapraklar, lanseolat (mızraksı-yukarı doğru incelen) veya kordat (kalp) şeklinde olup 7 cm genişlik ve 25 cm boya kadar erişebilir. Yapraklar, uzun sapları ile gövdeye sıkıca bağlıdır. Yaprakların damarları, tabandan uca doğru paralel şekilde seyreder, genelde gördüğümüz diğer yapraklardaki gibi damarlar arasında birleşme veya dallanma yoktur. Pontederya’nın gövdeleri, yaprakları suyun üzerinde tutar. Her gövdeden 7-10 cm uzunluğunda bir çiçek sapı çıkar. Çiçeklenme haziran ayında başlar ve kasım ayına kadar devam eder. Sap üzerinde çok sayıda, sarı çizgileri olan, mavi-mor renkli çiçekler bulunur. Her çiçeğin ömrü bir gündür. Arı ve bazı böcekler, döllenmeyi yaptıktan sonra küçük meyveler oluşur, her meyve bir adet tohum içerir. Meyve oluştuktan sonra çiçek sapı yana eğilir, meyve ve tohumlar suya batarlar. Tohumların filizlenmesi için 6-8 haftalık bir soğuklama gereksinimi vardır.

Birçok su bitkisinde olduğu gibi Pontederia cordata rizomlarından verdiği kardeşler ile aseksüel olarak çoğalabilir, bu şekilde geniş koloniler oluştururlar. Bitkinin çoğaltılması, tohum veya rizomların ayrılması ile yapılır.

Su basar alanlarda, Pontederya nın büyük kısmı, suya gömülebilmektedir. Bu durumda bitki gövdesinde bulunan aerenchyma’lardan yararlanır, bu yol ile köklere oksijen taşınır. Ayrıca bitki metabolizması da az oksijen ile idare edebilmektedir. Bitkinin doğal olarak bulunduğu alanlarda, genelde ilkbaharda su seviyesi yükselmekte, yazın ise bitki toprak üzerinde kalmaktadır. Suya dayanıklı olan bitki, tuzluluğa dayanıklı değildir.

Peyzajda kullanımı: Pontederia cordata ve kültürleri sulak alan ve bataklık alan bitkisi olarak, peyzajda en fazla kullanılan bitkilerdendir. Bataklık alanlarda ve 30-40 cm e kadar olan su derinliklerinde rahatlıkla yaşamaktadırlar. Bitki özellikle, süs havuzları ve doğal havuzlarda, helikopter ve kız böceklerinin larvalarının tırmanarak yaprak üzerine çıkıp güneşte kuruduktan sonra, kanatlı erişkinlere dönüştü yer olması bakımından önemlidir. Arıtma sistemleri için de çok önemli bir bitkidir. Sudaki gıdaları ve nitratları diğer birçok bitkiye nazaran daha fazla tükettiğinden filtrasyon bitkisi olarak kullanılır.

Pontederya’nın birçok kültürü vardır, en çok bilinenleri beyaz çiçekli Pontederia cordata “alba” ve pembe çiçekli Pontederia cordata “pink”dir. Dilatata and Lanceolata kültürleri mavi-mor renkli renkli çiçekli, doğal Pontederia cordata tan daha büyük yapraklı ve daha uzun boyludur (150-180 cm).

 

uploads/13032016192740/Slayt1.JPG

uploads/13032016192740/Slayt2.JPG

uploads/13032016192740/Slayt3.JPG

uploads/13032016192740/Slayt5.JPG

uploads/13032016192740/Slayt6.JPG

 uploads/13032016192740/Slayt7.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Şubat 2016

uploads/04022016092932/g1.jpg

 

SYZYYGİUM JAMBOS - EUGENİA JAMBOS – GÜL ELMASI

Syzygium Mersingiller ailesine (Myrtaceae) ait 1200 den fazla cinsten biridir. Syzygium cinsi 1300 kadar türü kapsamaktadır. Syzyygium jambos da bu türlerden biridir. Vatanının Güney-doğu Asya; Endonezya, Filipinler ve Malezya olduğu düşünülmektedir. Bugün, tropiklerin birçok yerinde, özellikle Hindistan, Seylan ve Tropikal Amerika’da yaygın olarak bulunmaktadır. Eugenia jambos ve Myrtus jambos sinonim adlarıdır. Hintçe’de "Pomarrosa" karşılığı İngilizcede “Rose Apple”, Türkçede “Gül Elması” adları kullanılmaktadır. Adının Gül Elması olmasına karşın, ne meyvesi, ne de ağacı elma ağacına benzememektedir.

uploads/04022016092932/Slayt6.JPGSyzyygium jambos 8-12 m boylanabilen, büyük bir çalı veya küçük bir ağaç olarak adlandırılabilir. Genelde üzerindeki geniş tacı, ağacın yüksekliğinden fazla olmaktadır. Her dem yeşil, karşılıklı olarak çıkan, lanseolat yaprakları, 10-20 cm uzunluğunda olup, uçları sivridir. Yeni çıkan yapraklar, parlak kırmızı renktedir, büyüyünce koyu yeşil renge dönerler.

Gül Elması çiçekleri, krem beyaz veya yeşilimsi beyaz renkte olup, dalcıkların uçlarında salkım şeklinde açarlar. Çok sayıda stamenle birlikte, çiçeklerin çapları 4-8 cm yi bulur. Ilıman iklim bölgelerinde çiçek açma mevsimi yazdır, tropiklerde yıl boyu çiçek açarlar.

Syzygium jambos’un meyveleri dıştan guava meyvelerine benzer. Meyveler yuvarlak, oval veya küçük armut şeklinde, ince kabuklu, sarı-yeşilimtrak renkte olup, 4-5 cm uzunluktadır. Meyvenin içinde 1-3 adet, büyük kahverengi çekirdek bulunur. Meyvenin etli kısmı ile çekirdekler arasında bir boşluk vardır, bu nedenle meyve sallandığında tıkırtı sesi duyulur. Meyvenin tadının elma ile kavun arasında olduğu söylenir, belirgin bir gül kokusu vardır.

Gül Elması dalından koparıldıktan sonra uzun süre saklanamaz, tüketilmesi gerekir. Hindistan’da bir sezonda, erişkin bir ağaçtan 2,5 kg meyve alındığı bildirilmiştir. Meyveler C vitamininden zengindir, çiğ olarak yenilebildiği gibi, reçel, marmelat yapılarak veya diğer meyveler ile karıştırılarak kullanılır. Şurubu, sosu yapılır veya soğuk içeceklere koku vermek için ilave edilebilir.

Syzygium jambos ağaçları, genelde tohumdan üretilir. Tohumlar çok embriyolu olduklarından, her tohumdan 1-3 adet sürgün ucu çıkar. Ancak tohumdan elde edilen ağaçlar ve bunların meyveleri standart olmadığından, bazı ülkelerde, çelik üretimi tercih edilmektedir. Gül Elması, toprak bakımından çok seçici değildir, derin, organik maddece zengin, kıvamlı bir toprağı tercih etmekle birlikte, kumlu, alkali ve organik maddesi az olan topraklarda da yetişir. Tohumdan çıkan fideler, 3-4 yıl içinde ürün vermeye başlarlar.

Peyzajda kullanımı: Syzygium jambos ağacı, tropik veya tropik iklime yakın, yörelerde rahatlıkla yetişir. Ilıman iklim bölgesinde ağaç büyüse bile meyve vermesinin zor olduğu söylenmektedir. Bu nedenle soğuk ve ılıman iklim bölgelerinde, ağacın peyzaj veya meyveleri için açık sahaya dikilmesi düşünülmemelidir. Bu yörelerde, bitki kış bahçelerinde yetiştirilebilir. Saksıda yetiştirilen ağaçlar da kolaylıkla meyve verirler.

Bitkinin çiçeklerinin zehirli olduğu söylenir. Bitki, gövde kabuğu ve köklerinde bulunan jambosin alkaloidi zehirlidir. Ağaç kabuğundan kahverengi bir boya elde edilmektedir. Ağacın kerestesinden mobilya yapılmaktadır.

Tıpta kullanımı: Ağacın bazı kısımları, yöresel halk tıbbında kullanılmaktadır. Hindistan’da meyvelerin beyin ve karaciğer kuvvetlendirici, meyveden elde edilen sıvının, idrar söktürücü olduğuna inanılır. Yapraktan hazırlanan pelte, göze iyi gelir, aynı zamanda idrar söktürücü, balgam söktürücü ve romatizmaya için kullanılmaktadır. Kaynamış yaprak suyu, ateş düşürücüdür. Ağacın taninden zengin olması antimikrobial özelliği olduğunu düşündürmektedir.

uploads/04022016092932/Slayt1.JPG

uploads/04022016092932/Slayt2.JPG

uploads/04022016092932/Slayt4.JPG

 uploads/04022016092932/Slayt5.JPG 

PEYZAJDA 4. BOYUT Ocak 2016

uploads/16012016104849/BAS.jpg

 

OXALİS TRİANGULARİS ATROPURPUREA-KIRMIZI YAPRAKLI YONCA

Oxalis triangularis, Oxalidaceae ailesinin oxalis cinsine aittir. Tür ismi Oxalis triangularis subsp. papilionaceae, kültür ismi ise  atropurpurea dır. Oxalis papilionaceae ve Oxalis regnellii sinonim adlarıdır. Üçgen Yapraklı Yonca’nın vatanı Güney Amerika; Arjantin, Bolivya, Brezilya, Paraguay ve Peru’dur. Doğada, dere kenarlarında, kayalar arasında bulunmaktadır.

uploads/16012016104849/4.jpgOxalis triangularis atropurpurea çok yıllık, gövdesiz, yenilebilen bir bitkidir. Rizomlardan çıkan yapraklar 20 cm yüksekliğe erieşirler. Yaprakçıklar, üçgen şeklinde, kırmızı-mor renkte olup, geceleri kendi üzerlerine kapanırlar.

Çiçekleri hermafrodit (dişi ve erkek organları olan) tir, böcekler tarafından döllenirler. Çanak yaprakların tepelerinde bir çift turuncu çıkıntı bulunmaktadır. Taç yaprakları 15–22 mm, beyaz, soluk pembe veya mordur. Genelde Nisan-Mayıs aylarında çiçek açarlar, bazen çieklenme eylül ayına kadar devam eder.

Kırmızı Yapraklı Yoncanın meyveleri oval şekilde, 12–18 mm uzunluğundadır. Kısa, dallanma gösteren rizomlar, 5 cm uzunluk ve 15 mm genişliğe erişebilirler. Yaşlı rizomların etrafında birçok küçük soğancık oluşur.

Oxalis triangularis atropurpurea tohumdan, rizomların kesilmesi veya yanda oluşun soğan veya soğancıkların (bulbil) ayrılması ile üretilebilir. En kolay üretim, soğancıkların  ayrılması ile yapılır. Diğer soğanlı bitkilerde olduğu gibi oxalis cinsi de dinlenme (dormansi) peryodu geçirir. Dinlenme zamanında veya zamanın sonunda, soğanlar ve soğancıklar toprakta çıkartılarak, ayrılırlar veya ayrı kaplara dikilirler.

Kırmızı Yapraklı Yonca iyi drenajlı toprağı tercih eder, asit veya bazik topraklarda yetişebilmektedir. Gerek kuraklığa, gerek sulak alanlara adapte olabilmektedir. Saksıda yetiştirilecekse, iyi drenajlı ortam kullanılmalı ve bitki yarı gölgeye konulmalıdır. İç mekân sıcaklığının 15 ºC dolayında olması idealdir. Sıcaklığın 30 ºC üzerinde devam ettiği durumlarda, bitki dinlenme devresine geçer, yaprakları bozulur ve dökülür. Büyüme devresinde, sulama ihmal edilmemeli, ancak toprak kurudukça sulanmalıdır. Yaprak budaması yaz başı veya bitkinin dinlenme devresinde yapılır. Bitki, rüzgara dayanıklı, ancak denizden gelen tuzlu esintilere dayanıksızdar. Kara leke ve diğer yaprak mantarları, kırmızı örümcek (akar) ve yaprak güveleri en fazla rastlanan problemlerdir.

Peyzajda Kullanımı: Oxalis triangularis atropurpurea genel olarak saksı bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Ancak sıcaklığın -10 ºC altına düşmediği yörelerde, kolaylıkla dış mekân bitkisi olarak kullanılabilir. Güneş altında olabildiği gibi yarı gölgeye de dikilebilir.

Yemek olarak kullanılması: Kırmızı Yapraklı Yonca yapraklarının hafif  ekşimsi tadı ve kokusu vardır, çiğ veya pişirilerek yenilebilir. Kırmızı Yapraklı Yonca salata tabaklarına süsleme amacı ile de konulmaktadır. Yaprakların kokusunu veren içinde bulunan oxalik asittir. Çok fazla yenildiğinde, vücutta fazla miktarda kalsyumun bağlanması ve eksikliğine yol açabilir. Yapraklar pişirildiği takdirde okzalik asit miktarı düşmektedir. Romatizma, artrit, gut, böbrek taşı veya hiperasiditesi olanlar dikkatli olarak yemelidirler, fazla alındığı takdirde, semptomları arttırabilir.

uploads/16012016104849/1.jpg

uploads/16012016104849/2.jpg

uploads/16012016104849/3.jpg

uploads/16012016104849/5.jpg

uploads/16012016104849/6.jpg

 uploads/16012016105955/7.jpg